Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Zombi

Ağustos 13th 2008 Fantazi Hikayeleri

gözkapaklarını açmakta zorlandı. uyandığından beri vücudunu kaldıracak hali yoktu. yirmi beş yıldır belki de bu şekilde uyandığını hatırlamıyordu. (hatırladığı kadarıyla…) her tarafının ağırlaştığını ve his kabiliyetinin yok olduğunu hissediyordu. uyanmıştı ama kim olduğunu bilmiyordu.

gözlerini yavaşça araladı. birkaç kez kapanıp sonra tekrar açtı. gözlerini açtıktan sonra iki dakikadır neredeyse gözkapakları hiç kapanmamıştı. yüzü havaya doğru bakıyordu. bulunduğu hal hakkından ilk izlenimi bir evin verandasında yatıyor olduğuydu. yüzünün yarısına güneş vururken diğer yarısı üst katın gölgesi vuruyordu. ev ahşap yapıydı ve ahşap olmayan kısımlara da ahşap havası verilmişti. yüzünü sağa çevirmeye zorlandığında boynunun kütürdediğini ve acayip sesler çıkardığını duydu. yavaşça yüzünü çevirdiğinde korkuluklar arasından bahçeyi görebiliyordu. bahçe bakımlı gözüküyordu fakat dağınıklığından ve ezilen çimlerden yaramaz çocukların saldırısına uğramış havası veriyor veya küçük çapta bir kasırga bu bakımlı bahçeyi biraz dağıtmış gibi gözüküyordu. havada rüzgâr olduğunu hisleriyle değil, sallanan ağaç dallarından, uçuşan yapraklardan anlıyordu. rüzgârı hissedemiyordu… neden hala kalkmak istemediğini anlamıyordu. nedenini de bilmiyordu… neredeydi ve kimdi? burada yapmış ne yapıyordu? Ölmüş olabilir miydi? (ölmediği kesindi). kafasında cevabını bilmediği birçok soru vardı. bu sorunu bir an önce çözmeliydi. kafasında ki sorulara cevap bulmak için etrafı inceleyip burada neler olduğunu anlamaya çalıştı. düşünmeye başladı… müstakil bir evin verandasındaydı. sağında üzerinde çiçeklerin olduğu korkuluklar var, korkulukların üzerindeki saksılardan bazıları düşmüş bazılarının çiçekleri kurumaya yüz tutmuştu. solunda rüzgârla açılıp kapanan bir kapı vardı. pencerelerin camları kırılmış perdeleri rüzgârla dışarıya savruluyordu. hemen önünde bir saksı düşmüş ve çiçeği ise çoktan kurumuştu. en azından iki üç gün önce düştüğünü buradan kestirmesi zor olmadı.

İlk izlenimlerine göre bu ev kendi evi olabilirdi ve büyük bir fırtına ya da salgın olmuştu. ve karantina altına alınan bir bölgede kaçarken düşmüş ve bayılmıştı ve onu burada bu şekilde bırakmışlardı. bundan da bir ailesi olmadığını büyük ihtimalle yalnız yaşayan birisi olduğunu düşündü. ama eve bakarak (kendi eviyse) zengin olabileceğini düşündü.

ama bir insan üç gün boyunca baygın kalabilir miydi ki? farklı ihtimaller doğuyordu böylece… geçmişini hatırlamıyordu. kim olduğunu da bilmiyordu. tahminen düşünce hafıza kaybı yaşamıştı ama o zaman neden bir evin ‘ev’ olduğunu bilebiliyordu ya da verandanın ‘veranda’ diye isimlendirildiğini biliyordu da çarpmadan önceki hayatını hiç hatırlamıyordu. Çözemediği kafasını kurcalayan kısım buydu.
Şu vücudunu bir kaldırabilse ama çok uykusu vardı. merakı olmasa üç gün kesintisiz uyuyabilirdi. gözlerini kapatmak istiyordu şimdi fakat bu kez de kartlaşmış gibi gözlerini kapatamıyordu. zor da olsa beş dakika sonra bedenini zorluklarını kaldırdı. yürümeye başladığında yürümesinde ki garipliği hissetti. ne tam olarak bedenine hâkim olurken ne de beynine hâkimdi….




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

kurumuş yapraklar vardı her yerde,eğildi,birini aldı.dikkatlice baktı,sarıydı ve yıpranmıştı kendisi gibi.ufacık ellerinde ufacıktı ve yolculuğunun sonuna gelmiş gibiydi.yalnız kalmak istercesine,esen rüzgarla,ağaçta kalmış arkadaşlarının alkışlaryla elinden uçup gitti birden…diğerlerinin yanına döndü.toprak onun sahnesiydi.oraya aitti.o bunu biliyordu ama yine de bakakaldı anlamsızca.belki de bilmek istemiyordu.

ayağa kalktı umursamadan.İkizini bulmalıydı.Üşümüştü.esen rüzgar onu mavi gökyüzüne çekmeye çalışıyordu sanki.etrafına baktı ağır [...]

Önceki Yazılar

gecenin sessizliğini dinliyorum. perdeyi hafif aralamış, lambayı söndürmüşüm. sokak lambaları fersiz ışıklarıyla yolu aydınlatıyor. yıldızları pek göremiyorum, hava sisli ve dumanlı..koca şehrin kirliliğinde yıldızları bu kadar farkedebilmek bile kâfi,diye geçiriyorum içimden.hava soğuk, yollar tenha. bir allah’ın kulu uğramaz buralara.yan taraftaki bakkal dahi hava kararınca yarım saat ancak dayanır, kepenkleri indirip evine yollanır..
uzaklardan birkaç kedinin boğuşma [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat