yol hikayeleri
Bilinen sınırlardan bilinmeyene doğru gidişşimin ilk adımı Aleppo; diğer adıyla Haleb…
Yeni bir sabah. Sokaklarda dolaşşıyorum. Kılık kıyafetler gözume carpıyor; uzun entari giyen, başşını saran erkekler genellikle yerini pantolon gömlek giyenlere bırakıyor. Kadınlar koyu renk uzun elbiseler giymişş. İstiyorum ki; geleneksel kıyafetler, yaşşam bicimleri göreyim ama herkes aynı olma yolunda o denli elbirliği etmişş ki görduklerimle yetiniyorum..
Sokaklarda yuruyorum. Kendimi tamamen bırakamadan, kaybolurcasına ve bunu umursamamacasına yurumeyi henuz becerememişş olmama rağmen gevşşemeye calışşıyorum. Gezgin olmak zor zanaat. Ben henuz kenarında bile değilim..
El-Jideyde meydanındayım. Genişş caddelerden ara sokaklara dalıyorum. Birbirleriyle öyle tezat ki bu sokaklar; insanda carpıcı bir etki bırakıyor. Yapılar taşş. Her şşey taşş; duvarlar, evler, gözum taşştan bayram etmişş halde heyecanla yuruyorum. Görduğum her sokağın fotoğrafını cekesim geliyor. Derken tam deklanşşöre basacak oluyorum ki arkadan siyah giydiğini yandan anlık görduğum bir adam `please` dememe rağmen fotoğraf karesine giriyor. Bu saygısızlık karşşısında deklanşşöre de basmışş olmanın verdiği kızgınlıkla söyleniyorum.. Adamın arkasından bakakalmışş bir vaziyetteyim. O sokağın köşşesinde gözden kaybolmadan az önce bunu özellikle yaptığını belirtirmişşcesine arkasını dönup bana bakıyor!
Haleb kalesi önundeyim. Bir mısır aldım, yemek icin bir yer bulup oturdum. Derken 6-7 yaşşlarında olduğunu sandığım bir cocuk yanıma geldi. Selam verdi, aldım selamını. Sonradan anlayacağım uzere bu cocuk uzun bir sure peşşimi bırakmayacaktı. En son gitmesini sağlamak icin sesimi yukseltmek zorunda kaldım. Gittiğini sandım ama elinde bir silahla geri dönmuşştu. Bağırarak bana seslendi. Ona bakmamla beraber uzerime doğrulmuşş bir silah gördum. Kalakaldım. Oyuncaktı muhakkak ama silah gercek mi değil mi diye bir an duşşunmeden edemedim. Ve tetiğe bastı. Bir kahkaha attı ardından. Ben gulemedim, zira beni öldurduğu fikrine guluyordu…
Kalenin karşşısındaki kafelerden birine oturdum. Bir cay söyledim. Etrafı izliyorum bir taraftan, Haleb kalesinin devasa göruntusunden gözumu alamıyorum diğer taraftan. Bugun icine girmeyi duşşunmuyorum. Olabildiğince etrafı hissetmek niyetindeyim..
Kalabalık. Kurban bayramı olmasından dolayı inanılmaz bir kalabalık var. Kalabalığın arasından sessiz adımlarla yuruyorum. Ayaklarım beni otele doğru göturuyor..