• Efsane Hikayeler 12.09.2008

    develer telal iken pireler berber iken başlayan hikâyelere benden de bir tane daha eklesin diyerek hikâyeme başlıyorum.
    devirlerden eski devir, kullanılan para altın…
    ticaretle uğraşan yaşar, kendi halinde sakin bir hayat yaşıyor yeni evlendiği eşi ayten’le. evden işe işten eve şeklinde monoton hayatı sürerken, bir gün yine yolda yürüdüğü esnada ayağı bir keseye takılır. keseyi alır yerden…
    açar, bakar ki; tam 10 tane altın var içinde. buldukları altınlarla ne yapılabileceğini hayal ederken, her gün mutat yolda rastladığı dilenci ama (kör) İsmail’e ilişir gözleri…
    aklında hemen bulduğu altınlardan birini yaşlı ve kör olan adama vermek gelir. İsmail’e yaklaşarak kısık bir sesle: selamün aleyküm amca, der. İsmail:
    —aleyküm selam der demez. yaşar konuyu açar: İsmail amca ben biraz önce gelirken yolda bir kese altın buldum. İçinde tam 10 tane çıktı, ben onlardan birini sana vermek istiyorum, deyince!..
    İsmail avazı çıktığı kadar bağırır: İmdaaaaaaattttt… bu adam 10 altınımı aldı. yetişiiiiiiiiiinnn!… etraftan yetişen ahali yaşar’ı kıskıvrak yakalayarak yaşar’ın konuşmasına fırsat kalmadan elinden altınları alınır üstelik kötek yemekten zor kurtulur.
    yaşar, oyuna geldiği için çok içerlenir, bir köşeye girerek gizlenir. akşama doğru kör İsmail eve gitmek ister, yola koyulurken yaşar gizliden gizliye takip etmeye başlar.
    uzun takip sonunda İsmail’in şehir dışında bir mağaraya girdiğini gözler, ardından mağaraya kendisi girince İsmail’in gündüz aldıkları altınları bir küpe koyduklarını izler. diğer köşede oturan kör hüseyin ve yine kör lokman’ın yanlarına giderek oturur İsmail.
    yaşar fırsat bu fırsat diyerek ses çıkarmasın diye ayakkabılarını çıkararak içeriye dalar, küpün hepsini alarak sessizce mağaradan çıkar. eve varır olan biteni eşi ayten’e anlatır.
    daha sonra o altınları da kullanarak işlerini büyütür, şehirde hatırı sayılır işadamlarından olur. aradan bir süre geçtikten sonra bir gün konuyu eşi ayten’e açar: “ben vicdanen rahatsız oluyorum. Üç körün hakkı olan altınları kullandığımız zamandan beri içimde beni hep sorgulayan bir ses hissediyorum. biz sadece kendi altınlarımızı almadık. küpte bulunan tüm altınları kullandık. bence biz bunlardan helalık dileyelim.” der.
    birlikte konuyu tartışır ve ortak bir noktada buluşurlar. planı sabah devreye koyarlar. yaşar gider İsmail’i bulur, evine davet eder, İsmail: iki arkadaşım daha var onlarla birlikte davetini kabul ederim ancak. deyince, davete onlarda dâhil olurlar.
    akşam evde yemekler yenilir, ardından tatlılar ve konuya geçilir. yaşar İsmail’e dönerek: İsmail amca, hatırlıyor musun? bir zamanlar ben 10 altın bulmuş birini sana vermek istemiştim, sende oyunla altınları elimden almıştın. İsmail’in gözünden o sahneler film gibi geçti. hatırladığını söyledi.
    yaşar devam etti: sonra ben seni takip ettim. mağaraya gittin. altınları bir küpe koydun, bende küpü alarak senden intikamımı aldım. Şimdi aradan uzun zaman geçti ben işadamı oldum. zenginim, sana aldığım altınları vermek istiyorum!… deyince, İsmail ve iki arkadaşı itiraz etti. İsmail: benden aldığın altınlarla zengin oldun, demek ki servetinin tamamını bize vereceksin!…
    yaşarın tüm ikna çabalarına ve altın sayıların artırmasına rağmen üç arkadaş ikna olmadılar.
    yaşar, ayten’le yine baş başa vererek ikinci planı yaptılar. Üç kör dilenciye infaz kararı çıktı. Üçü nüde boğarak öldürdüler. cenazelerini kaldırılma içini ayten halledeceğini söyledi yaşar’a…
    ayten: sabah işe giderken bana geri zekâlı bir hamal gönder, diyerek eşini hiçbir şey olmamış gibi işe gönderir.
    az sonra hamal engin gelir, ayten gözü yaşlı bir şekilde hamalı engin’i içeri alarak yerde yatanı göstererek: bu benim babam, ölmüştü nereye gömdüysek bir daha geri geldi kör gözlerle…
    engin biraz düşündükten sonra kör İsmail’i sırtına alarak mezarlığa götürüp gömer, eve gelir bir bakar ki; hanım önünde bir kör cenaze yine ağlıyor. engin hayretler içerisinde: nasıl olur ben babanızı derine gömmüştüm. der. ayten: ben de bunu söylüyorum. yine geri geliyor babam. sen beni bundan kurtar sana ücretinin 5 mislisini veririm.
    engin, kör ölüyü sırtladı uzak bir mesafeye gitti, daha derin bir çukur açtı, ölüyü gömdü, üstünü taşlarla örtü ve geri geldi.
    ayten; lokman’dan sonra üçüncü körü, hüseyin’i almış önüne ağıtlar yakmaya devam ediyordu. hamal engin bunu görünce gözlerine inanamadı. onu da sırtladı. sırtında cenazeyle giderken çareler düşünüyordu. bir hamamın önünde geçerken aklına hamamın pacasıdan ateşe atmak geldi. yukarıdan ateşe attı, alta ateşe kömür atan hamamcı, yukarıdan bir insanın ateşe düştüğünü görünce, korktu. o korkuyla hamamdan dışarıya doğru koşmaya başladı. dışarıya birinin kaçtığını gören engin, önünü keserek: artık bir yere kaçamazsın, bu kez seni yakaladım kahrolası kör adam. adam: yapma etme be adam ne yapıyorsun… haykırışlarına aldırmadan hamamcıyı yakaladığı gibi götürüp ateşe attı.
    ve iş adamı yaşar’ın evine gitti engin, ayten: babam gelmedi nasıl yaptın? diye engin’e sordu. engin: artık emin olabilirsin, baban hiç gelmeyecek. Çünkü ben hamamın ateşine attım, baktım altan kaçmaya çalıştı, yakaladığım gibi tekrar ateşe attım ve kapiyida üzerine kilitledim. der. tabii ayten kendi kendine eyvahhh külhancıda gitti desenize. engine teşekür eder ve hak ettiği (!) ücreti engin’e vererek gönderir

    Posted by admin @ 13:37

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat