Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

son yolculuk

Ağustos 7th 2009 Ayrılık Hikayeleri

Cemil bey her zamanki gibi başı alabildiğine dik bir şekilde arabasının kapısını açarak çantasını hışımla diğer koltuğa fırlattı.Şoför koltuğuna oturunca direksiyonu tutarak gururla derin bir nefes aldı.Etrafa baktı kaşlarının altından.İnsanların bir kısmı koşturuyor,bir kısmı da gezintiye çıkmış gibi yavaş yavaş yürüyorlardı.Hızla çevirdi kontak anahtarını. Küçümseyerek baktı yoldaki insanlara.En lüks gördüğü mağazaya kadar hızla sürdü arabayı.

Sonra daha da başı dik bir şekilde mağazaya girdi. Takım elbisesi ve şık ayakkabılarıyla, elindeki deri çantasıyla, kara gözlükleriyle içeri adım atar atmaz tezgahtarlar onun etrafını sarmıştı bile. O bu durumda bir kat daha fazla başını yukarıda tutarak fiyatlarını bile sormadan birkaç çeşit kıyafet aldı. Paketler elinde çıkarken de tezgahtarların;

- İyi günlerde kullanın efendim. Tekrar bekleriz efendim. Güle güle efendim. Sözlerine karşı hiçbir şey söylemeden terk etti orayı. Yine arabasına atlayıp bu defa da bir marketin önünde durdu. İçeri girince aldığı sepeti doldurmaya başladı. Eksik olup olmaması önemli değildi. Sadece alış veriş yapmak hoşuna gidiyordu. Rahatlıyordu sanki. Bütün kötü düşünceleri atıyordu aklından.

Evet elleri vermemekten kurumuş, Yürekler hissizlikten körelmiş, beyni uzun süre düşünemediği için çoktan çürümüştü sanki. Lafın kısası uyuşmuştu. Hem de hiçbir uyuşturucu kullanmadan.

Sadece tüketen, tüketebilmek için de kazanmaya çalışan, kazandıkça daha da fazlasını elde etmek için helalle haramı birbirine karıştıran, artık inandığı gibi yaşayan değil, yaşadığı gibi inanan ve bunu da şiddetle savunur hale gelmişti.

Geçici dünya menfaatleri arasında sanal, yapay bir mutluluk arayıp durmuştu. Her para harcayarak yaşadığı anı mutluluk olarak adlandırmıştı.

Tüketmişti.. Sürekli tüketmişti..

Tüketim de hiçbir sınır tanımamıştı yeri geldiğinde. Çünkü mutluluğun diğer adıydı tüketmek. Hayatı boyunca değiştirdiği tek şey de tüketim şekli olmuştu. Ona inandırmışlardı, ve ya o inanmıştı parasının olması sınıf atlamasıydı. Tahakküm edebilmesiydi. Üstünlüktü diğer insanlara.

O inanmıştı, parayla her işi halledebileceğine.

O inanmıştı, para artı mutluluk olduğuna.

O inanmıştı, yaşaması ve sınırsız harcamasının tek sebebinin kendisi olduğuna.

Kazandığı her şeyi kendi aklını kullanarak kazanmıştı. Biri bin yapacak metodu uygulamıştı çünkü.Yok olanı o var etmişti, az olanı da o çoğaltmıştı. Allah inancı vardı ama alma-verme gibi fazlalaştırıp-eksiltme noktasında insiyatifi yoktu ki.

Hepsini o yapmıştı. Çalışarak,gayret göstererek, emek sarf ederek o başarmıştı tüm bunları. Elinde ne varsa, hepsi onun çabasıyla, onun iş bilirliliğiyle olmuştu.

O, aklını kullanmıştı. Aklını iyi kullandığı içinde şu an tüketebiliyordu.Tükettikçe de mutlu olabiliyordu.Bunun aksini düşünmek aptallıktı zaten. Başka türlü düşünenler onun seviyesine gelemeyenlerdi. Aşağıda olanlar bu akılla hep orada kalmaya mahkumdu. Evet aşağıdakiler olacaktı ki,o ve onun gibiler yukarıda olduklarını hissedebilsinler.

Böyle inanmıştı Cemil bey.Böyle inandırmışlardı ona.

Ta ki, acı, insanın yüreğini burkan fren sesine dek.

Ta ki tıka basa doldurduğu lüks otomobili tır la çarpışıp paramparça olana dek..

Paranın satın alamadığı ölüm kapısına dayanana dek.

Ne kurtarabilir Cemil beyi şimdi? Kim? Nasıl kurtarabilir?

Ölmemenin tek çaresi,doğmamaktır.

Son model arabası, yazlığı, kışlığı, anlık mutlulukları, onun peşinden koşan çanak yalayıcıları hiç biri kurtaramaz onu bu ebedi ve son yolculuğundan.

Hükmeden bu insanı asıl hükümdarın karşısına çıkmaktan…

Yaptıklarının ve yapması gerekirken yapmadıklarının hesabını vermekten. Üretmeden sadece tüketen insan olmaktan.

Hadi bakalım Cemil bey seni kim kurtaracak bu ertelenmez, iptal edilmez, vazgeçilmez son yolculuğundan….




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Hanlar Hanı Bayındır Han, yılda bir kez şenlik düzenleyip, bütün Oğuz beylerini konuk ederdi. Yine bir şenlik zamanı idi. Şenlikte, Han’ın emri gereğince, oğlu ve kızı olmayanlar kara çadırda kalacak, altına kara keçe döşenecek, kara koyun eti verile­cekti. Oğuz Hanlarından Dirse Han’ın hiç çocuğu yoktu. Bu yüz­den onu kara çadıra yerleştirdiler. Sebebini sordu. “Çocuğun olma­dığı [...]

Önceki Yazılar

Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.

Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat