Senin Hikayen
12 Eyl
yaz gelmiÅŸti.her peri neÅŸeyle dolmuÅŸtu.periler diyarında periler baÅŸkanı vardı.adı,,,,,,,,,,,,,odie.odie çok iyi birisiydi.herkes onu çok severdi.ama bir peri vardıki çok kötü birisiydi………..her periyle alay eder.her perinin mutsuz olması için çabalardı.odie bunu farketti ve hemen diÄŸer perileri çağırdı.bu kötü perinin adıda …………………..ralf dı.odie diÄŸer perilere,,,,,,,,,,,,,,, önlemimizi almalıyız.periler neden dediler.odie…….ralf biz perilere kötülük yapabilir.periler …….. periler aÅŸkına dediler.kapıyı dinleyen ralf içinden şöyle dedi.bu olamaz .beni engelliyemessiniz dedi ve odasına gitti.odasındaki sihir malzemelerini çıkardı.sihir yapmaya hazırlanıyordu ve sihir yapmaya baÅŸladı. sihir perileri uçamaz hale getirecekti. ve sihir yapmayı bitirdiÄŸinde şöyle dedi.odie bu duruma karşı napıcak bakalım dedi. ve kahkayla gülmeye baÅŸladı.sonrada hiç bir perinin bilmediÄŸi sarayına gitti.saray kötülüklerle doluydu.bir kaç gün geçtikten sonra periler uçamaz hale gelmiÅŸti.ralftan şüphelenen odie ralf ı aramaya baÅŸladı.ama ralf odasında yoktu.odie tek birÅŸey düşünüyordu.ralf nereye gitti.düşündü düşündü.sonunda ralf kötülükler sarayına gitmiÅŸ olduÄŸunu düşündü.bazı perilere hala sihir tutmamıştı.sihir tutmayan perilerden clara,rozi odie yle gelmek istediler.odie gelmelerine izin verdi.ve macera baÅŸladı.uçarak yola çıktılar.kötülük sarayı çok uzaktı.kötülük sarayına giderken üç engel aşılması gerekiyordu.ilk engel,,,,,,,,,,,,,,,perileri saran yılanları geçilmekteydi.odie bir planım var dedi.saran yılanları şöyle geçebiliriz.ben yılanları oyalıyıcam.sizde ben oyalarken yılanları tek tek kesiceksiniz.odie yılanlara bağırmış.hey yılanlar baksanıza ban burdayım.buraya gelsenize .rozi ve clarada yılanları kesmeye baÅŸlamışlar.rozi yılana doÄŸru yaklaşırken yılan onu görmüş.ve onu yakalamaya çalışmış.clara yılanın rozi yi yakalamakta olduÄŸunu görünce sessizce yılanı kesmiÅŸ.rozi gelerek claraya teÅŸekkür ederim demiÅŸ.clarada arkaÅŸlar bugünler için vardır demiÅŸ.ikinci engel ise……eÅŸek arılarını yenmekti.odie…..eÅŸek arılarını yenmenin bir yolu yok ama sadace uçarak onlardan kurtulabiliriz.çok hızlıca uçmaya baÅŸladılar.eÅŸek arıları onları kovalıyordu.ama eÅŸek arılarını da yendiler .üçüncü engel ise………….sarayın nöbetçilerini geçmekti.rozi ben yenerim onları dedi.ve yanlarına gitti.çok güzel bir kıyafetle.nöbetçilerin yanına gittiÄŸinde…………..siz ne kadar yakışıklısınız böyle dedi.nöbetçiler çok sevindi.rozi hemen arkasındaki tavayı çıkartıp kafalarına vurdu.nöbetçiler bayıldılar.hemen sarayın içine girdiler.sarayda iskeletler hayaletler vardı clara çok korkmuÅŸtu.ÅŸimdi sıra ralfı bulmaya gelmiÅŸti.sarayı aradılar en sonunda ralfı bir odada buldular.ralf yine sihir yapmaya hazırlanıyordu.odie hemen içeri girdi ve durrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr diye bağırdı .ralf siz buraya nasıl geldiniz.odie buraya geldik iÅŸte nasıl geldiÄŸimiz mi önemli. dedi.odie niye kötülük yapıyorsun perilere ne istiyorsun perilerden dedi.ralf hiç bir ÅŸey istemiyorum dedi.ozaman niye yapıyorsun kötülükleri.canım istiyor da ondan.acımıyormusun perilere .tabiikide acımıyorum dedi bir ışık geldi ve yok etti.odie çok ÅŸaşırdı.odie ralf bir efsaneymiÅŸ.geldi,ve gitti dedi.clara ve rozi çok ÅŸaşırdı ve sonra peri diyarına gittiler ve dediler ralf gitti.ralf bir efsaneymiÅŸ dediler.herkes çok sevindi.artık peri diyarında mutluluk var
12 Eyl
birgün Şansınız dönebilir
senelerdir piyango bileti alırdı. amorti bile nadir çıkardı. yine bilet almıştı.akşam çekilecekti. İçinde değişik bir huzursuzluk vardı. anlıyamıyordu birtürlü. bana nerden çıkacak diyordu serpil. ama akşam olduğunda hiç ummadığı bir durumla karşılaştı. televizyonda en büyük ikramiye tv.de yazılmıştı bile.
-olamazzz. Çıktı işte. hemde büyük ikramiye.
büyük bir heyecan içersindeydi. ne yapacağını ne düşüneceğini bilemez haldeydi.
-ben bu parayı nasıl harcıyacağım. ağabeyim demez mi nerden buldun diye.
piyangodan çıktı desem. cadı yengem ve onun yetiştirdiği iki yeğenim sanki bana düşman. hiç sevmezler beni. ağabeyime söylesem ağzında laf durmaz ki hemen söyler. bankaya koysam ellemesem.
-yok olmaz. ya yarın ölürsem. parayı harcamadan ölmek istemem.
-of yaaa. ne yapacağım ben. en iyisi arkadaşımın kuzeni avukat ona gidip
akıl danışayım. Şimdi uyumalıyım. nasıl uyuyacağım ben.
derken uykuya daldı serpil.
-allah allah ben biraz önce uyumuyormuydum. burda ne işim var.
bir ormandaydı. hertaraf zifiri karanlık önünü bile göremiyordu. soğuktu.
Üşüyordu. bir ses geldi birden ürperdiğini hissetti.
-gellll. gellll.
-buda ne. kimsiniz. cevap yoktu.
yine aynı ses.
-gell. gell.
elinde değildi bir güç onu sesin geldiği yöne sürüklüyordu.Önünü görmeden gidiyordu. nekadar gittiğini o da bilmiyordu. tek hissettiği üşüdüğü ve korktuğuydu. aniden karşısında beyazlar içinde yaşlı bir adam belirdi.
serpil birden bayılacağını hissetti.
-korkma kızım. benden kötülük gelmez.sana diyeceklerim var.
ani kararlar verme. parayı bankaya koy ve düşün. ani kararlar seni yalnışlara sürükler..yengen ve yeğenlerine de hep iyilik yap. birgün onlarda senin gibi
İyi biri olsunlar. senin ağabeyinden başka kimsen yok. ona söyle. sana
yardım edecek. der demez yaşlı adam kayboldu.
-nereye gidiyorsunuz. ben yolumu nerden bulacağım şimdi. korkuyorum.
Üşüyorum. allahım bana yardım et der demez uyandı serpil. sabah olmuştu.
ter içersindeydi. rüyaymış meğerse dedi.
kendine ait küçük bir dükkanda hediyelik eşyalar satıyordu. babadan kalma
evde de oturuyordu. evlenip ayrılmıştı. kazandığı da ona yetiyordu.
ağabeyine çok düşkündü ama yengesi yüzünden onlara da bayramdan bayrama gidiyordu.
-en iyisi birkaç gün birşey yapmamalıyım.. düşüneyim. yaşlı adamın sözlerini dinlemeliyim. bakalım neler olacak.
hemen kahvaltı bile etmeden parayı tahsil etmek için bankaya gitti. Çok şükür para emniyetteydi artık.
-biraz düşünmeye ihtiyacım var dedi. deniz kenarına doğru yürüdü ve bir banka oturdu. deniz harikaydı. sanki bütün negatif düşünceleri kayboluyordu.
dalıp gitmişti denizin sonsuzluğuna, hipnoz olmuş gibi hissediyordu kendini.
birden bir kızın ağlama sesiyle kendine geldi.
-ne oluyor.
yandaki bankta bir kız ve erkek sarılmışlar birbirlerine ağlıyorlardı.
-allah allah neden ağlıyor bunlar diyerek kulak misafiri oldu.
kız şöyle diyordu.
-ben senin annenlerle oturmam. sen de benim ailemle yapamazsın. ne olacak bizim halimiz evlenemiyecek miyiz biz.
birden aklına dede geldi.
-kızım herzaman iyilik yap. birgün elbet bu iyiliğin karşılığını görürsün
hemen yandaki banka doğru yürüdü.
-merak ettim neden ağlıyorsunuz. benimle paylaşmak istermisiniz?
-sizi tanımıyoruz ki.
-olsun tanışalım o zaman. ben serpil.
-bizler de elif ile kenan.
-belki yardımım dokunur sizlere dinliyorum.
-kız hıçkırıklar içinde, anlatmaya başladı.
-serpil hanım. biz nişanlıyız. evlenmek istiyoruz. kenan üniversiteyi bitirdi askerliğini yaptı. yeni bir işe girdi. ailemse benim çalışmama izin vermiyor. yoksa ikimiz de çalışsak belki evimizi tutar geçinebiliriz.
-anladım canım. Çok üzüldüm.
aniden aklına bir fikir geldi serpilin.
-sizlere bir önerim var. yalnız bana bir hafta müsaade. bu bir hafta içinde siz de evlenmek için müracatınızı yapın ve gününüzü alın. haftaya bugün burada buluşalım. İnanın herşey sizlerin istediği gibi olacak..
-ama siz bizleri tanımıyorsunuz neden iyilik yapacaksınız dedi elif.
-bilmem sizlerin durumuna üzüldüm. her ihtimale karşı size kartımı da vereyim. ama haftaya bu saatte buradayım. siz de burada olun. ben gideyim şimdi. bazı işlerimi bir haftaya kadar halletmem gerek. Şimdilik iyi günler.görüşmek üzere.
serpil düşüncelerle yürümeye başladı. ağabeyinin çalıştığı yere gidecek ve ona anlatacaktı.bir taksiye bindi. yarım saat sonra bir giyim mağazasının önündeydi. ağabeyi burada muhasebe müdürüydü.kızkardeşine ailesinden kalan evi oturması için vermişti. kendisi kirada oturuyor ve aldığı maaşla geçinmeye çalışıyordu. adnan serpili görünce şaşırdı.
-hayrola serpil sen bu saatte burada. birÅŸey mi oldu?
-yok herşey yolunda. seninle konuşmam gerek. hadi çıkalım başbaşa bir yemek yiyelim.
-bu saatte olmaz iÅŸlerim var.
-olmaz kesinlikle seninle konuşacaklarım var. İnan ki acil.
adnan merak etmişti. kardeşinde değişik bir hal vardı. anlam veremiyordu.
-tamam canım haber vereyim çıkalım. sen iki dakika otur geliyorum.
adnanla serpil bir kebapcıya girdiler.siparişlerini verdiler.
-merak ettim neler oluyor anlatsana.
-ne oldu abi biliyor musun.
ne oldu canım anlat. vallahi öldüreceksin beni.
-ama şok geçirme sakın. söylüyorum bak.
-tamam serpil söyle artık.
-piyango bileti almıştım. en büyük ikramiye bana çıktı.
-Çok komiksin. ama sen bana yalan söylemezsin. gerçek mi.
-evet.
-İnanamıyorum. harika birşey bu. artık beni de görürsün.
-tabi canım.İki katlı bir mağaza alacağım. orayı sen işleteceksin. ama ortak olacağız.
-tamam canım ya. sevindirik oldum. İnanamıyorum. bana yardım et abi.
yarın gidip iki daire alalım. birinde sen birinde de ben oturacağım. birer de
araba…
-rüya mı bu. olamaz. hadi yengene gidip haber verelim.
birden yengesinin ve yeğenlerinin kendisini hiç sevmedikleri aklına geldi.
İşte kapının önündeydiler. zile basıyorlardı. kapıyı yengesi açtı. anında suratının değiştiğini farketti serpil. canı sıkılmıştı yine..soğuk bir şekilde.
-buyrun bakalım.
-sana güzl bir haberimiz var ayşe.
-hayrola ne haberiymiÅŸ bu
-girelim içeri de anlatalım.
İki yeğeni de gelmişti. hoşgeldin bile demiyorlardı. halasından nekadar nefret ettikleri belliydi. serpilin sinirleri bozulmuştu. kendini tutmasa ağlayacaktı.
-serpile piyangodan büyük ikramiye çıktı. onu haber vermeye geldik.
anında yengesinin buz gibi yüzü sevince boğulmuştu.
-artık bize de bir daire alırsın. senelerdir biz sürünüyoruz sen babadan kalma evde oturuyorsun.
-tabii yenge yarın erkenden size gelip hem size hem de bana birer daire alacağım.
anında değişmişti yengesiyle çocuklar. Öpücüğe boğmuşlardı serpili.
-halacığım bana bilgisayar alır mısın?
-bana da.. bana da diyordu küçüğü de.
-tamam çocuklar evimiz ve işyerimizi halledelim. ne isterseniz alacağım.
büyük bir sevinç yaşıyorlardı ailecek. serpil de bu sevince kaptırmıştı kendini.
evler ve iş yeri alınmıştı. Çocukların istedikleri de olmuştu. serpili yere göğe koyamıyorlardı. hiç böyle mutlu olmamıştı serpil.
-paranın gücü bu demek ki diye düşünüyordu. haftada gelmişti.yarın elif ve kenanla buluşacaktı.
buluştukları saatten erken gitmişti. deniz kenarında aynı bankta oturuyordu.
-Çok mutluyum diye düşündü. birde bu gençleri evlendirebilsem.
İşte geliyorlardı.
-merhaba serpil hanım
-merhaba elif.merhaba kenan. nasılsınız? İşlerinizi hallettiniz mi?
-evet dediler birlikte. ne yapacağız şimdi. soran elif ti.
-Åžimdi benim eve gidiyoruz. arabama binelim on dakikada evdeyiz..
-neden? bu sefer kenan sormuÅŸtu merakla.
-gidince sizlere anlatacağım.
arabayla güzel bir apartımanın önünde durdular.
-hadi inelim geldik.
serpil önden yol gösteriyordu. İkinci kata çıktılar.daire kapısını açtı.
-hadi girin içeri çekinmeyin. bu daire de siz oturacaksınız. yalnız bir şartım var. İki seneliğine.. o arada benim iş yerinde elif çalışacak her ay toplanan para yarıya bölünecek.ve ikiniz para kazanıp bir ev alacaksınız. tabii ben yine size yardım edeceğim.
İnanamıyorlardı. nasıl olur diyorlardı.
-oldu bile dedi serpil. alın anahtarı ben kendime ait eşyalarımı aldım düğün nezaman bakalım.
-İki gün sonra dedi kenan.
-ama nikah şahidiniz ben olacağım. sizleri bursa ya uludağa iki günlüğüne balayına götüreceğim. fazla kalamayız. İş yerini kapalı tutamam.
-tamam serpil hanım. siz olmasanız biz ne yapardık.
güzel bir nikah töreni olmuştu. serpil çok mutluydu. büyük bir huzur vardı yüreğinde.
o akşam uykusunda yine ormandaydı. dede karşısındaydı. artık korkmuyordu.
-kızım bu güzel iyiliğinin karşılığını verecek yüce yaradan. yakında hayırlı bir kısmet çıkacak karşına ve evleneceksin. Çok mutlu olacaksın. ama hiçbirzaman iyilik yapmaktan vazgeçme.
uyanmıştı. kim çıkacak karşıma diye merak ediyordu. ama içinde ki huzuru hiçbirşeye değişmezdi