Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

ormancı hikayesi

Temmuz 8th 2009 Avcı Fıkraları

ormancı hikayesi 

Mugla’nın Yatagan ilçesine baglı Gevenes koyunde Mustafa Şahbudak adın da, 1922 yılında bir efe dogar. Babası agadır, dolayısıyla Mustafa da bir aga çocugudur. Mustafa hiddetli bir kişilige sahiptir. Koy Muhtarı Tevfik Cezayirli en yakın canciger arkadaşıdır. Herke bu ikilinin arkadaşlıgına gıpta ile bakar Neredeyse her akşam koy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı duzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar, kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çunku bu olayların mukafatını, izleyiciler almaktadır. 1946 yılı, Temmuz ayının sıcak bir gununde bu arkadaşlıga kan damlar, ofke seli karışır. Ugursu hadise cezaevinde sonuçlanarak, elli beş yıldır soylenegelen bir drama donuşur.

Sıcak bir temmuz gunu Mustafa Şahbudak, her zamanki gibi yine koy kahvesi ne gider. O sırada kahveye Muhtar Tevfik Cezayirli’yi gormege, Yatagan ilçe Milli Egitim Mufettişi ile tahsildar gelmiştir. Muhtar olmadıgı için misafirleri her zaman oldugu gibi, Mustafa Şahbudak agırlama gorevini ustlenir. İki misafiri alıp yemege goturur. Donduklerinde Muhtar’ı kendilerini bekler gorurler. O gun iki misafirden izin isteyip, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında orman memuru, Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gun once, komşu olan Çiftlik koyunde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları Yatagan’a gonderilecektir. Seçim evrakını Yatagan’a, koy bekçisinin goturmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an once ilçeye goturulmesi için, bekçiyi Muhtar’dan ister. Muhtar:
***Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gonderemem der. Bunun uzerine Ormancı ile Muhtar arasında, bir tartışma başlar. Muhtar en sonunda:
***Ayıp ediyorsun Mehmet, bize musaade et, der.

Ormancı kahveye girip tekrar geri doner, gelir. Dama masasını bir yumrukta darmadagın eder. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammul edemez ve Ormancı’ya bir tokat atar. Olayın buyuyecegini anlayan koyluler, adamı alıp sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına gotururler. Ormancı oradan bagırarak kufurler savurmaktadır. Kufurler Mustafa Şahbudak’ın tahammul sınırını daha da zorlar. Yerinden kalkar, Ormancı’nın uzerine yurur. Ormancı Mehmet’in, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak’ın sol kolunun pazısından yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak Ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere dogru ateş eder. İşte ne olursa, o an olur!

Muhtar, Ormancı’nın ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat, Mustafa Bey tetigi çoktan çekmiştir… Ormancı bunun uzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de oldurmek için degil, kaçmasına engel olmak içindir. ikinci atış uzerine Mehmet in, yere duşer.

Arka cebinde tabaka oldugu için, ona hiç bir şey olmaz. Bu arada ne yazık ki, Mustafa Şahbudak, kaza kurşunu ile dostu Tevfik’i vurur. O gunlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal uzerinde Mugla devlet hastahanesine gotururler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey’e:

Babamın selamı var, bu adamı iyileştir. der.
Veli Bey:
***O olecek, once senin kolunu saralım. der. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa’yı yanına çagırarak:
***Ben oluyorum hakkını helal et. der.
Mustafa:
***Hayır, sen olmeyeceksin! derken aglamaya başlar. Aslında orada herkes efelerin aglamadıgını bilir. Ancak Mustafa, arkadaşının bu durumuna dayanamamıştır.
Gerçekten de biraz sonra Tevfik, hayata gozlerini kapar. Mustafa, en yakın arkadaşını oldurdugu için polise teslim olur, Bu olay uzerine dort yıl ceza yer. Ceza. evindeyken her gece Tevfik ruyasına girer. Ancak Ormancı’ya kini gittikçe artar. Bu acı olaydan sonra koyde kalamayacagını anlayan Ormancı, tayin ister.
Kavaklıdere Orman Mudurlugune atanır. Aslen Marmarislidir. Emekliliginden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında, kendi memleketi olan Marmaris’te olur.

Mustafa Şahbudak cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o koyde yaşayamayacagını anlayıp, Mugla merkeze yerleşir.

Çok sevdigi, gunlerini birlikte geçirdigi arkadaşını Muhtar Tevfik Cezayirli’yi tek
kurşunla oldurdugunde arkada yirmi beş yaşında bir eş ve uç çocuk bırakır. Muhtar’ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayınca birkaç yıl sonra aklı dengesini yitirir. Oglanın biri İzmir’e yerleşir. Diger oglanla kız, koyde evlenirler ve hayatlarını orada surdurmeye devam etmekteler.

Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa’ya bir gun arkadaşları, Tahir Usta adında bir degirmenciden bahsederler. Bu degirmenci, annesinin akrabasıdır. Degirmenci Tahir Usta aynı zamanda turku de bestelemektedir. İşte Gevenes koyunde yaşanan bu acı olay da bu kişi tarafından bestelenmiştir. Dugunlerde okunan, herkesin diline duşen turku ”Ormancıdır.” Bir gun, radyodan duydugu bu turku ile unutmak istedigi olayları, tekrar yaşar gibi olur. Radyoyu kapatır, bu turkuden çok incinmiştir.
 
Ormancı turkude Ormancı adı ile, Mustafa Şahbudak ise ”Bay Mustafa” adı ile yer almıştır.

Ormancı Mehmet’in bir anlık sarhoşlugunun musibetini, yıllarca pişmanlık
duyarak ve memleketinde barınamayarak odedi demek yanlış olur.
Çunku o turku yaşadıgı muddetçe kotu adam olarak anılacaktır ve tarihe oyle geçecektir.*
ORMANCI TuRKuSu

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya
Bay Mustafa çagırdı, dam oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı,
Soz dinlemez Ormancı, çekmiş kafayı
Aman Ormancı, canım Ormancı
Koyumuze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes’ in ortasında, degirmen doner,
Degirmenin suları, dagından iner,
Ormancı’ya atılan kurşun, Tevfik’ e doner,
Tevfik’ in feryatları, yurekler deler,
Aman Ormancı, canım Ormancı
Koyumuze bıraktın yoktan bir acı

Gevenes’ in suları hoştur içmeye,
ustunde koprusu var, gelip geçmeye,
Tevfik’ imi vurdular, hiç mi hiç yere,
Yazık ettin Ormancı, koyun iki gencine
Aman Ormancı, canım Ormancı
Koyumuze bıraktın yoktan bir acı




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Bir zamanlar yedii güzel kızı olan bir kral varmış. Bu kızların en güzeli en küçük olanmış.Güzel günlerde sarayın yakınındaki serin gölün kıyısında altın topuyla oynamaya bayılırmış. Bir gün kız topunu havaya atmış ve beklenmedik bir şey olmuş. Top göle düşmüş! “Topum gitti!” diye ağlamış kız. “Ben senin topunu getiririm,” demiş gölün kıyısındaki küçük bir kurbağa. [...]

Önceki Yazılar

HAYATIMIN TEK DARBESİNE… İşte bir son işte bir yıkılışın oykusu daha…Ve bir nefret ve bir acımasızlık…Senden olesiye nefret ediyorum..Yere goge sıgdıramadıgım sen,gozumden sakındıgım,ugruna dunyamı feda ettigim sen!!!Keşke hic olmasan diyorum.. Keşke hic yaşamasan..O taşıdıgın beden hicbir işe yaramıyor artık..Ben seni kendi icimde oldurdukce sen yaşadıgına pişman olacaksın..cok kucuksun bebegim buyuyeceksin zorda olsa kendine tek bir [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat