Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Mustafa Hoca

Ağustos 7th 2008 Anı Hikayeler

bizim mustafa hoca İmam hatip lisesini yeni bitirmişti. yaz kur-an kursu için müftülükten izinle bir cami-i’de kur’an- kerim derslerini vermeye başlar…

mustafa hoca, ilk kez ders vermenin heyecanını yaşamaktadır. dersler çok güzel geçiyor. Öğrencilerde fevkalade kalabalık… bu durum genç hocaya daha da bir heyecan vermektedir. Çocuklarla diyalogu çok iyi. her biri ile ayrı ayrı ilgilenmektedir…

bu arada öğrencilerin arasında; yaşı küçük olduğu için kayıtlı olmasa da mustafa hocanın kontenjanından faydalanarak her gün derse gelen dokuz on yaşlarında ki mehmet adında bir öğrencisi var ki; adeta afacan, bir o kadarda zeki… yaşı küçük olduğundan ve tabi zeki bir çocuk olduğu için genç hoca ona bir başka ilgi göstermektedir. tabi hocanın bu ilgisi afacan mehmet’i az da olsa şımartmaktadır…

günler böyle güzel geçerken bir gün mustafa hoca sabah erkenden cami-i açar etrafı bir güzel temizler bu arada ders saati olunca öğrenciler gelmeye başlar. Öğrencilerin tamamı gelince ve ders saati girdiğinde mustafa hoca dersine başlar. sırası ile dünden verdiği dersleri dinler ve yeni dersler verir… bu arada yaramazlık yapan mehmet’i aslında hep yaptığı, yaşından dolayı küçük yaramazlıklar nedense bu kez bizim genç hocanın canını sıkar. hoca gayri ihtiyari bağırır; “hıyar… otur yerine” İlk kez hocasının kendisine sinirlendiğini üstelik de “hıyar” dedi için mehmet beklemediği azarı işitince olduğu yere çöker. arkadaşları arasında işittiği azarın şokuyla gayri ihtiyari gözyaşları yanaklarında istemeyerek çenesine doğru süzülür.

mustafa hoca stresten dolayı elinde olmayarak sarf ettiği sözden dolayı, pot kırmıştı. Çok sevdiği mehmet’in kalbini fena kırmış, bu durumu düzeltmek ve mehmet’in gönlünü almak için çareler düşündü. tam o sırada nereden aklına geldi ise mehmet’e; “mehmet’ciğim bana bak ben aslında sana hıyar derken kötü manada demedim. arapçada hıyar demek hayırlı demektir. Üzülme tamamı? der…
Öğrencilerin içinde azarlanmak mehmet’in gururunu incitse de hocasının bu açıklaması onu sevince boğmuş, kendine getirmişti. mehmet’te hocasının bu jestini karşılıksız bırakmamak için o heyecanla; “Öylemi hocam! dedi hayretle… yüzüne yansıyan sevinç belirtileriyle öğrencilerin şaşkın bakışları arasında “teşekkürler hocam, o zaman sen de hıyar oğlu hıyarsın




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

bazen yazı yazmak oldukça zor oluyor, bazen insan istediğini bile yazmak istemiyor, bazen de bencilliğinden kendine saklıyor..
bu aralar yazı yazmak benim için bir hayli zor. evim de sanki daha bir soğuyor yazı yazmayınca, ellerim bana küs, kelimeler dökülmekte zorlanıyor… Şarkılar yetmiyor insanın kederini akıtmasına, oysa sadece kışın ikindisinde yazmak istiyorum ne olursa…
hiç bir şarkıda saatlerce [...]

Önceki Yazılar

ne bilirdik ki!
nereden bilecektik!
onca zaman çocukluğun heyecanıyla bir oyana bir buyana koşardık.

var gücümüzle, dilediğimizce yorulana kadar oyunların renginde nefeslenerek takati bitirecektik.

bakir olan hislerimiz kendince denenerek halin dilinde bir tecrübe edilecekti.

İlk güven payemiz…
en sevdiğimiz… annemiz, babamız…
ancak onların güvenliğinde esenliğe kapı aralayanlarız…

hilkatin ezel kokusunda bezenirken kaldığımız çaresizliğimiz…
bir sabi olarak filizlenmek üzere renklerdi dilediğimiz…
bir emanet hüviyetinde ki mahfuz [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat