Hikayeler

<



mektorsa\’nın savaşı

—dikkatli olun!
—tekrar geliyor saklanın.
—lanet olsun! lanet olsun!
—oklar hiçbir işe yaramıyor!

mektorsa bu çılgın kalabalıkta diğerlerinden farksızdı. o da deli gibi kaçıyor, saklanmaya çalışıyordu. bir şeyler yapmaya çalışsa da asla bir şeye yaramadığını görmüştü. Çılgın bir ejderha mektah köyüne saldırıyor, savunmasız köylüleri hunharca yok ediyordu.

bir şeyler yapılması gerekiyordu. fakat bunu kim yapacak kimse bilemiyordu. köydeki nerdeyse her genç erkek savaştaydı. mektorsa ise savaştan korkmuş, askerlik yapmaktan kaçmıştı. savaşı sevmiyordu demek onun kaçmasını anlatmaz. sadece ölümden korkuyordu. Ölmekten korkuyordu. Ölümün ise ne zaman geleceği elbette tahmin edilemez.

mektorsa aslında savaşa gitmesi gerektiğini bile düşündü bir an. orada en azından kurtulma ümidi biraz daha fazlaydı. fakat burada gözünün önünde arkadaşları ya yanarak ölüyor ya da bir lokmada ejderhanın midesine gidiyordu. sadece bir lokmalıktı hepsi ejderhanın gözünde.

bu ejderha ne zaman ve nasıl çıktı kestirmek güçtü. neredeyse elli yıldır hiçbir ejderha gözükmemişti zerhar krallığında. bunca yıldır rahattılar fakat çıka çıka bu ejderha zavallı mektah köyünde mi çıkacaktı. onlara mı saldıracaktı sadece. doğru düzgün savunması olmayan askere bile gitmeyenlerin saklandığı bu köy mü yok edecekti onu. ejderha bunları bilse ne mutlu olurdu hâlbuki.

mektorsa birkaç metre ilerisine düşen alev topundan kaçarak bir eve saklandı biraz nefes alıp rahatlamak istiyordu. yere çömeldi ve sırtını duvara dayadı. gözlerini kapattı. Ölmek istemiyordu. varsın her kes ölsündü ama o yaşamak istiyordu. Çok bencilceydi bu biliyordu ama kendi yaşamı her şeyin üstünde geliyordu. ağlamak istiyor ama beceremiyordu.

Çığlıklar kulağını tırmalıyordu. ejderha\’nın gürültüsü yüreğini yerinden çıkartıyordu. o sırada içeriye yanan biri girdi. her tarafından alevler çıkıyordu. kendisini söndürmek için elinden geleni yapıyor ama bir türlü beceremiyordu. yardım istiyordu. “yardım et mektorsa” derken mektorsa irkildi. gözleri korkudan ve şaşkınlıktan sonuna kadar açılmış ve sırtını dayadığı duvara iyice yapışmıştı. arkadaşı berhum gözlerinin önünde yanıyor ve yok oluyordu. “bir kez olsun yardım et ve korkma mek…” arkadaşının son sözleri bu oldu. korkma mı? bu sözler içini ürpertti. korkak değildi ki o. sadece kendi ölümünden korkuyordu. fakat berhum\’un dedikleri doğru diye düşündü bir süre sonra mektorsa. İşte o zaman ağladığını hissetti. kendi acizliğine ağladığını hissetti. ardından bir an olsun dışarı bakmaya çalıştı. her taraf yanıyordu. evler, tarlalar, insanlar. ejderha kafasını bir evden içeri sokmuştu. kapının cirit attığı evden birisini çıkartmaya çalışıyordu. en sonunda kafasını evden çıkarttığında birisinin ayağından tutuyordu. onu kendisine doğru çekiyordu. avını kapmanın zevki yüzünden okunabilirdi. mektorsa bu avı tanıdı. aşkı sabila\’yı tanıdı. o zaman sadece kendi ölümü için korkmadığını anladı. onun ölümünden de korkuyordu. annesi ve babasını uzun süre önce kaybetmişti zaten. onu da kaybedemezdi. onu kurtarmalıydı. yanında kılıç ya da benzeri bir şey yoktu. evin yakınlarında yerlere baktı belki bir kılıç bulabilir diye. İleride yerde belden üstü duran bir cesedin elinde kılıç olduğunu fark etti. koşarak onu almaya gitti ama ejderha kız arkadaşını yutmaya başlamıştı bile. Çığlıklar kulağında çınlıyordu artık. hiçbir şey göremez olmuştu. koşarak kılıcı almaya kalkıştığında az ilerisinde bir alev topu daha patladı. ejderha onu görmüştü. ağzında ise sabila namına hiçbir şey yoktu. yemişti onu. alçak, pislik canavar yemişti. birkaç hamlede kılıcı almayı başardı. gerçi yanmış ceset kılıca iyice yapışmıştı ama bu kılıcı almasına engel olmazdı. olanca gücüyle kılıcı alan mektorsa en yakın evlerden birisine daldı. evet, savaşacaktı ejderhayla ama onunla yüz yüze savaşamazdı bu düpedüz intihar olurdu. saklandığı ev yanıyordu. her tarafı, neredeyse her santimi alev alıyordu. neyse ki bu evi tanıyordu arka kapısından çıkacaktı. bu sırada ejderhanın da kafasını çeriye soktuğunu fark etti. alevler ejderhaya hiç etki yapmıyora benziyordu. bu sırada dışarıdaydı artık. hemen ön tarafa geçti. ejderha hala kafası içeride onu arıyordu. kılıcını sağlam tuttu ve olanca hızıyla ejderhanın boynuna indirdi. ejderhadan acı bir ses geldi ama kafasını içeriden çıkartamadı. başı eve sıkışıp kalmışa benziyor ve evin çıkmaya çalıştıkça her taraftan parçalar uçuşmaya başlıyordu. bir daha vurdu sertçe. ardından bir daha ve bir daha. en sonunda olmuş ve başını kopartabilmişti. ejderha orada yerde artık cansız bir şekilde yatıyordu. köyüne baktı kimse kalmamış gözüküyordu. sadece kendi canını kurtarabilmişti. Ölümden gene kurtulmuştu ama gözünün önünde yok olan hayatlar onu iyice hüzünlendirmeye başlamıştı. belki baştan bir şeyler yapmaya çalışsa her şey değişecekti ama korkaklığı her şeyi mahvetmişti. bulunduğu yere çöktü ve gidenler için ağladı. kendi korkaklığına ağladı. kendi bencilliğine ağladı. Ölmeği esas kendisinin hak ettiği düşüncesiyle a


Sevdamisali.Net - Yaşanmış Hikayeler - Sevdamisali.Net - Aşk Hikayeler - Sevdamisali.Net - Güzel İle Serseri

 

Bu Hikaye Hakkinda Yorum Yaziniz

Anasayfa |  Reklam İletişim
© 2010 Hikayen.net Hikayeler, Hikaye. Tüm Hakları Gizlidir. | Designed by: Sitemap
hikaye hikayeler
Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button