• Efsane Hikayeler 12.09.2008

    evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develerin henüz telalığa başlamadığı, fillerinde berberlik için makası eline almadığı, eski çok eski zamanlarda; küçük ama bir o kadar da tatlı bir belde varmış.
    bu şirin beldenin çok güzel ve yeşilliği bol meraları, bağları bahçeleri ve merada otlatmak için birde davarları varmış… davarların çobanı olan bizim delikanlı çok şeker saf ve sevecen bir çobanmış. henüz on yedi’sinde olan bu çoban; aynı beldede on yedi yaşında olan. yaşı henüz büyük denecek kadar olmasa da, güzelliği ile tüm beldenin diline destan olan bir güzellik prensesi varmış…
    bizim delikanlı o yaşta o güzel prensese âşık olur. olur, olmasına da aşkına karşılık bulamaz. amma nedense aşkına karşılık bulmasa da: o güzel prenses, delikanlının aşkını da ret etmezmiş… adeta vurdumduymaz bir tavır tıkanırmış.
    gel zaman git zaman delikanlının aşkı artık tüm benliğini sarmış. artık dayanamamış, prensesine aşkı ilan etmiş, “güzeller güzeli ben senin aşkından deli divane olacağım, seni çok ama çok sevmeme rağmen senden hiçbir karşılık göremiyor olmak, beni oldukça kötü hallere düşürecek. ne olursun benim aşkıma bir karşılık ver en azında seni sevmiyorum de! yalvarıyorum!..” demiş.
    bu kadar içten dert yanan aşkına karşılık arayan delikanlıya prensesin cevabı her zaman ki tavrına uygun bir cevap olmuş; “beni bu kadar sevmen beni ne mutlu eder, ne de ben sana ve aşkına karşılık veririm. Çek git işine, benim hiç sevdiğim olmadı ki. hiç kimseyi sevmedim ki senide seveyim. benden hiçbir cevap beklemeni istemiyorum!” demiş…
    onların bu aşkını bütün belde halkı duymuş. duymayan kalamış. duyan duysun ama herkes biliyormuş ki prenses delikanlının aşkına cevap vermiyormuş. bu duruma çok üzülen delikanlı artık dayanamadığı bir anda davarlarını yine o güzeller güzeli meralarda otlatırken, prensesini düşüne düşüne çıldırmış. delikanlı için artık her şeyin anlamını yetirdiği anda, başını alıp bilmediği, asla da öğrenemeyeceği bir yüne doğru yol alır…
    akşama doğru davarların eve dönmediğini gören güzel beldenin insanları merak içinde çobanın neden davarları getirmediği için meralara çıkarlar. merada artık karnını doyurmuş sürülerine; suya doğru yol alırken rastlarlar. sürüyü görürler ama çoban yok!
    günlerce, aylarca, hatta yıl olur çoban bir türlü bulunamaz! bu durum bütün belde halkını huzursuz eder. bu işin sırını öğrenmek için çok fikir öne sürülür ama sonunda herkesin mutabık kaldığı bir karar verilir, “prenses neden bunun aşkına karşılık vermedi. bizim bu işi araştırmamız lazım… bu kızı hemen bir hâkime güttürüp bir güzel muayene etmemiz ve nedenini öğrenmemiz lazım.” demişler…
    zamanın en bilge hâkimine prensesi götürürler; prensesi muayene eden hâkim, “bu kızın kalbi yok!” der. bütün belde ahalisi şaşkınlık içinde kalır. ama iş işten geçmiştir… bir daha delikanlıya ne oldu bilinmez ama o gün bu gündür sevgisine, aşkına karşılık bulmayanlar, sevdiğinin kalpsiz olabileceğini bilirmiş

    Posted by admin @ 13:38

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat