•   Pek çoğumuz bir tartışma, yanlış anlama veya yetiştirme biçimindeki 
    farklılıklardan kaynaklanan küçük kırgınlıklara dört elle sarılırız. 
    Kırıldığımız kişi dost veya akraba olsun, inatla onun bize el uzatmasını 
    bekler, onu bağışlamak ve eski ilişkiyi tekrar başlatmak için bunun tek yol 
    olduğuna inanırız.
     
    Sağlığı pek de iyi olmayan bir hanım dostum bana oğluyla üç yıldan beri 
    konuşmadığını söyledi. "Neden?" diye sordum.
    Gelini ile ilgili bir konuda ters düştüklerini ve önce oğlu aramadıkça, 
    onunla bir daha hiç konuşmayacağını söyledi. Ona kendisinin el uzatmasını 
    önerince, önce itiraz etti ve "Bunu yapamam, çünkü onun özür dilemesi 
    gerekir," dedi. Kadın biricik oğluna elini uzatmadan neredeyse, ölmeye bile 
    hazırdı. Biraz da tatlı dil döküp onu ikna ettikten sonra telefon açmayı 
    kabul etti. Sonuçta oğlu, annesi aradığı için büyük bir minnet duydu ve 
    kendiliğinden özür diledi. Hep olduğu gibi taraflardan biri bir fırsat bulup 
    dostluk elini uzatırsa, bundan herkes kazançlı çıkar.
     
    Ne zaman öfkemize saplanıp kalsak, "ufak şeyleri" kafamızda kurup, gerçekten 
    "büyük mesele" haline getiririz. Sanki haklı oluşumuz mutluluğumuzdan daha 
    da önemliymiş gibi görünür. Oysa, hiç öyle değildir. Eğer daha huzurlu bir 
    insan olmak istiyorsanız şunu anlamamız gerekir ki haklı olmak hemen hiç bir 
    zaman kendinizi mutlu etmekten daha önemli değildir. Mutluluğun yolu, 
    yargıları bir yana atıp, sevgi elini uzatmaktır. Bırakın, başkaları haklı 
    oluversin. Bu sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Her şey yoluna 
    girecektir. Siz işin ucunu bırakmanın huzurunu ve haklı olmayı başkalarına 
    bırakmanın keyfini yaşayacaksınız.
     
    Elinizi uzatıp, haklılığı başkalarina bıraktığınız zaman onlar da size karşı 
    daha çok sevecen olurlar. Çoğu zaman onlar size el uzatırlar. Ama eğer bu 
    gerçekleşmezse, hiç dert etmeyin. Daha çok sevgi olan bir dünya yaratmak 
    için size düşeni yapmanın huzurunu yaşayın.
     
    Dr. Richard Carlson

    Tags: , ,

  • Hikaye : sevmeyen – sevilmeyen kız

    ben, erkek arkadaşımla arkadaşlarım vasıtasıyla tanışmıştım,aslında tam istediğim gibi bir insandı.arkadaşlarla her gittiğim yere o da geliyordu, mevkiside vardı, bu ilşkiye ben sevmeden istemeden başladım,ilk iki hafta iiyi güzeldi o çalışıyordu akşamdan akşama görüyoduk birbirimizi baen hiç görüşmüyoduk , görüştüğümüzdede hep yanımızda arkadaşlar oluyordu,ben bu ilşkiyi akadaşlarının yanında değil tek başımıza yaşamak istiyodum,onu tanımak, inanmak,güvenmek istiyodum ama olmadı soğudum,çok iyi bir insandı kimsyi incitmeyen bir insan ama olmayınca olmuyor işte,bende onu istemediğimi anladım ama ayrılmak isteyen ben olmak istemedim onun benden ayrılmasını sağladım ve ayrıldık ama ondan sonra onun gibiisni bulamadım o yüzden ben gerçek aşkın var olduğuna inamıyorum gerçek mutluluk gerçek aşk bence karşılıklı güven ve saygı içinde olur size dğer verene sizde değer o zaman gerçekten mutlu olacaksınız;ona dönmek istiyorum ama dönemiyorum, siz siz olun size değer verenin kıymetini bilin yaşadığınız günlerin kıymetini bilin

  • kapıyı sinirle açtı.sertçe kapattı.okul çantasını ayakkabılığa doğru fırlattı.ayakkabılar yere düştü.boş ver,diye düşündü,nasıl olsa annem toplar.odasına gitti.sabah okula giderken,dağınık bıraktığı odasını,tertemiz ve toparlanmış olarak buldu.keyfi yerine gelmişti.annesinin mutfaktan sesi geliyordu.yanına gitti.annesi,çocuğunun gelip sarılmasını bekledi.tüm gün onun okuldan gelmesini bekliyordu.oysa çocuk,\anne karnım çok aç\,dedi,\yemek yiyip hemen dışarı çıkacağım\.annesi,\oğlum daha yeni geldin,yemeğini ye,ödevlerini yap,biraz dinlen,ondan sonra çıkarsın\.Çocuk annesinin söylediklerini duymazdan gelerek ayak üstü bir şeyler atıştırdı.\dur oğlum,yemek hazırlayayım bari\ demeye kalmadan çocuk koşarak odasına gitti.formalarını aramaya koyuldu.keyifliydi.kafasında atacağı gollerin hesabını yapıyordu.ama formalarını bir türlü bulamıyordu.Çekmecelerde yoktu.dolabına baktı.orada da yoktu.peki neredeydi bu formalar?zaten eskimişti.sinirlenmeye başlamıştı.koşarak odasından çıktı,mutfağa gidecekken annesini ayakkabıları düzeltirken gördü.sinirle,\anne benim formalarım nerede\,diye çıkıştı.\ iye ben aradığımı bulamıyorum.kaç kere dedim benim eşyalarımı kurcalama diye\.oysa,biraz önce odasına ilk girdiğinde,etrafın toparlanmış olduğunu görünce nasıl sevinmişti.bu düşünceyi hemen aklından uzaklaştırdı.\oğlum çok dağınıktı odan\,dedi annesi.\ erede benim formalarım diye çıkıştı,\çocuk yine.annesi ‘yıkadım\ deyince ‘of anne of\,diye kükredi çocuk.\ana sormadan niye yıkıyorsun ki? of anne of ya,diye söylenerek odasın gitti.annesinin ‘ne bileyim oğlum bugün top oynayacağını\ dediğini duymadı.Çocuk sinirden yerdeki topa bütün gücüyle vurdu,sandalye yere düştü.annesi,kapıyı açıp odaya girerken,\oğlum\,dedi,\en sana yeni…\cümlesini tamamlamadan çocuk annesini yüzüne kapıyı kapatıp,kilitledi.yatağına girdi.ağlıyordu.arkadaşlarım şimdi ne güzel top oynayacak,diye düşündü.annesine kızıyordu,Üstünü örttü.gözlerini tavana dikti,uyukluyordu.tüm gün okulda koşuşturmaktan yorgun düşmüştü narin bedeni.gözlerini kapadı.farkında olmadan rüyalar alemine yolculuk etmeye başladı.beyaz bir bulutun üzerinde oturmuş,diğer bulutların arasında yolculuk ediyordu.yeryüzündeki insanlar karınca gibi görünüyordu.gülerek şarkı mırıldanıyordu.hava açıktı ama tam karşıdan büyük kapkara bir bulutun geldiğini gördü.korkmaya başladı.siyah bulut yaklaştıkça,ortasından etrafa ışıklar yayılıyordu.Çocuk,ne yapsam diye düşünürken,gördüğü şeyin ışık değil bir kelime olduğunu fark etti.onlara sözcüğünü okudu.artık hem korkuyor hem de bu üzerine doğru yaklaşan bulutun üzerinde ne yazdığını merak ediyordu.sakin sözcüğünü gördü.artık siyah bulut iyice yaklaşmıştı,neredeyse üzerinde oturduğu buluta çarpacaktı.Öf bİle deme cümlesini okudu.onlara sakin Öf bİle deme.siyah bulut büyük bir gürültüyle çocuğun yanından geçip gitti.ter içinde uyandı.saate baktı,yaklaşık iki saat uyumuştu,oysa her şey birkaç saniye sürmüş gibiydi.alnında biriken terleri sildi.geçen gün babasının kendisine anlattığı hikayeyi hatırladı.koşarak odasından çıktı.hiçbir şey söylemeden oturma odasındaki annesine koştu. boynuna sarıldı.\Özür dilerim annecim\,dedi.Öptü.Çocuğun kokusunu duyumsamak ne güzeldi anne için.annesi yastığın altından bir takım forma çıkardı.\ak\,dedi,\ bunlar senin,bugün aldım,sana verecektim ama….çocuk yeniden annesine sarıldı.ağlıyordu

    Tags: , , ,

  • her genç gibi yirmi yaşına girdi tİmur u babası çok severdi nede olsa bir evin bir çocugu yıllar vardı bribirini seven iki çiftin bebek heyecanı nı yaşamayalı on yıl oldu derken onyıl sonra tİmur çıkıp geldi hayatına bu çiftin, ilk başlarda üzerine titrediler tanri bu yeşil gözlü mışıl mışıl uyurken bile meleksi bakan erkek evladı bahşetmişti onlara .her çocuk gibi sancılı bir büyüme süreci derken okul deken nasılda oldu ise basıverdi yirmi yaşına tİmur her akranı gibi geldi çattı askerliği ellerine kınalar yakarak ugurladılar tİmur u deken eregitim birliğinde döndü ama dönüşü aile için pekte hoş degildi tÜrkİyenin acı ama tek gerçegiyle yüzyüzeydi o da ohal bölgesinde askerlik yapacak yılarda anlam verilemeyen bir savaşın içine gidecek belki şehit olacak belkide yaranalanacak el bebek gül bebek büyütülen tİmur için pek anlam ifade etmesede ailede buruk bir sevinç vardı on yıl sonra tanri onlara bir çocuk bagışlıyor sonrada bunları bu kadar agır bir imtihana tabi tutuyordu.derken beklenen gün geldi çattı şehrin otobüs terminalinden ugurladılar tİmur u arada eve bir telefon açıyor bazı bazı ise kırılgan dokunaklı mektuplar yazııyordu tİmur .askerliğninin bitimine yakın birgün evi aradı ve annesine;

    __anne dedi artık ben dönüyorum ama size yanımda bir arkadaşımı getiriyorum onun kimsesi yok tabi sizde uygun görürseniz bizimle yaşayacak aynı evi paylaşıp aynı kaplardan yemek yiyecegiz yani evladınız artık iki tane..

    anne;

    peki evladım dedi ilk başlarda hiç düşünmeden gelsin seni ondan onu senden ayırmayız tanri on yılda bir evlat verdi bize ikinciyide yirmi yıl sonra deriz dedi

    __tİmur ama anne dedi başka bir durum daha var bu arkadaşım bir bacagı yok mayına basıp kaybetti tek bacagıyla yaşıyor anlayacagın size biraz zahmet verebiliri dedi..

    annenin bogazında düğümlü kaldı kelimeler hiç düşünmeden olmaz o zaman tİmur dedi öyle birine bakacak ve onunla yaşacak durumda degiliz onu kaldırabilecegimizi sanmıyorum arkadaşını getirmesen iyi olur dedi ve telefonu kapattı

    aradan günle geçti tİmur dönmesi gerekiyordu ama dönmedi anne baba merak içinde beklemeye başladı .birden bu beklemeyi bir telefon sesi bozde telefondaki polis memuru tİmur gÜneysu\’nun annesini babasını soruyor onları bir ceset teshiş etmek için çevredeki bir hastenin morguna çagrıyorlardı.

    anne baba bir çırpıda gittiler morga hala daha söylenenlere inanamıyordu .İlk cesede baktıklarında gözlerine inanamadılar bir asker tek bacagı yok ölmüştü yatmakta baba polise sordu :

    __nedir şimdi bu??

    polis ;

    __efendim bunlar iki arkadaş aynı yerde askerlik yapmışlar buraya geldiklerinde ise yüksek bir binanaın çatısından atlayıp intihar etmişler biri çocunuzun arkadaşı dedi

    anne ikinci cesede baktı birden dünyası karadı o ceset tİmur du ama ceset torbasının geri kalanını açtıklarında arkadaşının tek ayagı olmadıgını tİmÜrun ise iki ayagınında olmadıgını gördüler

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat