Hikayeler, Hikayesi

Senin Hikayen

Dostluk Hikayeleri’ Kategorisi

Yağmurlar Canımı Alsın

masanın üzerinde çalan saatin sesine daha fazla katlanamadı, el yordamıyla bulduğu saatin zilini kapattı.

kendisini bitik ve yorgun hissediyordu, yatağında tembel, tembel gerindi, işe gitmek istemiyordu. kaç zamandır bir değişiklik olsun istiyordu hayatında, hep aynı insanları görmek, aynı sokaklar, eşyalar, etrafındaki her şey artık dayanılmaz bir sıkıntı veriyordu.

İçindeki boşluk hiçbir şey doldurmuyordu, hâlbuki birkaç ay öncesine kadar ne kadar dolu, dolu heyecanlı bir insandı. bu birkaç ayda olanlara kendi bile inanamıyordu.

radyoda çalan müzik dikkatini çekti,

‘‘ gökyüzüm sen ol bir tanem,
güneş tenimde batsın,
bırakıp gidersem seni,
yağmurlar canımı alsın’’

sonbahar yağmurları başlayalı havada daha bir kasvet, daha bir sıkıcılık vardı.

adımlarını sıklaştırdı, eteği yüzünden adımlarını küçük, küçük atıyordu. ceylanın sekmesi kadar güzel yürüdüğünden her salındığında ince beline inat aşağılara inildiğinde balıketli sayılabilecek kalçaları kadınsı hatlarını daha belirginleştirdiğinden gelip geçenler bakmadan edemezdi.

oysa son zamanlarda salmıştı kendini, içinden isyan ederek ağır adımlarla yürürken acı bir fren sesi duydu, sesin geldiği yöne başını çevirmesine zaman kalmadan sol tarafında bir acı hissetti, zaten yorgun olan bedeni daha fazla dayanmadı, kanadı kırık bir kuş gibi duvarın dibine yığıldı, kaldı. İçinden isyan ediyor, gözyaşları gecenin karanlığına inat inci taneleri gibi yanaklarından süzülerek toprağa düşüyordu.

bir süre öylece kaldı, sonra yanına yaklaşan birini fark etti. sokak lambasının ışığı yüzüne yansıdığından yüzünü göremedi.

-afedersiniz bu saatte buralar pek emin deÄŸildir,bir yardıma ihtiyacınız var mı…?

-yok… dedi yardıma ihtiyacım yok. yerinden kalkmak istedi, olmadı. başının döndüğünü hissetti, midesinde garip bir sancı, kulaklarında amansız bir uğultu ile yığılıp kaldı

Bir Arkadaslık Hikayesi

bir hastane odası iki yatak ve hayatla olum arasındakı çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası.yataklardan biri pencere önünde diğeri duvar dibinde.pencere önündeki sabahtan akşama kadar pencereden dışarı bakıp seyrettiklerini duvar dibinde birşey görmeden ,aynı kaderi paylaşan birşey görmeyen hasta arkadaşına anlatıyor!
-bugün deniz dünden daha durgun.rüzgar hafif esiyor olmalı.beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyorlar kuğu gibi süzülüyorlar.
-park mı?ha,park henüz tenha.salıncakların ikisi dolu ikisi boş.geçen haftaki sevgililer yine geldiler.elleri birlerinden hiç ayrılmıyor.Şimdi erkek kızın saçlarını okşuyor,ne kadar birbirlerine yakışıyorlar.
-erguvanlar bugün çıldırmış öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış.erikler desen keza,tepeden tırnağa beyazlar giyinmiş.İşte parkın neşesi çocuklar geldi.ellerinde rengarenk balonlar var ah kardeşim görmelisin.
bu böyle sürüp giderken her gördüğünü anlatıp dururken ansızın bir kalp krizi geçirir pencere kenarındaki.duvar dibinde düğmeya bassa doktoru çağırabilir ve belkide arkadaşı kurtulabilir.ama ama yapıyor işte şeytan karışıyor işine.arkadaşı ölürse pencere kenarı boşalacak ve kendisi oraya geçecek.bugüne dek kulaklarıyla duyduğunu gözleriyle görecek ve duvar dibindeki düğmeye basmaz ve arkadaşı ölür.ertesi gün duvar dibinde olan yatağını pencere kenarına taşırlar.bekledği an gelmiştir artık yattığı yerden pencereden dışarı bakar.
dışarıda kapkara bir duvar işte hepsi bu kadar

Reklamlar

    Sohbet Odaları

  • Chat
  • Sohbet
  • Muhabbet

Son Yorumlar

Dostlar


Etiketler


Meta