Hikayeler, Hikayesi

Senin Hikayen

Çocuk Hikayeleri’ Kategorisi

Bir Annenin Kızına Nasihatları

kızım.

akrabalarından, dost veya arkadaşlarından her kim olursa olsun, ona karşı kocanı övme. sakın onu şikayet de etme. aile içinde kalması gereken mahrem veya bildik şeyler de olsa anlatma.
derler ki, “söyleme sırrını dostuna, dostunun da dostu vardır o da gider söyler dostuna.” bir ağızdan çıkan söz, sır olmaktan çıkar. sırrın ucunu ele veren arkasını getiremez. İlla biriyle paylaşman gerekiyorsa bir günlük tut. mümkünse onlarında bu tür sana anlatacaklarına fırsat verme. bu tür söylenen veya anlatılanlar fitneye, dedikodulara ve ailelerin yıkılmasına fırsat ve zemin hazırlar. her ne kadar sıkılır veya daralsan dahi; anne ve babana bile anlatma. Çözemediklerini akıllı ve kendinden emin olduklarınla istişare ederek çözmeye çalış.
aile hayatının karşılıklı sevgi, saygı ve merhametle yürütülmesi temel ilkedir. dinimiz aile reisliği vazifesini erkeğe vermiştir. erkek ise; fizik gücüne, kuvvetine sahip, cesur ve mücadelecidir. fizyolojik bakımdan daha zayıf olan kadınları kavvâm; gözetip kollayıcıdırlar. ailenin dış düşmanlardan korunması, geçim ve ekonomik giderlerin temini öncelikli olarak erkeğe ait olduğundan mallarından bol bol harcamaktadırlar. kadının; erkekte bulunmayan anneliğin verdiği yüce bir görev olan çocuğun doğumu ve bakımı ile öncelikli olarak; çocukların terbiye edilerek yetiştirilmesi, yuvada huzur ve sükûnun temininde duygusal gayret, aileye içten bağlılık gibi daha birçok üstünlükleri bulunmaktadır.
eşinin eve geleceği saati iyi belle. mümkün mertebe onu kapıda karşılamaya çalış. kapıda karşılaman onu; ziyadesiyle memnun edecektir. adamı sakın kapıda bekletme. İçeri girere girmez elindeki eşyaları al. velev ki; sıkıntı ve moralsiz olsan bile; yumuşak ve tatlı konuş. söylemen gerekenleri kocana söyle. anlayamadıklarını ve meselelerini konuşma yoluyla hallet. konuşma mesellerin yüzde doksan dokuzunu çözer. konuşurken onun konuşmalarını kesme. bazı konularda farklı düşünüyor olabilirsiniz. farklı bile düşünseniz uzlaşmayı tercih et. İçinden seni seviyorum demekle olmaz. sevgini ona mutlaka o istediği için değil, kendi tarzınla ona hissettir. zaman zaman onun penceresinden bakmayı dene. sizin olmayan hayatlara dalıp hayatınızı karartma. bakış tarzın en kötü gününde bile olumlu olsun. göz yaşlarını asla silah olarak kullanama, bu kadının zayıflığını gösterir. bilirsin ki, evlilikte dürüstlük esastır. zaman zaman espri yap; iyi bir espri zor günlerinizi kolay atlatmanızı sağlar. İlişkinizi kuvvetlendirmek için elinden geleni en iyi şekilde yap. evini temiz tut. Çocuklarının yeme içmeleri, sağlıklarıyla dersleriyle yekinen alakalan.
görevlerini bil ve yaptıklarından dolayı asla şikayet etme. eşinin gelen eş dost ve akrabalarına güler yüz, tatlı dille hüsnü muamelelerde ve izzeti ikramlarda bulun. eşin eve geldiğinde sakın üstün pis ve pas içinde yani çamaşır ve bulaşık kokusu olmasın. evin içindeyken mümkün mertebe mutfakta ve banyoda, bulaşık, çamaşır gibi şeylerle oyalanma. yapacaklarını ya onun gelmesinden önce yada mümkünü olanları tehir et. daima yanında olmaya çalış. hal ve hatırını sor. onun anlattıklarını dinliyormuş gibi yapma. onu canı gönülden dinle. onun derdiyle dertlen, sevincine ortak ol. sevdiklerini sev, değer verdiklerine değer ver.
eve getirdiklerini yerinde değerlendir, çöpe atma. ondan izinsiz oraya buraya dağıtma. neyi sevip, neyi sevmediğini bil. bilmiyorsan uygun şekilde sorarak öğren. sevdiklerini yap, sevmediklerinden kaçınmaya çalış. canı neyi çekiyorsa, onları getirip ikram et. bazen elma armut gibi meyveleri dilimleyip bizzat ağzına koy. Çocuklarının yanında onları ona şikayet etme.
Özürlü olmadığın sürece yatarken de abdest al. okuyacağın şeyleri biliyorsun, bilmediklerin varsa en kısa zamanda öğren. okuyarak eksik olduğun yönlerini tamamla. onun sıkıntılı günlerinde sözle, tatlıkla yardımcı ol. böylesi anlarda zaruri olmayan isteklerini ertele. yatağı yatacağı zamana doğru hazır et. yatınca da lambayı hemen söndür. eşinin yatakta beklemesi onu huzursuz eder. İkide bir hastayım deme. halinden şikayetçi olma. sürekli canlı ve dinamik ol. sabahleyin mutlaka ondan önce kalk.. namazdan sonra yatmayın. onu da yatırma. buna alışın. Özürlü bile olsan abdest al. Özürlü değilsen kuşluk namazını sakın ihmal etme. her namazın arkında yaptığın dualarına mutlaka kocanı da ekle.
eşine kahvaltısını erken hazırla. onun yemesi için sende iştahla ye. ve yine tatlı sözlerle onu görevine yolla. eşinin bütün istek ve arzularını ima etmesine gerek kalmadan yerine getir. onu çok sevip saydığını söyle ve hem uygula. her fırsatta süslenip öyle çık karşısına. cuma, bayram, mübarek geceler ve evlilik yıl dönümlerinizde mutlaka özel bir hazırlık yap. her şeyinle adamın gözünü de gönlünü de doldur

Benim hikayem

Üniversiteli delikanlı kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. okul salonundaydı maç. tribünsüz,minik bir salon.. seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..o kadar yakındılar..
delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. az sonra bir şeyi daha hissetti. uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. kız servis atarken hemen önünden geçti. göz göze geldiler.. kız gülümsedi..
delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. kız onu tanımış olmalıydı. kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. bir defa daha gülümsedi. manidar..\”anladım\” der gibi bir gülümseyişti bu…
delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. dahası.. ankara koleji\’nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. o gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. kız bu defa, iyice gülmüştü.. karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. arkadaştılar. sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. o kızdan fena halde hoşlanıyordu. galiba kız da ona karşı boş değildi. bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. o zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. kaptan \”tabi\” dedi.. \”bu hafta sonu güzel bir konser var. biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. sen de gel. hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız..\”

\”mutluluk işte bu olmalı\” diye düşündü delikanlı.. \”mutluluk işte bu!..\”

ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. o ne heyecandı öyle.. konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. el sıkıştılar.. o güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.İnanamıyordu delikanlı.. onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. ama uzatamıyordu işte elini.. her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..
sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. kızın omzuna değil.. koltuğun üzerine.. sonra kız arkaya yaslandı.. bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. \”sizi her maçımızda görüyoruz. alıştık nerdeyse.. yarın adana\’da da maçımız var.. gözlerimiz sizi arayacak..\”
hayır, aramayacaktı. delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. cebinde onu otobüsle adana\’ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de adana kebap yedirecek kadar para vardı.. gece yarısı kalkan otobüse bindi.. sabah erkenden adana\’ya indi. maç saatine kadar başı boş dolaştı. salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. döndüklerinde, ügüncü sette kız fark etti delikanlıyı..yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. ankara\’nın hele kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..
maç bitti. kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. tek kelime konuşmadan.. konuşmaya gelmemişti ki.. kız \”keşke orada olsaydın\” demişti. o da olmuştu işte.. hepsi o.. ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..
bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, kolejin önüne gitmek için.. kızın karşıdan geldiğini gördü. koşarak yanına gitti. \”bu sana\” diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. kız, necip fazıl\’ın dört satırını okurken..
\”ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar…
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar!..\”
ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde kolejin önündeydi gene.. kız karşıdan geliyordu.. bu defa yanında arkadaşları yoktu. yalnızdı.. yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. gözlerine inanamadı genç adam.. onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. evet, çağırıyordu işte.. kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. \”sana bir şeyler söylemek istiyorum\” dedi kız.. o da heyecanlıydı, belli.. \”bak iyi dinle.. dünkü satırlar için çok teşekkürler.. herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok..\”
\”o zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni!\” dedi, delikanlı ikiletmeden.. ayrıldı kızın yanından.. bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. bir daha onu hiç görmeden..
yıllarca sonra levent yüksel\’in söyleyeceği şarkıdaki sezen aksu\’nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. aşk \”onurlu\” olmalıydı.. günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. heyecanla bekledi. hırsla, arzuyla bekledi. umutla, umutsuzlukla bekledi. bazen öfkeyle bekledi.. ama bekledi.. başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir.. İlki kıza verdiğiydi.. bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. o dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. cebine koydu..
bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. okullar kapandı, açıldı.. aylar, aylar geçti..bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. \”günlerdir seni arıyorum\” dedi kız. \”günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. artık hayatımda hiç kimse yok!..\”
\”yaa\” dedi delikanlı.. \”yaa\” dedi sadece.. kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı: \”yaaa!..\”
cebindeki artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. \”sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün..\” dedi. \”bu da sonu onun…\”
sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken..
\”geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni.
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar!..\”
aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. delikanlı bugün hala düşünüyor.. o uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. o sevgilinin kendisi bile.. hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. ya da.. ya da.. bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
delikanlı bu soruların cevabını bugün hala bilmiyor.. bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, o delikanlı, bendim!

Reklamlar

    Sohbet Odaları

  • Chat
  • Sohbet
  • Muhabbet

Son Yorumlar

Dostlar


Etiketler


Meta