Hikayeler, Hikayesi

Senin Hikayen

Aşk Hikayeleri’ Kategorisi

Aşkıma Mektup

fatma aşkımvarlığın acı veriyor olsaydı bana;
seni ölüme sevmez,
gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala.
ben sensizlikte bile \”seni yaşıyorum\” fatma aşkım

mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum. elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgilim. ilık bir eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair. sana dair tek bir kelime yeter bana. tek bir nefes bile gülümsemem için yeter bana..sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında. seni aradım güneşin sıcak alnında, senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.

sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık… sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki. ayaklarım kan revan..bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum. hava puslu, etraf ise sensizlik .. dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında. yüreğimle ezdim tüm engelleri, ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile .. bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. sana geliyorum fatma aşkım

unutmadan fatma aşkım gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman. gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım. yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını. evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda. yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda. ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna. pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına. direndim, savaştım yalnızlığınla. kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim fatma aşkım

gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle. giderken seninle gitti taze baharlarım. yetim kaldım mevsimlerin koynunda. gözlerindeki sıcaklığı aradım güneşin sınırsız coğrafyasında. seni sordum memleketimden göçen turnalara. ama bulamadım seni. yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim seni. aldığım nefeste, hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım. bulamadım işte. ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağladım. dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım. ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim. gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni. varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman. gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak. gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak. ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni. yokluğuna inat yaşattım seni. gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni. varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni gidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…seni “ sen “ diye sevdim ben. varlığına inat yokluğunda bile sevdim seni. sana duyduğum sevgim bir günlük olsaydı eğer; seni “ sensizlikte “ bile yaşatmazdım sevgili. seni hiçbir zaman “ acılarımın metresi ” diye sevmedim ki ben. ben yüreğindeki sıcaklığı, tenindeki saklı baharları ve gözlerindeki ıslak gözyaşları sevdim. seni hep \” aldığım nefes \” bildim. yüreğime dokunduğun için, yarım bir adamı sevginle tamamladığın için sevdim seni…

satırlarıma sonvermeden bilmen gereken bazı şeyler var sevdiğim. İyi dinle beni sevgili. cümlelere değil kelimelere örülmüş anlamları iyi algıla sevgili.. yokluğunda seni aradım yorgun gecenin gri sabahlarında. yalnızlığında kanattım fakir kelimelerimi. dilimde birikmiş ve bir kaç cümleyi geçmeyen itirafım var sana canım. İyi dinle beni şimdi. sensizlikte “ seni aldattım sevgili “. yanlış duymadın sevgili. açık açık utanmadan sıkılmadan seni aldattığımı söylüyorum sevgili. sensizliğin soğuk gecelerinde seni aldattım. hem de defalarca… başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. közlenmiş bedenimle, terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. seni sensizlikte “ senin günahlarınla “ aldattım sevgili…sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. evet, tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek.

sen bu satırları benden uzaklarda okurken ben bir kelebek edasıyla baharın ince dallarından binlerce çiçeği yüreğimin eteklerine topluyor olacağım. bir gün cennetin taze baharlarında buluştuğumuzda giyineceğin “ beyaz duvağı “ süslemek için en parlak yıldızları çalacağım gecenin kirpiklerinden. sen benden “ bir ömür “ uzaklıkta yaşarken sensizlikte bile sen varmışçasına sevdana nefes alıyor olacağım. her gece günahlarınla sevişip güneşle beraber perdelerine gelip yüzüne ilk gülümseyen ben olacağım sevgili… sen beni unutsan da ben seni yüreğimde yaşatacağım. uzaklarda bir yerde yaşıyor ve nefes alıyor olmanı en büyük mutluluğum bilip acılarına delicesine yanacağım. közlenmiş yüreğimle bir sonbahar gecesi ıslak saçlarına yağacağım avuçlarımda güller ile. gözbebeklerinden yuvarlanıp ayakuçlarına serileceğim. gülüşlerini nefesim bilip “ sensizlikte “ bile sana yaşıyor olacağım sevgili. adını yüreğime vurulmuş bir mühür bilip dudaklarında anılan dua olarak hep seninle nefes alacağım fatma aşkım

“ sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım fatma aşkım
gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni

  • 0 Yorum
  • Kategorisi: Aşk Hikayeleri
  • Ay Çiçeği

    bir zamanlar küçük bir papatya varmış. kocaman bir kayanın siperciğinde yaşarmış. Çevresinde ballıbabalar, katırtırnakları, utangaç mavi mine çiçekleri açarmış. her sabah, gün doğumunda bütün çiçekler uyanırmış. sabah aydınlığıyla genişleyen gökyüzünü izlerler, mutluluk türkülerini bir ağızdan söylerlermiş. hepsi birbiriyle dost, hepsi arkadaşmış. aradan uzun bir zaman geçmiş. günlerden bir gün, bizim küçük papatya her zamanki gibi tan atımında uyanmış. uyanmış uyanmasına ama eskisi gibi keyfi yerinde değilmiş. İncecik gövdesi kırılıp dökülüyormuş. \” herhalde akşam yağan yağmur yüzünden hastalandım\” diye düşünmüş. o sırada gözü yakın arkadaşı ballıbaya ilişmiş. zavallı ballıbaba, ıslak toprağa serilmiş, yatmıyor mu?.. \”ne oldu sana kardeşim\” diye seslenmiş ballıbabaya.. ballıbaba başını güçlükle papatyaya çevirmiş, gözlerinden ip gibi yaş akıyormuş. \” bu soruyu yalnız bana sorma papatyacık. hepimiz perişan durumdayız. Öteki arkadaşlar da benim durumumda. akşam durmadan yağan yağmur toprağı alıp götürdü, çiçeklerin kökleri dışarda kaldı. hepimiz yavaş yavaş ölüyoruz\” papatya duyduklarına inanamamış, çevresine bakınmış, bir düşte karabasan gördüğünü sanmış. \” peki, demiş. ben neden hala ayaktayım? neden benim köklerim sapasağlam toprakta?\” Öteden mavi mine sızlanmış. \” Çünkü seni koruyan bir kaya var. onun siperinde yaşıyorsun. sonbahar yağmurları başladı. bizler yağmur selinden kendimizi koruyamayız. bundan kaçış yok. elveda güzel yüzlü papatya\” demiş. papatya dostlarının birer birer yağmur sularıyla gidişini izlemeye dayanamazmış. \” hayır, diye isyan etmiş. tükenişinize dayanamam. ben gelecek yıl da burada olacaksam sizler de benimle kalmalısınız.\” \”nasıl olacak bu. olanaksız\” diye ağlıyormuş küçük çan çiçeği. papatya kolay kolay vazgeçmezmiş ama. dirençliymiş, kararlıymış. \” sizleri bırakamam demiş, hepiniz tohumlarınızı bana verin. onları gelecek yıla kadar kendiminkilerle birlikte saklayacağım.ya birlikte tükeniriz, ya birlikte yaşarız\” sonunda arkadaşlarını ikna etmiş. hepsinin tohumlarını bir bir toplamış.eh.. böyle bir dayanışmaya, böyle güçlü dostluğa kolay kolay rastlanmaz..yeter ki kendi küçük de olsa, kocaman yüreğiyle bir papatyanın sevgisini taşıyabilelim. ondan sonraki zamanını harıl harıl çalışmakla geçirmiş papatyacık. kökleriyle sımsıkı toprağa sarılmış.gövdesini genişletmiş. giden arkadaşlarının tohumlarını göğsüne yapıştırmış. kış gelmiş. kötü rüzgarlar önüne gelen ne varsa almış götürmüş, papatya kayanın kuytusuna saklanmış. rüzgara, yağmura, kara karşı direnmiş, dayanmış. soğuk, zehir gibi havada tohumlar donmasın diye onlara daha bir sıkı sarılmış. gözleriyle durmadan güneşi aramış. bir parça gün ışığı görse yüzünü, gövdesini güneşten yana çevirirmiş.ama o zorlu kışı geçirmek kolay değil. toprağa öyle tutunmuş ki kökleri kalınlaşmış, soğuktan tohumları korumak için sonra yaprakları uzamış, güneş izleyen yüzü büyümüş büyümüş.. sıcak yüzlü ilkbahar geldiğinde dimdik ayakta bulmuş bizim güneş yüzlü çiçeği. ama artık o bir ayçiçeğiymiş.hiç bir tohum zedelenmeden onunla yaşıyormuş. dostluğun ölümsüz öyküsüdür ayçiçeği, o gün bugündür güneşi izler dururmuş.söylentiye göre dünyayı ve yürekleri aydınlatan güneş sevginin ta kendisiymiş

  • 0 Yorum
  • Kategorisi: Aşk Hikayeleri
  • Reklamlar

      Sohbet Odaları

    • Chat
    • Sohbet
    • Muhabbet

    Son Yorumlar

    Dostlar


    Etiketler


    Meta