• Efsane Hikayeler 12.09.2008

    birzamanlar yürekleri sevgiyle dolu, bir sevgi ülkesi varmış. herkes mutlu ve huzur içinde yaşarmış.günleri şen kahkahalarla ve neşeyle geçermiş.krallıkla idare edilen bu ülke de halk, kral ve kraliçelerini çok severmiş. bir de güzel mi güzel prensesleri varmış. uzun beline kadar sarı saçları, uzun boyuyla bir kuğu gibiymiş.onsekizine gelen prenses hep ağlarmış. bu durum kralı ve karaliçeyi çok üzüyormuş. bir çare bulamamışlar kızlarına. güzel prenses günden güne solmaya başlamış. kral dünyanın dörtbir yanına haberciler salmış.beyaz güvercinlerin ayaklarına mektup yazıp uçurmuş.
    (prensesimizin gözyaşlarını kim dindiriirse o kişiye, istediği herşeyi vereceğim. altınlara boğacağım diyormuş.
    Çok uzaklarda kimsenin bilmediği bir dostluk ülkesi varmış. burası da cennetten bir parçaymış sanki. herkes özgür ve dostmuş birbirine. hayvanlar bile mutlu, özgürce dolaşırmış heryerde. burda av yasağı yokmuş. hayvanların konuştuğu tek ülkeymiş. prens birgün canı sıkılmış bahçe de dolaşıyormuş. yanına bir geyik gelmiş.
    (prensim derdin ne. neden bukadar üzgünsün.
    (bilmem. değişikliğe ihtiyacım var. denizlere açılsam belki mutlu olurum.
    o anda beyaz bir güvercin gelip prensin omuzuna konmuş.
    (merhaba prensim. size bir haber getirdim. ayağımda ki kağıtta yazıyor.
    prens güvercinin ayağında ki kağıdı açmış okumuş.
    (tamam işte. canımın sıkıntısı gidecek. hemen sevgi ülkesine gitmem gerek.
    sağa sola emirler vermeye başlamış.
    (yelkenliyi hazırlayın. yolumuz uzun. yiyecekleri tedarik edin. yarın denize açılıyoruz.
    kral ve karaliçe oğullarının bu ani hareketine şaşırmışlar.
    (teo nereye gidiyorsun. bilmediğin bir yer. biz sensiz ne yaparız diyormuş
    kral babası.
    (oğlum gitme kurda kuşa yem olursun. tek evladımızsın. yapma diyormuş annesi.
    ama prens kararlı.
    (gitmem gerek. bakın bana çok iyi gelecek. İçimde ki sıkıntı da gidecek.
    kral ve kraliçe tek çocuklarıyla başedemediklerini anlamışlar.
    yarın olmuş ve yelkenli denize açılmaya hazırmış. yelkenli hareket etmiş. o sırada cebinde bir hareket.
    (aaaa bu da ne.
    cebine çok sevdiği sincabı saklanmış.
    (sen ne arıyorsun ağaçlar da ve bahçe de olman gerekiyordu. senin ne işin var burda. bu uzun yolculuğa dayanabilecek misin.
    (sizi yalnız bırakamam. siz nerdeyseniz ben ordayım demiş sincap
    günlerce okyanuslar da yol almışlar. kimi zaman fırtınaya tutulmuş. kimi zaman da batma tehlikesi geçirmişler. aradan altı ay gibi uzun bir zaman geçmiş. prensin saçları uzamış. saç sakal birbirine karışmış. ama içinde ki umut ve heyecan onu mutlu ediyormuş.
    karşıdan sevgi Ülkesi görünmüş.
    (İçimde öyle bir heyecan var ki diyormuş prens.
    Üzerinde ki güzel giysileri çıkarıp tayfalardan birinin eski kıyafetini giymiş. tanınmak istemiyormuş.
    karşıdan muazzam saray görünüyormuş. tayfalara emir vermiş.
    (tekbaşına gideceğim. sizler rahatınıza bakın.
    sarayın kapısında ki muhafızlar üstü başı eski yabancıyı görünce..
    (sen de kimsin. ne arıyorsun sarayın etrafında diye sormuşlar.
    (ben çok uzaklardan geldim. prensesimizin gözyaşlarını dindirmek için.
    (peki gir içeri o zaman.
    bahçe harikaymış. binbir çeşit çiçekle renk cümbüşü içersindeymiş. harika bir havuzda birsürü balık yüzüyormuş.
    o sırada prenses bahçede nedimeleri ile dolaşmaya çıkmış.
    (bu güzel kız da kim.
    (ben şimdi öğrenirim demiş sincap.
    bir koşada ağaçlara tırmanmış. İki dakika sonra prense
    (prenses o işte.
    (ne güzel bir kız. hadi yanına gidelim.
    (merhaba prenses.
    (siz de kimsiniz.
    (ben çok uzaklardan geliyorum. sizinle tanışmak için.
    prensesin o güzel yüzünde gözyaşlarını görünce prens çok üzülmüş. o sıra
    sincap prensin cebinden çıkıp omuzuna tırmanmış.
    (merhaba prensesim.
    (prenses hayret içersinde sincaba bakmış. ve o anda gözyaşları durmuş.
    hayretle..
    (bu konuşuyor. nasıl olur.
    (bu bir mucize demiş prens. gözyaşlarınız durdu.
    (prenses de hayret etmiş. ağlıyan yüzü gülen bir yüze dönüşmüş.
    o sıra kral balkondan kızını ve yabancıyı izliyormuş.
    (muhafızlar getirin bu yabancıyı. kızımın gözyaşlarını durduran bu yabancı kim.
    muhafızlar prensi kralın yanına getirmişler.
    (söyle yabancı kimsin. biricik kızımın gözyaşlarını nasıl durdurdun. yoksa büyücümücün.
    (hayır efendim ben dostluk ülkesinin prensiyim.
    (İspat et o zaman. Üstün başın çok berbat bir halde.
    (prens olduğum anlaşılmasın diye böyle giyindim.
    cebinden kraliyet ailesine ait yüzüğü krala götermiş.
    (hemen prensi rahat ettirin. banyosonu yaptırıp akşam yemeğine hazırlayın diye emir vermiş kral.
    akşam olmuştur. prens güzel kıyafetleri içersinde muhteşem gözükmektedir.
    o sırada prenses de gelir. harika bir güzelliğe sahip olan prensese prens aşık olur.
    (prensim söyle bana dile benden ne dilersin. der kral.
    (efendim sizden maddi birşey istemem. Çünki herşeye sahibim. ben kızınızı istiyorum. eğer uygun görürseniz.
    aslında kralda teo yu çok beğenmiş.
    (bir kızıma sorayım.
    (marya söyle kızım. teo seninle evlenmek istiyor. ne dersin.
    (babacığım siz nasıl uygun görürseniz.
    (tamam o zaman kırk gün kırk gece düğün yapılacak. haber salın dünyanın dörtbir yanına düğünümüz var.
    prens ve prenses çok mutlu, harika dillere destan bir düğün olmuş.
    prens prensesi almış ülkesine doğru denize açılmış. o sıra iki cebinde de anlamadığı hareketler olmuş. bir de baksın ki. sincabı da bir eş bulmuş kendine.
    prens ve prenses kahkalarla gülmüşler.
    sevgiyle dostluk birleşmiş. seven yürekler herzaman dostunu bulur. hep sevgiyle dostça kalın

    Posted by admin @ 13:38

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat