Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Gerçekten Doğruya Deniz kabuklarının Yolculuğu

Eylül 12th 2008 Efsane Hikayeler

uzun uzun yıllar evveldi….
uzak sahillerin, nemi yaprağı üzerinde, yemyeşil ormanlarında
güzeller güzeli bir kız yaşarmış…….
adı yokmuş..
bir isme de, ihtiyacı yokmuş zaten.
duyamaz ve konuşamazmış, o……
tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece…..
her sabah uyandığında,
“acaba bugün, hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış…..
kime sor sanız, tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde, o aylardır yıllardır hep mutlu ve
her günü ayrı bir umut ve güzellik içinde, heyecanla yaşamaktaymış…..
Çünkü o
zamanın,
sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış……
Çünkü o,
zamanın,
sevinenler için kısa
üzülenler için çok uzun,
korkanlar için çok hızlı ,
bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu, bilirmiş……
o, sonsuzu seçen, seven , ama çok seven bir yüreğe sahipmiş……
topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile, yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş……
o, deniz kabuklarında, kulaklarıyla duyamadığı, bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında……
yüreğinin kumsalları ve suları, ona hiç gitmediği, hiç görmediği kıyıların, nice hikayelerini anlatır durularmış……
dünya, onun yüreğinde atarmış…
dünya, onun yüreğinde ses verirmiş evrene……
o, dünyayı yüreğinden işitir, bilir ve yaşarmış……

bazen işittiklerimiz, yeter . sanırız…bildiklerimiz gerçek sanırız…….
ve bunlar mutlu etmez bizi…..
Çünkü mutluluk;
duyamadıklarımızda, gidemediklerimizde,
fark edemediklerimizdedir….
oysa, görebildiklerimizden, daha fazlasıdır gerçekler……..
günlük döngüler içinde, sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef…..
hayat bu olmamalı.. işler hiç bir zaman durulmayacaktır ki, hep yoğun, hep çok olacaktır……
ama sular bile durulur.
durulur ve durulanır o zaman su; sedeflenir, sakinliğin, dinginliğin tatlı huzuru , derinliği aks olur kumsallarda…..
bu hayattır işte.. hayat oradadır…
dinlerken, beklerken, izlerken, durulanırken..
hayat orada yaşanır gerçel anlamda..
oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz, “hayat, bu” diye…..
yaşamımızı, hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz…
ggerçekle, doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz……
hepimiz ….
gerçekten mutlu olmak,
sadece yüreğin işidir…
yüreklerimize fırsat vermeliyiz…..
her yeni güne başlarken,
hangi deniz kabuğuna dokunarak,
bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına . gülümseyerek,
umutla uyanmalıyız……
var olmanın güzelliği bu olsa gerek…
acaba, bugüne kadar,
yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ?
sen…,
bugün hangi deniz kabuğunu dinledin,
ve bugün kaç deniz kabuğu topladın?
insanın yüreği, belki de, deniz kabuklarından örülü olmalı.
her yürek, bir . kumsal olmalı belki de……
kumsal gibi sonsuz olmalı…..
kum tanelerinin kristallerinde, nice deniz çiçekleri, sedefleri açtırmalı her gün için..
ve, her mevsimde ebruli olmalı o kumsal,
her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.
mesela, yazı, kumsal mevsimi biliriz sadece. fakat, kışın da, oradayızdır.. insanlar nedense, kumsalları, sadece yazın fark ederler……
ne talihsizlik.!
tıpkı, yüreklerimizi de, aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibi
belki de, maviyi görmek değildir önemli olan..
belki, bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde,
Önce, uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz..
Önce uçurtmayı görebilirsek, mavileri de yakalarız zaten……
uçurtma, mavidedir nihayetinde….
eğer her gün, yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve
yüreğimizin ebruli kumsallarından, yepyeni deniz kabukları, sedefler toplayabiliyorsak,
yokluk yok demektir, değil mi?

ve, her sabah ya da akşam üstleri,
sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz…….
güne ya da akşama başlarken
yürek su ister……Çiy ister… Şebnem ister……
insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir, sabahın eri ve akşamüstleri…….
insanın en çok kendi olduğu, kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar.
doğrularımızdan, gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir.
sonsuza uzanan, uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir.
doğrularınıza sahip çıkın. kendinizi yakalayın.
sonsuzluğu, kendinizden esirgemeyin.
bakın, dinleyin, dokunun, deniz kabuklarının size söyleyecekleri var..
yüreğinizin, ebruli kumsalından ayrılmayın




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

birinci dünya savaşı sırasında hıristiyan avrupa devletlerinin müslüman devletlere saldırarak, halkına zulmettiğine şahit olan İranın kermanşah kasabasındaki İngiliz konsolosluğu koruma görevlilerinden müslüman hintliler, melek beyin emir-komutasında müslümanlara yapılan zulmü kınamak için isyan ederek, osmanlı hakimiyetindeki bağdata kaçtılar.

bağdat a bulunan İngiliz konsolosluğunun baş tercümanı abdurrezzak bey de bir müddet sonra kendilerine ka tıldı. birlikte hareket eden [...]

Önceki Yazılar

bundan milyonlarca yıl önce, evrenin derinliklerinde, daha önce hiç kimsenin gitmediği pembe bir gezegen varmış. bu gezegende insana benzeyen canlılar yaşarmış. aynı dünya gibi bir atmosfere sahipmiş. adı ziyonya olan bu gezegenin tam beş tane güneşi varmış. bu güneşlerin biri batar, diğeri doğarmış. bu yüzden ziyonya’da hiç karanlık olmazmış.

burada yaşayan canlılar güneşlerinin sıcaklığı gibi çok [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat