Danışman Aranıyor
aşağıda yazılanlar öykü veya kurmaca değil, gerçek bir hayat hikâyesidir.
son zamanlarda çok sık duyulmaya başlandı, (a)’nın danışmanı, (b)’nin danışmanı diye. bu bir daniŞman hikâyesidir..)
İstanbul’da…………… İlçesinde önceki dönemde işbaşında olan…….. partisinden belediye başkanı seçilen okul arkadaşım ve yakın dostum aradı.
- abi,
- ………..
- ………..
— sağ ol işin gücün yoğun biliyorum, seçildikten sonra şöyle belediyeyi bir dolaştım, arkadaşlardan genel durumu öğrendim. İdari birimleri dolaştım. genelde bir sorun yok, ama bir konu kafamı kurcaladı.
— bizim belediye’de danışman yok. biliyorsun benim geçmişim öğretmenlik, idari işlerden pek anlamam. sen bu konularda tecrübelisin. yıllardır belediyelerde denetim yapmaktasın ara bir sıkıştığımda yardımını istiyorum.
düşündüm, neden olmasın hem bildiklerimi paylaşır, hem de üç beş kuruş yan gelir elde ederim.
peki dedim. ama biliyorsun ben sürekli belediyede bulunamam. bana ihtiyacınız olduğunda arkadaşlar veya sen ararsın, ben elimden geldiğince yardımcı olurum.
bu konuşmamızdan sonra geçici işçi alımı, emlak vergileri ve daha birçok konuda bilgi istediler yardımcı oldum.
aradan epey zaman geçmişti. bir gece saat 2 sıralarında telefonum acı, acı çaldı.hayırdır dedim gecenin bu saatinde kim arıyor.yatağımdan kalkarken halının kenarına takıldım, bacağımı komodinin kenarına çarptım, canım çok yandı içimden ………bu saatte arayanın….. dedim, ama telefona da baktım.
arayan belediyenin – Özel kalem müdürü….. – abi dedi, kusura bakma. Çok acil olmasa seni bu saatte aramazdım, ama çaresiz kaldım. ne olur bize yardımcı ol.
gece saat iki olmasına, uykumun en tatlı yerinde uyandırılmama ve hatta bacağımı çarptığımdan canım fena yanmasına rağmen yinede mutlu oldum. Öyle ya gecenin bu saatinde bana ihtiyaç duyuluyor, koskoca belediyede sorunu çözememişler, bilgime başvuruyorlar.
neyse, madem bu saatte aradın, uykudan uyandırdın beni hadi söyle bakalım, sorun ne.
Çocuk bir süre sessiz kaldı, sonra utangaç ve kısık bir ses tonuyla,
abi kusura bakma, bize bir eŞek lazım. İnan çaresiz kalmasam seni aramazdım. yemin ederim başkan çok zorda kaldı. seni aramam için ısrar etti. İlla danışmanımızı ara dedi, bende seni aramak zorunda kaldım.
ulan aldığım aile terbiyesi olmasa, gecenin bu saatinde seninde, belediye başkanın da ……..diyecek oldum, sonra çocuğun çok utandığını, bu teklifi yaparken istemeden yaptığını tahmin ettiğim için söyle dedim, hadi söyle bu eŞek konusu ne, nasıl bir eşek lazım.
abi bildiğin gibi bu hafta belediyemiz ile………. belediyesinin ortaklaşa düzenlediği şenlik var. nasrettin hoca’yı anmak üzere karikatürist hasan kaÇan taksimde hocanın kılığına girip bir gösteri yapacak. onun binmesi için bir eşek lazım ama biz bulamadık. İstanbul’da nasıl ve nereden eşek bulurum. başkana söyledim oda ancak senin bulabileceğini söyledi.
Şaşırdım, gülsem mi, ağlasam mı? ulan düştüğümüz hale bak, sen koca İktisat fakültesini bitir, şimdi belediye başkanına eşek bul. bir süre telefonda öylece kala kaldım. sonra peki dedim. ben halletmeye çalışırım.
mademki danışmanım, işte danıştılar. ayıkla bakalım pirincin taşını.
gece saat 2.30 olmasına rağmen bende pendik’te oturan yakın dostum ve okul arkadaşım orhan’ı aradım.
aylardır arayıp sormadığımdan, çok şaşırdı hele birde bir eşek lazım seni onun için aradım deyince bastı küfürü.
ulan deyyus, ulan zibidi bu saatte dalgamı geçilir. hay senin şaka anlayışına, dedi ve aile boyu sülaleme sövdü.
sabırla bekledim. biraz sakinleşince konuyu kısaca anlattım.
ha orhan müthiş bir çocuktur. Örneğin bana bir kulağı kesik, bir ayağı aksak bir köpek lazım de, ne eder, ne yapar arar bulur, bu arada köpek sağlamsa ayağını sakatlar, kulağını keser ama istenen koşulları tamlar.
bu arada orhan’ın gülme sesleri telefonun ahizesinden odaya dağılıyordu. allahtan hanım derin uykuda, yoksa gecenin bu vakti ona da dert anlat işin yoksa. birde onun diline düşmek var ki allah korusun.
—neyse bu sorun değil, ben hallederim. tuzla’da tanıdığım bir arkadaş var, onun yardımıyla arar bulurum.
aman dedim, gözünü seveyim. yarın saat 11’de belediyede olması lazım. ha üzerinde bir semer olsa iyi olur, olmadı kilim falan örtsünler. gazeteciler, televizyoncular olacak. sonra rezil olmayalım.
sonuç olarak ertesi gün gene birkaç telefon ve kadirşinas dostumun çabalarıyla bir eşek bulundu. tuzla’dan kamyonete bindirilen eşek belediyeye geldi.
başkan ikinci kattaki odasından aşağıya bakarken, hınzır bir gülümseme ile
—-abi teşekkür ederim, beni büyük bir sıkıntıdan kurtardın. bu iyiliklerini nasıl öderim.
neyse mademki danışmanım, görevimi yaptım. ha.. borcunu da dolar olarak ödersin, dedim.
bir saat sonra taksim meydanı’na çıktık. sevgili hasan kaÇan eşeğe bindi. İnanılmaz bir kalabalık, alkış, ıslık sesleri arasında tünel’den taksim meydanına kadar İstiklal caddesini bir boydan, bir boya yürüdük.
akşam televizyonda ana haber bültenlerinde ilk haber başlığı,ertesi gün gazetelerin manşetin de,
—- taksim’de bir eşek keyifle dolaştı,
—-artık eşeklerde taksimde, —–
—-taksim’de koca adam küçücük eşeğin sırtına binmiş,..!
ne şenlikten, ne hasan kaÇan’ dan, nede belediyeden bahseden var, varsa yoksa eşek.
olsun yine de bir görevi bitirmenin gönül rahatlığı ile o akşam derin bir uyku uyudum.
aybaşında belediyeden aradılar, bana ödenecek danışmanlık ücreti için çağırmışlar. gittiğimde hesap işleri müdürü ceyhun bey başkanın odasında imzalamam için bordroyu uzattı.
benim adımın karşısında,
belediye danışmanı………`a ya 250,00-ytl
eşeğin sahibi …………..…a’ya 250,00-ytl
eşeğe…………………………… 500,00-ytl.
başımda müthiş bir ağrı başladı, göğsümün sol tarafında bir acı, bir yanma hissettim. orada yığılmış kalmışım.
gözümü İstanbul Üniversitesi kardiyoloji bölümünde açtım. hanım başucumda, karşımda belediye başkanı yine yüzünde o hınzır gülümseme.
- abi geçmiş olsun, bizi çok korkuttun. Şükürler olsun iyisin.
İçimden bütün sülalesine sövdüm, ama ona belli etmedim.nede olsa yıllardır arkadaşız ve dostum.
birkaç gün sonra hastaneden çıktım, o günden beri danışmanlık yapmıyorum.
ha olur ya bir—————– eŞeĞe———- ihtiyacınız olursa beni arayın.
ben buradayım