çirkin kız hikayesi
Bir varmış, bir yokmuş, Allah’ın kulu mısır tanesinden cokmuş. Yeşil olmalı, al olmalı, masallar masal olmalı. Her masalda bir ibret var, Gerceğe misal olmalı. Masaldır bunun adı, dinlemekle cıkar tadı. Ben diyeyim uzakta, siz deyin yakında, Gülşen ve Nurşen adında iki kız kardeş yaşarmış. Bu kişi kardeşmiş ama Patlıcan ile soğan kadar bile birbirlerine benzemezlermiş. Gülşen cok güzel, Nurşen de cok cirkinmiş. İkisini yan yana görenler kardeş olduğuna inanmazlar, Gülşen’e bakıp; “Ne kadar güzel bir kız!” der ve övgüler yağdırırken, Nurşen’e bakıp; ”Bu da kardeşimi? Hic ablasına benzemiyor, pek cirkin.” Derlermiş. Nurşen bu duruma cok üzülüyormuş. Güzel olmayı elbet o da cok istermiş, fakat elinden bir şey gelmezmiş. Gülşen, güzel olduğu icin cok kibirlenirmiş. Kardeşine kızdığı zamanlarda cirkinliği ile alay edermiş hep. Yine böyle bir gün zavallı kardeşiyle alay etmiş. Nurşen ağlayarak evden cıkmış, Ormana doğru koşmaya başlamış. Ormanda da uzun süre koşmuş. Yorgunluktan bitkin bir hale düştükten sonra durup . etrafına bakmış. Hic görmediği bir yermiş burası. Evlerine dönmeyi istemiş ama yolu bulamamış. Ormanda kaybolduğunu anlayınca korkarak geceyi gecireceği bir yer aramaya başlamış. Bir de bakmış ki karşısında süslü, cok güzel bir kulübe duruyor. Sevincle kapısını calmış. Kapıyı dünyalar güzeli bir kız acmış. Nurşen hayranlıkla ona bakarak;
*Affedersiniz, ormanda . yolumu kaybettim, geceyi burada gecirebilirliyim? Diye sormuş.
*Hayır, diyerek kapıyı yüzüne kapatmış güzel kız.
Nurşen caresizlikle ne yapacağını düşünürken kapı tekrar acılmış.
Güzel kız;
*Eğer elinden iş gelirse, temizlik ve yemek yaparsan kalabilirsin, demiş.
Nurşen caresiz;
*Yaparım, demiş. İceri girmiş.
Kız, Nurşen’in dinlenmesine fırsat vermeden önüne kova ile süpürge koymuş. Nurşen pislikten berbat olan kulübeyi pırıl pırıl temizlemiş. Sonrada bir güzel yemek yapmış. Bütün işleri bitirdiğinde güzel kız, ona yaptığı yemeklerden vermeyerek sadece kuru bir dilim ekmek vermiş.
Güzel kız bütün bir gecede asık bir yüzle “Yalnızlıktan sıkıldım,” Deyip durmuş. Onun bu halini görmek istemeyen Nurşen ertesi sabah erkenden kulübeden ayrılmış. Akşama kadar ormanda dolaşmış. Hava kararmaya başladığında caresizlikle etrafa bakınırken başka bir kulübe görmüş. Kulübenin üzeri pek cok kuşla doluymuş. Hemen kapıyı calmış. cirkin bir kız acmış kapıyı.
Nurşen icinden “Bu da benim gibi cirkin.” Diye düşünürken;
*Af edersiniz, ormanda yolumu kaybettim, geceyi burada gecirebilirliyim? Diye sormuş.
*Tabi cok memnun olurum demiş kız; Onu iceriye almış.
İceride bir aslan, bir kaplan, bir ayı ve bir yılan varmış. Dostlarım dediği hayvanlarla Nurşen’i tanıştırmış. cirkin kız Nurşen’in önüne ceşit ceşit yiyecekler koymuş. İyiliksever kızın adı Zülfiye’ymiş. Nurşen, Zulfiye’ye ormandaki güzel kızdan söz etmiş.
*O benim kız kardeşim, demiş Zülfiye. Biz vezirin kızlarıydık. Kardeşim büyük bir hata yaptı, hatası anlaşılınca da sucunu bana yüklemeye calıştı. Padişah kızdı ve ikimizide cezalandırdı. Bir süre ormanda yalnız yaşamamıza karar verdi.
Nurşen;
*Gercekten cok üzüldüm bu olanlara demiş.
*Hayır, üzülme diye yanıtlamış kız. Ben ormanda cok mutluyum. Benim burada hayvan arkadaşlarım var ve onları cok seviyorum, deyip gülümsemiş sonra.
Nurşen gece rahat bir uyku uyumuş. Sabah uyandığında kulübeye başka hayvanlarda gelmiş. Zulfiye, sevgi ve şefkatle yaralı bir tavşanın ayağını sarıyormuş. Nurşen, Zülfiye’ye baktığında onun cok güzel olduğunu düşünmüş bir an. Oysa ilk gördüğünde onu cirkin bulduğunu hatırlayınca şaşırmış. Birden kuşlar gibi hafiflemiş. Nurşen; “Güzelliğin sırrını buldum.” Diye koşarak Zülfiye’nin boynuna sarılmış ve ona teşekkür etmiş. Birkac gün daha kulübede kaldıktan sonra Zülfiye’nin arkadaşı güvercinin yardımıyla evine dönmüş. Nurşen cok mutluymuş.
O günden sonra Nurşen kimsenin ona cirkin demesine aldırış etmemiş. Onu tanıyanlar o nu daha cok sevmeye başlamışlar. Gülşen de kardeşiyle alay ettiğinde, kardeşini artık neden kendisine kızmadığını hep merak etmiş…