Bu Taraf
babama yalvar yakar aldırdığım ikinci el üniversite düzeyi bir kitap vasıtasıyla tanıştım onunla.kitabın sayfaları arasında bulduğum siyah-beyaz bir fotoğraf ve benim bu fotoğraf üzerine kafamda oluşturduğum senaryoydu onun hayatı benim için.
fotoğrafa kitaba göz atarken mi yoksa ders çalışırken mi rastladım anımsamıyorum.Önce resme bakmış sonra \”necibe uslu\” ismini okumuş ve tekrar izlemeye koyulmuştum.İsmin altında bulunan tarih dikkatimi en son çeken şey oldu.tarih demek yanlış olur ; çünkü resim üzerinde iki tarih vardı:biri doğum öteki ölüm tarihi…
fotoğrafın arkasını çevirdiğim zaman üstlere doğru birkaç delik olduğunu gördüm .yani elimdeki fotoğraf cenazelerde yakaya takılan fotoğraflardandı.
yıllardan büyük olanından küçük olanını çıkarmak mesele değildi;fakat bu kadın 30 yaşında ölmüştü asıl bunu hazmetmek meseleydi.1943 yılında doğan 1973 yılında ölebiliyordu..bu düşüncenin beni çok korkuttuğunu söyleyecek değilim ama gerçekten şaşırmıştım.
necibe hanım mona lisa vari gülümsemesiyle şaşkınlığımı arttırdıkça arttırıyordu.oval, ufak yüzlü bu hanımın çok yumuşak olan yüz hatları ona huzurlu bir ifade kazandırıyordu.fakat en şaşırtıcı olanı fotoğrafçının\” bu tarafa bakın\” çağrısıyla kendisi için anlamsız bir objeye dönmesine rağmen bakışlarının bana pek çok şey anlatabilmesiydi.
bu satırları yazarken resmi hala elimde.o gülüşünde inat ediyor. Ölüm asude bir bahar ülkesi midir yoksa ardında güneş doğmayan büyük kapı mıdır bilemeyeceğim.ama işte necibe hanım varlığını hala devam ettiriyor ve benim hayatımda yer işgal ediyor 34 yıl sonra bile.zaten yaşamak birilerinin zihninde varolmaktan başka nedir ki