Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Bir Ağustos Gecesi

Ağustos 3rd 2008 Fantazi Hikayeleri

bir ağustos gecesiydi. tertip köyünde herkes kendisini sabah erken kalkmaya ayarladığı için erkenden uyumuşlardı. dışarısı garip bir şekilde sessizdi. sanki birdenbire çıkacak bir gürültünün habercisi gibi. sadece hamza ağa’nın oğlu ahmet uyanıktı. ferhat bey’in kızı Şermin’e olan aşkı onu bu gecede uyutmamıştı. onu görebilmek için gene evinden çıkmış onların evine doğru yola koyulmuştu. belki Şermin uyumamıştır diye düşünüyordu. Çünkü ona bu gece görüşeceğine söz vermişti. hem uyanmamışsa camına bir iki ufak taş atıp uyandırırdı onu. bu yüzden fazla endişelenmiyordu. onu endişelendiren onu görememek idi. bunu düşünmek bile acı veriyordu ona. hemen kafasından bu düşünceleri attı. haydar emmi’nin ahırının önünden geçerken içeriden hayvanların gürültüsünü duydu. deli gibi tepiniyorlardı. acaba içeri bir yırtıcı hayvan mı girdi diye kontrol etmeye giderken bir köpeğin ulumasıyla irkildi. ahh deli gibi uluyordu mahlukat. belki susar diye biraz bekledi ama hayvanın susacağı yoktu. aksine bu karabaşa birkaç tanesi daha eşlik etmeye başlamıştı. ortalığı velveleye veriyordu bu hayvanlar. Üstüne üstlük millet de bu gürültülerden dolayı uyanmaya başlamıştı. bu durum ahmet’e eve geri dönme isteğini uyandırdı. babası her an bu gürültüden kalkabilir ve kendisini evde göremeyince de küplere binerdi. gerisin geri eve doğru yola koyuldu. yıldızlara baktığında hepsinin bütün gecelerden de parlak olduklarını gördü. “ne kadar da güzel” dedi. ardından başı dönmeye başladı. ya da o öyle sanıyordu. Çünkü yere düştüğü halde her taraf sallanıyordu. ardından bir gürültü duydu. sonra da etrafı aydınlatan bir ışık gördü. gün gibi aydınlamıştı birden etraf. İnsanların çığlıklarını duyunca aklı başına geldi. deprem oluyordu. hem de çok feci oluyordu. evlerin çoğusu harçsız ve sadece taşlardan yapılınca ahmet’in gözü önünde yıkılmaya başlamışlardı. gözlerine inanamıyordu. bütün hayatının geçtiği tertip köyü gözlerinin önünde yokoluyordu. ayağa kalkmaya çalıştı. hemen eve gitmeliydi. evini uzaktan görebiliyordu. bir gayretle eve koşmayı denedi ama iki adım atamadan düştü. ne yazık ki evinin yıkılışını gördü. evin yıkılışıyla o da yıkıldı. bu sırada gürültü ve ışıkta azalıyordu. deprem hızını kaybetmişti. yavaşladı , yavaşladı ve durdu. ahmet hemen eve doğru koştu tekrar. evin yıkıntılarına geldiğinde gözyaşlarından bir şey göremiyordu. hıçkıra hıçkıra taşları kaldırıyor ve ailesini arıyordu. daha sonra omzuna dokunan elle irkildi. kim olduğuna bakmak için döndü. ağlaması iyice şiddetlendi bu sefer. karşısındaki babasıydı. bu sefer de sevinçten ağlıyordu. az ileride de annesini görünce bu sefer de ona gidip sarıldı. İkisi de gürültülerden uyanınca onun evde olmadığını fark etmişler ve onu aramaya çıkmışlar. o sırada da deprem olunca kurtulmuşlardı. ahmet bunları öğrenince evden gizli kaçmasının ilk defa bir işe yaradığını düşünüp az da olsa sevindi. fakat birden Şermin’i hatırladı. gitmeliydi. ya ona bir şey olduysa. anne babasına bir arkadaşına bakması gerektiğini söyleyerek hemen uzaklaştı orada. anne ve babası Şermin’in ailesini sevmiyorlardı. o yüzden de ahmet gizli gizli onunla buluşuyordu. sevmedikleri kız yüzünden ölümden kurtulduklarını bilseler kim bilir neler olurdu. ahmet bunları fazla düşünmeden sadece koşmaya devam etti. doğruca Şermin’in evine doğru gidiyordu. yıkılan evlerden gelen yardım sesleri ve yıkıntıların arasından yardım istemek için çıkan eller onun dikkatini çekmemişe benziyor ve sadece koşuyordu. birden ayağı bir şeye takıldı ve kendisini yerde buldu. yüzü koyun düşmüştü. bu sırada bir şeyi fark etti. Önünde duran dev yarığın. Şermin’in evinin tam olduğu yerdeki dev yarık ahmet’e bu gece yaşadığı sayısız şoktan birisi gibiydi. ev ortada yoktu. yarık hepsini yutmuştu evin. “Şermin” diye defalarca bağırdı. belki depremden kurtulmuştur diye. ses gelmedi , o da bir daha bağırdı. tekrar ağlamaya başladı. lanet olasıca fay hattı tam da buradan mı geçmeliydi diye deli gibi bağırıyordu. manyak gibi tepiniyor eline geçen her şeyi sağa sola fırlatıp güya sinirini boşaltıyordu. ardından bir ses duydu gibi geldi. bekledi ve iyice kulak kabarttı. evet bir ses vardı ama çok az duyuluyordu. Çevredeki deprem telaşı gürültüsü bu sesi iyice örtüyordu. sesin geldiği yeri anlamak çok zordu. ama sanki yarıktan geliyormuş gibiydi ses. ama bu imkansızdı. oraya düşüpte nasıl sağ kurtulabilirdi ki? depremden dolayı oluşan bu yarık devamlı surette açılıp kapanarak zaten içine ne düştüyse tuz buz etmiyor muydu? lakin ses gerçekten de oradan geliyordu. yarıktan aşağıya bakınca bir şey göremedi. az ilerledi oradan da bir şeyler göremedi. ama ses daha da belirmişti. biraz daha ilerleyince görüntüyü gördü. Şermin aşağıdaydı. bir kaya parçasının üzerindeydi. Şaşırıcı bir şeydi ama gerçekten de şaşırtıcı idi. nasıl olmuşsa orada kalmıştı. İşin ilginci sadece 2 metre kadar derinlikteydi. Şermin’i capcanlı görünce sevinçten ne yapacağını şaşırdı. Şermin’in yardım almak için uzattığı eli ancak fark etti. hemen o da elini uzattı aşağı doğru. onu sıkıca kavradı ve yukarı çekti. İkisi de nefes nefese yere uzandılar. Şermin’de bir şey gözükmüyordu. hafif sıyrklarla kurtulmuş gibiydi. ahmet nasıl olupta o yarıktan sağ çıkığını sordu. “sadece depremden sonra düştüm” dedi. bu onun sağ kurtulmasını açıklıyordu. İkisi de yorgun ikisi de haraptı. bir anda yardım isteyenlerin çığlıklarını fark ettiler ve kendilerinden utanırcasına onlara yardım etmeye gittiler. ahmet yolda giderken Şermin’İn ailesini kaybetmenin acısıyla ağladığını görebiliyordu. kısık sesli de olsa kendi kendisine konuşuyordu Şermin “sizi şimdiden özledim” diye. ahmet iyice hüzünlendi ama belli etmedi. en azından başkalarını kurtabilirlerdi. Öyle de yaptılar




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

Çok uzaklarda dört yanı uçsuz bucaksız denizlerle çevrili, bir ada ülkesi varmış. uzaktan su değirmenini andırdığı için değirmen adası derlermiş. adanın kralı yaşlı bilge bir değirmenciymiş. yolunu kaybeden gezgin denizciler ve rotasını şaşırmış korsanlar hariç pek ziyaretçisi olmazmış. Ülkesini ve değirmenci kralı seven halkın çok iyi korumasından dolayı tek bir altın paraları dahi korsan hazinesine [...]

Önceki Yazılar

Yaklaşık 6 bin yıllık tarihi olan Kayseri, hemen hemen her dönem önemli bir yerleşim yeri olmuş, özellikle ticaret ve alış veriş merkezi olmasıyla yerli ve yabancı seyyahların dikkatini çekmiştir.

Bu bölümde çeşitli tarihlerde şehre gelen yerli ve yabancı seyyahların Kayseri hakkında verdikleri bilgilere, gözlemlere ve tespitlere yer verilmektedir.

Buyurun tarihin tozlu sayfalarına bir seyahat düzenlemeye ve ‘Seyyah [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat