Senin Hikayen
17 AÄŸu
Üniversiteli delikanlı kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. okul salonundaydı maç. tribünsüz,minik bir salon.. seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..o kadar yakındılar..
delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. az sonra bir şeyi daha hissetti. uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. kız servis atarken hemen önünden geçti. göz göze geldiler.. kız gülümsedi..
delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. kız onu tanımış olmalıydı. kim bilir, belki kız da ondan hoÅŸlanmıştı.. belki de delikanlı öyle olmasını istediÄŸi için ona öyle gelmiÅŸti.. set deÄŸiÅŸip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini deÄŸiÅŸtirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. kız da gidiÅŸ geliÅŸleri fark etmiÅŸti galiba.. bir defa daha gülümsedi. manidar..\”anladım\” der gibi bir gülümseyiÅŸti bu…
delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. dahası.. ankara koleji\’nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. karşılaÅŸtıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baÅŸ eÄŸmesi ile selamlaşır olmuÅŸlardı.. bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. o gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koÅŸarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. kız bu defa, iyice gülmüştü.. karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. arkadaÅŸtılar. sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. o kızdan fena halde hoÅŸlanıyordu. galiba kız da ona karşı boÅŸ deÄŸildi. bir yerde, bir ÅŸekilde tanışmaları gerekiyordu.. o zamanlar, bu iÅŸler böyle oluyordu çünkü.. kaptan \”tabi\” dedi.. \”bu hafta sonu güzel bir konser var. biz onunla gitmeye karar vermiÅŸtik zaten. sen de gel. hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız..\”
\”mutluluk iÅŸte bu olmalı\” diye düşündü delikanlı.. \”mutluluk iÅŸte bu!..\”
ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. o ne heyecandı öyle.. konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. el sıkıştılar.. o güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.İnanamıyordu delikanlı.. onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. ama uzatamıyordu işte elini.. her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..
sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuÅŸmuÅŸ gibi, uzandı..kolunu kızın koltuÄŸunun arkasına koydu.. kızın omzuna deÄŸil.. koltuÄŸun üzerine.. sonra kız arkaya yaslandı.. bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. dünyalar ÅŸirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. konserden çıkarken, kız, ÅŸakalaÅŸtı.. \”sizi her maçımızda görüyoruz. alıştık nerdeyse.. yarın adana\’da da maçımız var.. gözlerimiz sizi arayacak..\”
hayır, aramayacaktı. delikanlı o anda kararını vermiÅŸti çünkü.. cebinde onu otobüsle adana\’ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeÄŸinde bir de adana kebap yedirecek kadar para vardı.. gece yarısı kalkan otobüse bindi.. sabah erkenden adana\’ya indi. maç saatine kadar başı boÅŸ dolaÅŸtı. salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. maç falan deÄŸildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile deÄŸildi onun.. nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. döndüklerinde, ügüncü sette kız fark etti delikanlıyı..yüzünde çok ama çok ÅŸaÅŸkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. ankara\’nın hele kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiÄŸini bilmenin gururu..
maç bitti. kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. tek kelime konuÅŸmadan.. konuÅŸmaya gelmemiÅŸti ki.. kız \”keÅŸke orada olsaydın\” demiÅŸti. o da olmuÅŸtu iÅŸte.. hepsi o.. ona o kadar çok ÅŸey söylemek istiyordu ki aslında..
bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir ÅŸiire rastladı. daha doÄŸrusu bir ÅŸiirden alınmış bir dörtlüğe.. söylemek istediÄŸi her ÅŸey bu dört satırda vardı sanki.. bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, kolejin önüne gitmek için.. kızın karşıdan geldiÄŸini gördü. koÅŸarak yanına gitti. \”bu sana\” diye kartı eline tutuÅŸturdu ve kayboldu ortadan.. kız, necip fazıl\’ın dört satırını okurken..
\”ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar…
ne de şeytan bir günahı
seni beklediÄŸim kadar!..\”
ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde kolejin önündeydi gene.. kız karşıdan geliyordu.. bu defa yanında arkadaÅŸları yoktu. yalnızdı.. yaklaÅŸtığında iÅŸaret etti delikanlıya.. gözlerine inanamadı genç adam.. onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. evet, çağırıyordu iÅŸte.. kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. \”sana bir ÅŸeyler söylemek istiyorum\” dedi kız.. o da heyecanlıydı, belli.. \”bak iyi dinle.. dünkü satırlar için çok teÅŸekkürler.. herhalde hissettin, ben de senden hoÅŸlanıyorum. ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. ondan da hoÅŸlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoÅŸlandığıma.. ve de ÅŸu anda, onu terk etmem için bir sebep yok..\”
\”o zaman karar verdiÄŸinde ve de eÄŸer seçtiÄŸin ben olursam, hayatında baÅŸka kimse olmazsa, ara beni!\” dedi, delikanlı ikiletmeden.. ayrıldı kızın yanından.. bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. bir daha onu hiç görmeden..
yıllarca sonra levent yüksel\’in söyleyeceÄŸi ÅŸarkıdaki sezen aksu\’nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. aÅŸk \”onurlu\” olmalıydı.. günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. tıpkı, kıza verdiÄŸi o dörtlükteki gibi bekledi.. hastanın sabahı, ÅŸeytanın günahı beklediÄŸi gibi bekledi.. heyecanla bekledi. hırsla, arzuyla bekledi. umutla, umutsuzlukla bekledi. bazen öfkeyle bekledi.. ama bekledi.. baÅŸka hiç kimseye bakmadan, baÅŸka hiç kimseyi bulmadan bekledi. bir gün bir ÅŸiir antolojisinde ÅŸiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü ÅŸiir.. İlki kıza verdiÄŸiydi.. bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. o dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. cebine koydu..
bekleyiÅŸ sürüyor, sürüyordu.. okullar kapandı, açıldı.. aylar, aylar geçti..bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. \”günlerdir seni arıyorum\” dedi kız. \”günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. artık hayatımda hiç kimse yok!..\”
\”yaa\” dedi delikanlı.. \”yaa\” dedi sadece.. kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediÄŸi an gelip çatmışken, aÄŸzından sadece bu ses çıkmıştı: \”yaaa!..\”
cebindeki artık iyice eskimiÅŸ kartı uzattı kıza.. \”sana bir ÅŸiirin ilk dörtlüğünü vermiÅŸtim ya bir gün..\” dedi. \”bu da sonu onun…\”
sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken..
\”geçti istemem gelmeni
yokluÄŸunda buldum seni.
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar!..\”
aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. delikanlı bugün hala düşünüyor.. o uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. o sevgilinin kendisi bile.. hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. ya da.. ya da.. bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
delikanlı bu soruların cevabını bugün hala bilmiyor.. bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, o delikanlı, bendim!
Yorum Yaz