Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Ben Melek Gördüm

Ağustos 13th 2008 Fantazi Hikayeleri

ben melek gördüm. kimseyi inandıramıyorum. Çok da önemli değil aslında. ben kendi gerçeğimi biliyorum ya, o bana yeter. ailem bana bir garip bakmaya başladı son zamanlarda. aralarında fısıldaşıp duruyorlar. hiç geçinemediğim kız kardeşim bile o kadar iyi davranıyor ki. yemek sofrasında kelimeleri seçerek konuşuyorlar, aman bir pot kırmayalım diye.
onlar nasıl beni takip edip sözlerimden ve tavırlarımdan bir anlam çıkarıyorlarsa. benimde onlarda aynı şeyleri görüp bunlardan bir şeyler sezebileceğimi unutuyorlar. en son tartışmamızda babam kaşlarını çatıp son sözünü söylemişti zaten.
—madem öyle getir bu meleği biz de görelim.
—Şimdilik gelmek istemiyor ama bir gün mutlaka getireceğim.
söyleyemezdim ki onlara, bu meleğin herkese farklı göründüğünü. yüreğinde biriken neyse onu gösterdiğini. denizler büyütüyorsan o güzel yüreğin de, denizkızı gördüğünü. cehennem yaşatıyorsan karanlık dünyan da, ateş zebanisine döndüğünü.
bir tek ayşe`ye dökebiliyordum içimi. bizim ailenin en ufağı. İlkokul üçüncü sınıfa gidiyor. daha dokuz yaşında. Şaşkınlık içindeyim ama gerçek bu. koca, koca insanlara anlatamadığımı bizim ufaklığa anlatabiliyorum. Çok düşündüm, en sonunda bunun nedenini çözdüm. ayşe henüz önyargılı değildi. tanımıyordu bu duyguyu. neyse oydu işte. ayşe gibi ayşe’ydi. \”vay be, yazık bize\” dedim kendi kendime. kirlenmişiz çamura bulanmışız. Üstelik temizlenmesi de mümkün değil.
acı dolu gözlerle baktım ayşe`ye.
—ne oldu ağabey. niye öyle bakıyorsun bana?
—hiç. dedim yalnızca. Önüne geçemezdim ki bu dönencenin oda büyüyecek ve kirlenecekti. sonrada sen, ben, o, olacaktı.
ağustos ayının sıcak bir gecesiydi, diğer geceler gibi. bütün camlar açıktı. ara sıra perdeleri oynatan cılız rüzgâr, yüzümüze kadar ulaştığında kendimizi şanslı sayıyorduk. yalnızca kendi kendine konuşan televizyonun sesini duyuyorduk. nedenini anlayamadığım bir tuhaflık vardı, ortaya çöreklenmiş sessizliğin içersinde. hiç kimse konuşmuyordu. bu sessizliği babam bozdu.
—bak oğlum biz..
tamamlayamadı sözlerini sustu, diğerlerine baktı. annem, büyük kız kardeşim zeliha ve babam aralarında konuşmadan, konuşuyorlardı sanki. ama ben bu dili bilmiyordum. bütün bildiğim fırtına öncesi sessizlik gibiydi bu durum. bir tek ayşe bu sinir bozucu anların farkında değildi. yere uzanmış minik elindeki kurşun kalemiyle resim yapmaya çalışıyordu.
—evet, baba, siz?
—oğlum öncelikle şunu bilmeni isterim. bunu senin iyiliğin için yapıyoruz.
—neden bahsediyorsun baba? anlamadım.
—karar verdik. seni hasta haneye yatıracağız. psikolojik tedavi görmen lazım.
gariptir ama hiç şaşırmadım. tepki göstermedim. ne kızdım nede bağırıp çağırdım. yalnızca sağ yanımda oturan meleğe dönüp gülümsedim.
—sen bilirsin. dedi bana melek.
kararımı vermiştim. bana bu kadar yargılı yanaşıp deli olduğuma inanacak adar yalancılıkla suçlayan ailemin ders almasının zamanı gelmişti.
—peki baba. eğer ben size bu meleği gösterirsem bana inanacak mısınız? madem benim doğru söylediğimi düşünmüyorsunuz.
—evladım bak yine başladın aynı laflara. yalan söylesen zaten sorun kalmayacak. sende bende bileceğiz yalan söylediğini. ama sen kendi yalanına inanıyorsun. İşte bizi bu korkutuyor.
cevap vermedim. uzun, uzun baktım yalnızca yüzlerine. sonu nereye varacaktı bilmiyordum ama artık zamanı gelmişti. gerçeği öğrenmek zorundaydılar. başka çarem yoktu. aksi halde bu mesele katlanarak uzayıp gidecekti.
\”tamam\” dedim sağımdaki meleğe \”zamanıdır\”
melek ortaya çıktığında herkes kendi aynasındakini gördü. babam panik içinde mutfağa koştururken \”bıçak nerede? bıçak verin bana \” diye bağırıyordu.
annem çoktan düşüp bayılmıştı. kız kardeşim o günden sonra hiç bir zaman düzgün konuşamadı.
yalnızca ayşe, gözlerindeki coşkulu bakışlarla ayağa kalktı. meleğe iyice yaklaştı.
—aaa yüzün güneş gibi parlıyor dedi.
melek cevap verdi.
—o benim değil, senin güneşin




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

1348 yılında bir roma aksamıydı.evlerdeki mumlar sönmüş,sokaklar tenhalaşmıştı.uzun bir süreden sonra ilk defa bir evden neşe sesleri yükseliyordu.Çünkü o evde seiah yani ateşin şifacısı olan melek dünyaya gelecekti.efsaneye göre seiah yani sarah direnişi birleştirecek,papayı ve yoldaşlığını devirip dünyaya huzur getirecekti.ancak bu efsaneden yoldaşlığında haberi vardı.roma’da bütün evleri tek tek basıp o gün doğan bütün çocukları [...]

Önceki Yazılar

leylekler havada kavisler çiziyor, günün monoton havasına az da olsa bir heyecan katmak için çabalıyordu.ağaçların arkasına sinmiş olan İstanbul, kainatta yaşayan her canlının içine huzur dolduruyordu kuşkusuz. 2028 yılındaki 7 şiddetindeki depremde yerle bir olan kızkulesi’nin 20 kat daha büyütülmüş halinin inşaatı devam ediyor, eşsiz manzaranın sakinliğine gölge düşürüyordu.
günü eline geçirmiş olan güneş, yavaş yavaş [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat