Bazen Kara Mizahtır Mutluluk
hayat bazen kara mizahtır…
hayattaki en güzel anımmış doğumum; hayatın tadını anlamadığım, insan yüzlerini tanımadığım zaman…
sonra, insanoğlu büyüdükçe anlıyor, yalanı, hayını, nankörlükle pişirilen hayatı…
her zaman hayat dediğim kadar acımasız değildir elbette fakat en son babam bize bilgisayar alınca mutlu olmuştum. ama bunu gerçek mutluluktan saymıyorum… çünkü babam ve annem sadece hep çocuklarını düşündü. babam ise ne annemi ne de annesini düşünürdü…neden düşünmesin ki? allah ona evliliğinin onuncu yılında üç kız evlat vermişti. kızlarına da sadece bir kere gülümseyebilmişti…kızlar yılarca babalarının gülüşüne hasrettiler…
babamın gözü hep parada, kumarda ve alkoldeydi… gözünü kapkara bir hırs bürümüştü. her gece severek evlendiği annemi döverdi gözlerimizin önünde… annem bazen uyuyor olurdu babam döverken kendisini; hiç ses etmedi yıllarca… üç kızı için dayandı hayatın acımasızlığı olan babama “ben annesiz büyüdüm, kızlarım anasız büyümesin diyordu” evin köşesinde ağlarken, kendi kendine sayıklıyor olurdu çoğu zaman bu sözleri. bizler korkardık geceleri babama karşı gelmekten ve uyuyor gibi yapardık… annem hep üç kızı için ayakta durmaya çalıştı ve babam annemi yıkmak için elinden geleni yaptı.
bir gün annem dayanamadı. Ölmemek için, jandarma karakoluna gitti. babamı şikayet etti komutana… akşam komutan geldi eve, babamı uyardı “bir daha kadına böyle davranırsan, evden uzaklaştırma cezası alırsın” dedi.
ne olduysa o gün oldu babama. Üç kızı üzerine yemin etti bir daha yapmayacağına. yeminini tuttu babam, annemi hiç dövmedi bir daha; alkolü ve kumarı bıraktı.
İşte bu bilgisayar bunca acının tesellisidir