• Efsane Hikayeler 12.09.2008

    İnsan nereden başlaması gerektiğini bilemiyor bizim oralarda yaşayan
    herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bu hikayeyi anlatmaya…

    küçüklüğümüzde gizli gizli anlatırdı abilerimiz ablalarımız biraz korku
    biraz merak içinde ama hiç bıkmadan hep aynı heyecanla dinlerdik her
    seferinde…

    bizim oralarda bir kız gelin gideceği zaman düğün günü sabahı bir oğlak
    kesilir evinin önünde abileri tarafından kızın ve akşamına düğün yemeği ne o
    oğlak eti pişirilir…gelinlik çağa gelmiş her kız bilir bu adeti ve bir
    oğlak bulunur evlerinde…eğer bir kızın oğlağı varsa ve her sabah en taze
    dalları getirip dağlardan ve salına salına geçerek köy meydanından
    götürüyorsa evine…eh işte anlayın belli ki kocaya varmaya niyetlidir.

    hanifenin hikayeside tam burada başlıyor köy delikanlılarının aynalı
    dedikleri hanife…bahtı kara diye köy kızlarının adını anmaya korktukları
    hanife…

    hanife köyün en güzel kızlarındanmış öyle güzelmiş ki köyümüzde ondan
    güzel bir gelinlik kız daha çıktığına bugüne dek şahit olan olmamış…aynalı
    denmesinin sebebi kendide bilirmiş güzelliğini ve cebinde hep bir ayna
    taşırmış diğer kızlara nazire erkeklere de cilve olsun diye…her sabah
    kalkar kalkmaz oğlağına en taze dalları kesmeye gidermiş hanife dönüşte
    yükünü omzundan bırakırmış köy çeşmesinin başında yüzünü yıkar ve sonra
    çıkarırmış aynasını seyredermiş kendisini…köyümüzün oğlanları hanife
    yüzünden işte güçten kalırlarmış hep; akşam analar kızarmış oğlanlara eğer
    işler yapılmadıysa o gün çünkü bilirlermiş hanife in yolunun
    gözlendiğini.oğlanlar yaklaşmaya korkarlarmış hanifeye çünkü öyle bir
    terslermiş ki ağzını açıpda bir laf edeni sonrasında yüzü kalmazmış köy .
    meydanında dolaşmaya o garibin.

    İsteyeni çokmuş hanife in hatta civar köylerden kasabadan bile
    gelirlermiş hanifeyi istemeye.babası her seferinde daha oğlak büyümedi
    dermiş hele bir büyüsün…bunun manası bizim buralarda kızımız gelinlik
    çağda değil demektir aslında bu beğenmedik sizleri demenin kibar bir
    söylenişinden öte bir şey . değildir ya neyse…

    hanife canı gibi baktığı oğlağını her sabah besledikten sonra ne yapar
    ne eder bir güzel yıkarmış istermiş ki oğlağıda kendi gibi güzel
    olsun..Öyle de severmişki hanifeyi oğlağı hep peşinden gider komşuya gitse
    ardından bağırırmış…

    göze gelen nazara gelir elbette hanifede göze gelmiş bir gün civar
    köylerden bir zengin ağa göz koymuş bizim köyün hanifesine…Öyle
    sevdalanmış ki dünür üstüne dünür yollamış evlerine babası her seferinde
    oğlak küçüktür der geri çevirirmiş ama ağa bu vazgeçmek nedir bilir
    mi?korkmasa köyün delikanlılarından kaçırtacak kızı ama bilir ki sağ
    komazlar kendini ne yapsın ağa dünür yollamaktan gayri…her dünür gelişinde
    bir korku salarmış hanifeyi istemezmiş o yaşı geçmiş üç karılı ağayı hanife
    ağlar dururmuş o vakit ve babası kıyamazmış kızına…lakin günlerden bir gün
    ağa öyle bir servet yığmışki hanifenin babasının önüne ne yapacağını
    şaşırmış ev ahalisi hanifenin abileri ablaları tutturmuş verelim kardeşimizi
    diye.eh ne de olsa bir ömür boyu zenginlik içinde yaşayacaklar köyde.hanife
    çok ağlamış kıyamamış babası ama ne etsin cümle akraba bu servet kaçmaz diye
    gözünü boyamış babasının….ve sözlemişler hanifeyi bir gece

    hanife ne aynalara bakabilmiş bir daha ne dolaşmış köy meydanında salına
    salına.ağlamış sızlamış ama ne fayda…

    düğün sabahı vardıklarında oğlağını kesmeye abileri işte o bıçağın
    boğaza uzandığı an herkesin önünde atlamış bıçağın önüne ortalık kan gölüne
    dönmüş.o an hanife oracıkta can vermiş tüm köyü saran o bağırtılar arasında
    kaçmış gitmiş hanife in oğlağı…

    o hanife in elleriyle beslediği oğlak dağlarda yaşar olmuş kimse
    dokunamamış ona bu olaydan sonra.herkes korkmuş bu sonradan yaban olanla
    çevresine kattığı dağ keçileriyle yaşar olmuş aynalı…evet aynalı demiş ona
    bizim buranın insanı dağa çıkanlara sorulur olmuş aynalı…

    hanife in ve aynalı ın hikayesi dert olmuş anaların . babaların yüreğine
    çünkü ne zaman kız evlendirmeye kalksalar kızlar korkutmuş anaları
    babaları…verirseniz beni o adama atarım kendimi bıçağın önüne hele ağa o
    vakitten sonra kız isteyemez olmuş, babalar o ağaya bizim oğlak aynalı gibi
    olmasın demişler…

    aynalı bir teke olmuş ama hep bir oğlak kadar çevik dolaşmış dağları ta
    ki bir gün peşine düşen ağayla karşılaşana kadar…ağa namus meselesi yapmış
    bu tekeyi öldürmeyi kendine niyeti öldürüp bırakmakmış köyün orta yerine
    duydukça bunu köyün delikanlıları kahrolurlarmış ama ne çare ağa aldı mı
    eline çifteyi ne yapsın aynalı teke

    ağa . aylarca dağ tepe aramış aynalıyı bulmuş ve vurmuş sürüden
    başkalarını ama hep kaçmış aynalı

    ama bir gün gelmiş karşı karşıya gelmişler ağayla aynalı, ağa bastıkça
    çiftedeki kurşunları aynalı bir o taşa sekmiş bir bu taşa ve ağanın kurşunu
    kalmayınca vurmuş boynuzlarını ağanın üstüne

    İşte o gün ağanın cesedini getirip atmışlar köy meydanına ormancılar ve
    şöyle demişler bir sürü teke ölüsü vardı civarda ama aynalı yine o dağın
    başında tek başına dikilip duruyordu…

    o günden beri aynalı efsane olmuştur bizim buralarda etrafındaki
    tekelerin periler olduğuna inanılır koruduğunu düşünürler aynalıyı…aynalı .
    hala yaşar görenler olur arada sırada bir tekenin kaç yıl ömrü var bilmem
    ama aynalı ın hikayesini benim çocuklarımda bilecek torunlarımda ve çok
    isterlerse görmeyi çıkarlarsa dağın başına görecekler aynalıyı her daim

    Posted by admin @ 13:37

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat