Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Altıyüz Dirhemlik İp

Ağustos 21st 2008 Dini Hikayeler

bağdat. dul bir kadın. altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana. kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı.

vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır. kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu. bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi.

- ya rabbi! bu öksüzlerin, yetimlerin rızkını ver, diyerek sabah erkenden pazarın yolunu tuttu. yolda giderken Şeyh abdülkadir geylani hazretlerinin evinin önünden geçiyordu. onu görünce durakladı. Şeyh mürüdleriyle sabah namazından çıkmıştı, yaşlı kadını görünce duraklayarak:
- hoş geldin bacı, nereye gidiyorsun?
- bir miktar ipliğim var, pazara götürüp satacağım.
- ver bakalım. benden altıyüz dirhem ip isteniyor, bunu ver de ben satayım.
- memnuniyetle, lütuf buyurmuş olursunuz, efendim dedi ve ipi verdi.

abdülkadir geylani hazretleri eline aldığı ipi şaka yollu mescidin damına atınca hemen nereden geldiği belli olmayan büyük bir kuş gelip, ipi kapıp gider. kadın bu nebiçim şaka diye kendi kendine söylenmeye başlayınca, müritler kadına itiraz etmemsi için işaret ettiler, kadında daha fazla bir şey demedi.

hazreti Şeyh kadına dönerek.
- hatun canını sıkma, ipliği satmaya gönderdim, parası gelsin ne kadar etti se alırsın.
- pekala, diyerek gider, ertesi gün gelir.
- İpilik satıldı mı?
abdülkadir geylani hazretleri:
- İplik satıldı, fakat parası henüz gelmedi. bir hafta hadar bir zaman içinde gelir.
kadın bir hafta sonra gelir, para henüz gelmemiştir, kadına:
- yarın gel, paranı al.
kadın, pazara niye gitmedim, şimdi param elimde olurdu hayıflana hayıflana evine gitmek üzere iken, mürütler:
- bir gün daha sabret bakalım mevla ne gösterecek, derken bu işin sade bir şaka olmadığının farkında idiler.

ertesi gün oldu. abdülkadir geylani hazretlerinin huzuruna o ana kadar görülmeyen bir heyet geldi. bin altın takdim ettiler. müritler heyete bu kadar paranın ne olduğunu, niçin Şeyhe takdim ettiklerini sordular. gelenler tüccar olduklarını belirterek:
- altınlar hazreti Şeyhindir. denizde yolculuk yaparken fırtına sebebiyle geminin yelkeni delindi, yol alamaz olduk, denizin ortasında kalacaktık. kaptana bir çaresi yok mu diye sorduğumuzda:
- altıyüz dirhem ip olsa geminin yelkenini onarır, yolumuza devam ederdik ama, şu anda nerede bulacağız, dedi.
biz ellerimizi kaldırarak allaha dua ettik ve duamızda:
- ya sultanul arifin bize altıyüz dirhem kadar ip gönder, sana bin altın vereceğiz diye yalvardık. bir de baktık ki, bir kuş gelip altıyüz dirhem ipliği geminin güvertesine bırakıp uçtu gitti. Şimdi o adağımızı yerine getirdik, dediler.

tüccarlar ayrıldıktan bir müddet sonra, ihtiyar kadın gelip sordu.
- para geldi mi efendim?
Şeyh bin altını kadına verirken:
- benim satışım seninki kadat kârlı olmuş mu?

kadın bir anda zengin olmuştu. abdülkadir geylani hazretleri\’ne teşekkür ederek huzurdan ayrıldı




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

hz.Ümm-i süleym, gayet temiz ahlak sahibi bir hatun idi. Çocuğu vefat ettiği zaman, sabır ve metanetle bizzat kendisi yıkadı ve kendisi kefenledi ve bir tarafa bırakıp, komşularına dönerek:

- babasına haber vermeyin.

hz. ebu talha orada bulunmamaktaydı. akşam eve döndüğünde, çocuğu sordu, hanımı:

- gördüğünden şimdi çok iyidir, der.

sonra yemek yediler, oturdular, birlikte oldular. bir müddet sonra hz.Ümm-i [...]

Önceki Yazılar

fahreddîn-i râzî herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, müslümanlar\’ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile herat\’a geldiğinde; hem devlet, hem din büyükleri akın akın ziyaretine gelmiş, alâka göstermişlerdi. ama birileri vardı ki; ne geliyor, ne de gelme arzusu ızhâr ediyordu. acaba fahreddîn-i râzî hazretlerinin [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat