Hikayen.net Hikayeler, Hikaye
Senin Hikayen,Hikaye, Ask Hikayeleri, Hikaye oku, Hikayeler, ironik hikaye, isyan hikaye, Sanat hikaye, Dini hikayeler, yasamdan hikaye, toplumsal hikaye, Romantik Hikaye, politik hikaye, mizah hikaye, Mektup hikaye, Gezi Hikaye, Ask hikaye

Aklın Derinlikleri

Ağustos 13th 2008 Fantazi Hikayeleri

aslına bakmak gerekirse evde boş bakışlarla televizyon izleyen tuna`nın içindeki sevgi ve şevkat duygusu hissedilmeye değerdi.oysa küçüklüğüne dair çok acı gerçekleri hatırladığıda olmuyor değildi.bu gerçekleri hatırladığında hissettiği duygular onu hırçınlaştırıyordu.her zaman hatırlamadığı duygulardı, ama hatırladığı zaman bedenine değişik bir enerji yayılıyordu.tuna, aslında tuna olmuyordu.onun yerine örneği görülmemiş bir canavar geliyordu.peki hatırladığında onu bu derece çılgınca çeviren anı neydi?

küçükken annesini ve babasını bir bomba faciasında kaybetmişti.ailesinden sadece o, birde erkek kardeşi kurtulabilmişti.bir çete binaya saatli bomba yerleştirmişti.tüm ailesi ordaydı.polis bombayı etkisiz hale getirmeleri için suçlulara adeta yalvarıyordu.uzun bir tartışma, kısa bir sessizlik ve sağır edici bir patlama sesi.bunlar tuna için çok şey ifade ediyordu.o gün aslında o ve kardeşi için bir dönüm noktasıydı.davranış biçimleri değişmeye başlamıştı, normal bir çocuğun yapmak istedikleri ve hayal gücü onlarda yoktu.doktorların ise söyledikleri şey hep aynıydı.“ küçükken gördüğü bir şey onu çok etkilemiş ve bunun için zekası normalin altında ilerlemekle beraber davranışlarındaki bozulmalar tüm hayatını etkileyecek. “

facia gününden sonra onlara bakmakla yükümlenen eleni ise bu duruma çok ama çok üzülüyordu.facia gününden kurtulanlar arasında oda vardı.o gün pek çok yakınını hatta son kalan yakınlarını kaybetmişti.tuna ve kardeşiyle herhangi bir akrabalığı yoktu ama onları faciadan birkaç saat sonra bir kayanın üstünde oturup sessizce ağlarken bulmuştu.bulduğunda tuna altı, kardeşi ise dört yaşındaydı.artık üçü bir takım oluşturmuşlardı.kimsesizler takımı gibi birşeydi bu.zaten o günden sonrada birbirlerini kollamaktan başka birşey yapmamışlardı.yıllar boyunca eleni`nin yaptığı “ anneliğin “ değeri paha biçilemezdi tabiki.yemeklerini yedirip tuvalete götürmekten ziyade, zekalarının, gelişimlerinin normale dönmesi için gerçekten çok emek vermiş ve elinden gelen herşeyi yapmıştı.beklediği gibi bir sonuç alamamıştı lakin.yine doktorların dediğine göre “ bu tıp tarihinde görülmeyen, hayat boyunca süren şoku ancak yeni bir şok, yeni bir dönüm noktası iyileştirebilir, tabi bu küçük bir ihtimal. “

eleni bu sözleri duyduktan sonra delirmemek için kendini paralamıştı.başka hiçmi çaresi yoktu bunun.tedavi için paramı gerekiyordu.sorun değildi.babasının mirası onlara hayatları boyunca yetmekle kalmayıp krallar gibi yaşamalarına bile imkan verirdi.ama çaresi yoktu işte yoktu.hayat sanki içinden çıkılamayacak kadar çaresizdi.her şeye rağmen yinede ümit kesmemek lazımdı.olaylar ne kadar trajik olursa olsun yinede imkansız diye birşey yoktu.

tuna ve kardeşi cüneyt şimdi on iki ve on yaşındaydılar.İkisininde hayal güçleri çok genişti ama dış dünyayla dialog kurmakta zorlanıyorlardı.nerde nasıl davranacaklarını bilmiyorlardı.

günler, hatta aylar geçti.eleni hergün onlara nerde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmek için verdiği emeğin karşılığını sanki alır gibiydi.onları okula göndermenin vakti gelmişti galiba.sevinçle yerinden kalktı ve ikisini özel bir okula yazdırmak için kolları sıvadı.kayıt işlemleri iyi gitmişti.sonunda okula gitmeyi başardılarsa, daha neler başarırlardı.

okulun ilk günüydü.kimse henüz birbirini tanımıyordu.tuna ve cüneyt en ön sırada yan yana oturmuş etrafı boş bakışlarla inceliyorlardı.eleni ise kendine uzak bir yer seçmiş dışarıda bir yerde sınıfın penceresinden ikisini izliyordu.bir ara tuna onu farketti.el sallayarak bağırmaya kalkıştı ama eleni uzaktan sert bir hareketle susmasını ve birileriyle tanışmaya çalışmasını işaret etti.tuna hemen eleni`nin dediğini yerine getirmek için yerinden kalktı ve yan sıradaki bir grubun yanına giderek “ merhaba “ dedi boş bakışlarla.grup ona merhaba dercesine el salladı ama tuna bunu anlamadı.sesini biraz daha yükselterek onlara bir kez daha merhaba dedi.bu sefer gruptaki birkaç kişi ona bakmıştı.İçlerinden biri onu şöyle bir süzdü ve kısık sesle “ merhaba otursana “ dedi.tuna oturdu ama boş bakışları ondan hep birşeyler eksiltiyordu.gruptaki kişilerin ne konuştuğunu anlamak pek zor değildi.konu bir bombadan açılmıştı.mavi gözlü biri bombanın nasıl patladığını anlatıyordu.“ bomba patlamadan önce bir ses çıkarır ve sonra çevresindeki herşeyi bir anda uçurur “ diğer bir kişi ona itiraz ediyordu.“ hayır ben televizyonda görmüştüm sesi çıkarmasıyla etrafındakileri havaya uçurması aynı anda oluyor.sesi o kadar inanılmaz çıkıyor ki sağır edici olabiliyor.bummm !!!! diye. “

Çocuğun bum! diye bağırmasıyla birlikte zaten tir tir titremekte olan tuna bir anda yerinden sıçradı ve ayağı kalktı.o kadar hızlı kalkmıştı ki sandalyesi iki metre geriye fırladı ve büyük bir ses çıkardı.herkes ona bakıyordu.mavi gözlü çocuk “ sen iyimisin? “ diye sordu.tuna boş bakışlarından kusur vermeden “ i-iyiyim “ dedi.“ eleni nerde? “

“ eleni`de kim? “

“ o “

“ o kim? “

“ o işte? “

“ kim o? “

“ o dedİm sana! “

tuna resmen delirmişti.bomba konusu onun yanında asla konuşulmamalıydı.Şimdi herkes onunla ilgileniyordu.

“ hey senin beyninde problemmi var? neden bağırıp duruyorsun ve salak hareketlerde bulunuyorsun? “ tüm sınıf bir anda kahkahaya boğulmaya başladı.cüneyt`de gülüyordu.sebebini bilmemesine rağmen oda diğerlerine eşlik etmişti.tuna`da gülmeye başladı.bir anda kafasının arkasına biri sert bir şaplak indirdi. “ kendi halinemi gülüyorsun salak “ dedi ve sınıf resmen gülmekten yerlere yatmaya başladı.tuna gülmesini keserek çocuğa baktı.muazzam gücü yeniden alevlenmişti.“ bunu neden yaptın? “ dedi ve çocuğun karın boşluğuna tüm gücüyle bir tekme geçirdi.bir anda herkes susup onları izlemeye başladı.Çocuk yere yatıp kıvranmaya başlamıştı.nefes alamıyordu.yüzü kıpkırmızı olmuştu.cüneyt ise gülmeye devam ediyordu.aniden içeriye kırmızı kazaklı bir öğretmen girdi.panik içinde kimseye bakmadan yerde kıvranan çocuğa baktı.sonra tunaya öyle bir bakış fırlattı ki tuna bir kez daha irkildi.geri geri yürüyerek arka sıraları devirdi.cüneyt hala gülüyordu.Öğretmen öfkeyle ayağa kalkıp tüm gücüyle bağırmaya başlamıştı.“ kötü çocuk ! “

tuna sadece bu sözü duymuştu.tüm anıları bir anda canlandı.bir bebekti.sadece bir bebek.bilinmeyen birinin kucağında sallantılı biçimde binadan uzaklaştırılıyordu.her taraf polis kaynıyordu.bir kez binaya baktı.sapasağlam on katlı bir bina.bakışlarını çevirip bir kez daha baktı.sonra kulakları sağır edecek bir ses ve bina yerle bir.sanki annesinin bir anlık çığlığını duymuştu.sanki o an bir değil bin defa ölmüştü.küçücük bedeninin içinde kahinata sığmayacak bir fırtına kopuyordu.

aslında uyuyordu.gözünü açtığında kendini evinde bulmuştu.karşısında eleni çaresizce ağlıyordu.tuna`nın uyandığını görünce kendini toparladı.“ uyu “ dedi usulca.sadece bunu dedi ve tuna sanki sonu gelmeyecek bir uykuya yattı.okulda yaşadıkları ona yorucu gelmişti.bir o kadarda korkunç.bunun üzerine birde o rüya.bombayı yeniden görmüştü.binanın yerle bir olduğunu bir daha beyninde sindirmişti.birkaç yüz kere daha ölmüştü ruhu.zekası sanki bir kez daha alt üst olmuştu.bir dönüm noktası daha geçirmişti.

yıllar sonra bile sürdü bu.on altı yaşına kadar tüm okul derslerini eleni vermişti onlara.okul çocuğu gibi geceleri ders çalışıp gündüzleri ders veriyordu.o günden sonra yıllarca bu böyle olmuştu.tuna on altı, cüneyt on dört yaşına geldiğinde ise ancak yaraları kapanmıştı.onlar artık bir çocuktan ziyade taze bir delikanlı olmuşlardı.eleni`den başka kimseyle doğru düzgün görüşmüyorlardı ama yinede hayat artık onlara biraz daha neşeli gelmeye başlamışdı.

eleni`de artık biraz biraz yaşlanmıştı.yazık.yıllardır ne bir sevgilisi olmuştu nede görüştüğü bir erkek arkadaş.oysa lisedeyken nasılda güzeldi hayat.güzelliğiyle tüm herkesi baştan çıkarırdı.ayakkabı değiştirir gibi sevgili değiştirirdi.en büyük hayalide evlenmekti o yıllarda.Şimdi ise iki tane çocuğa hayatını vermişti.Üstelik karşılığındada pek fazla birşey alamıyordu.her şeye rağmen yinede onları canından çok seviyordu.zaten oda olmasaydı şimdiye kadar dayanamazdı.artık geçmişti.bundan sonra evlenmeyide düşünmüyordu.amacı ikisini, iki evladını adam edip yaşlanmaktı.Çünkü biliyordu ki allah da onun bu emeklerini boşa gidermeyecekti.zaman zaman çok kötü şeyler yaşanabilirdi.hatta ne yazık ki hayatta olması gereken birçok şey daha vardı.hem iyi hemde kötü.buna rağmen bu yola çıktığı gibi bitirmesinide bilmeliydi.

tuna ile cüneyt artık beraber dışarı çıkıyorlar, alışveriş yapıyorlardı.zaten bunları yaptıkça hayat daha eğlenceliydi.zamanla sinemaya gitmeyede başladılar.yorum yetenekleri bu şekilde gelişmişti.tüm filmlere artık profesyonelce yorum yapıyorlardı.belirli bir zaman sonra beraber futbol, basketbol, bowling ve bunun gibi birçok sporu uygulamaya başladılar.eleni onlara bir dağ gezisi planladı.burdada kayak yapmayı öğrendiler.eleni ikisini yavaş yavaş insanlarla tanıştırmayada başladı.artık grup içine girebiliyorlar ve rahatlıkla konuşabiliyorlardı.

peki buraya kadarmıydı? hepsi geçmişmiydi? size üzülerek bildirmek zorundayım ki hayır.hepsi geçmemişti.hatta hiçbirşey geçmemişti.bazı şeyleri içlerine atabilirlerdi ama asıl doğalarında bulunan vahşi güç ne yazıkki onların peşini bırakmamıştı.okuldaki o lanet çocuklardan ve ailesini öldüren o insanlardan intikam alma duygusu yavaş biçimde kendini göstermeye başlamıştı.artık büyüdüklerini anlamışlardı ve intikam için birşeyler yapmalıydılar.bu duygu gün gelicek onları inanılmaz bir maceranın içine atacaktı.bu da eleni`nin hiç ama hiç istemediği birşeydi




gerekli



gerekli - yayımlanmayacak


Yorum Yap & Fikrini Paylaş

kırmızı laptoplu kız

yaşam bir masaldır…

kırmızı laptoplu bir kız vardı. kumral saçları ve saçlarını saran masmavi bir bereyle, siyah çerçeveli ama yüzünü kaplamayan aksine gözlerini süsleyen bir gözlük takıyordu. orta boyluydu ve en önemlisi mahur bakışlıydı, yüzünde dikkatlice bakılınca görülen insanın içini ısıtan bir gülümseme vardı. en önemlisi de kımızı bir laptopu vardı. bu laptopu yanından [...]

Önceki Yazılar

mektorsa\’nın savaşı

—dikkatli olun!
—tekrar geliyor saklanın.
—lanet olsun! lanet olsun!
—oklar hiçbir işe yaramıyor!

mektorsa bu çılgın kalabalıkta diğerlerinden farksızdı. o da deli gibi kaçıyor, saklanmaya çalışıyordu. bir şeyler yapmaya çalışsa da asla bir şeye yaramadığını görmüştü. Çılgın bir ejderha mektah köyüne saldırıyor, savunmasız köylüleri hunharca yok ediyordu.

bir şeyler yapılması gerekiyordu. fakat bunu kim yapacak kimse bilemiyordu. köydeki nerdeyse [...]

Sonraki Yazılar

Bağlantılar

1M1 Link Directory Edebiyat Edebiyat