• Önce yazdığım ayrılık hikayesinden bahsedicem yine.çocuk kızı bıraktı gitti ya.başka kıza gitti üstelik.hala ayvalıkta hem.kim bilir kızla nasıl eğleniodur.ama benim arkadaşım hala onun yolunu gözlüyor.ayrıca çocuk bir insanın tanıyabileceği en düzgün çocuk.arkadaşımı ilk baş istemedi.çünkü arkadaşım biras erkeklerde haşır neşirdir.ama daha sonra o da sevdi ya da sevdiğini söyledi.
    ama çocuğun ayvalıkta bulduğu kız tam şey yani.nasıl çıkıo onu anlamıorum.ben bile üzülüyorum.hiç sevilmeyi tatmadım.sevmek sevilmek bu kadar kolay mı?terketmek?hele bir de sevdiğin kişiyi terketmek onu yarı yolda bırakmak?hiçç bilmiorum.sizin yorumlarınızı bekliyorum.
    çocuk ayvalıktan döndüğünde eğer arkadaşıma çıkma teklifi ederse kabul etmesi için en yakın arkadaşı yani ben ikna edicem.yani anlayın bu kadar doğru bi çocuk. ne yapıcam bilmiyorum?nolur yorum bırakın veya mesaj atın.akıl vern gerçekten çok zor durumdayım.

  • Bir keresinde bir kaç kız okuldan kaçıyorduk biz çevredec öğretmen göremeyince hadi arkadan zıplayalım dedim.ve tam kaçarken yani demirlerin üzerinden zıplarken birde baktık yan tarafta öğretmenlerin gittiği sigara odası ve bütün sert öğretmenler orada :) ne yapıcağımızı şaşırmıştık onlar bize baktı seslendi ve bizde artık geri dönüşü yok geri dönersek daha kötü şeyler olur dedik ve kaçtık eeee neyse dışarıda eğlendik gezdik tozdukkk. en sonunda saat 12:30 olmuştu okula girdik öğlencilerin arasından tam da o sırada bizim english öğretmeni sınıftan çıkıyordu neyse bizi farketmedi bizde zar zor girdik sınıfa sınıf defteri hala daha masanın üstündeydi elimize bir tükenmez kalem aldık herkes boş aralıklara kendi numarasını yazdı ama çok belli oluyordu sonradan yazıldığı neyse o günü de başarıyla atlattıktan sonra şöyle bir rahatlamıştık ama ne olursa olsun çok eğlenceli bir gündüüüü :)

  • merhaba arkadşlar benim başımdan gecen size 1 aşk hikayesi anlatacagım .. ben dünyalargüzeli komşu kızını çok seviyorum oda beni seviyor ama 1 türlü ailesi bu birlikteligimizi istemiyor.. hep bize karşı cıkıyorlar.. neden bu hep boyledir.. sevenleri birleşdirmek gunah mı yoksa? ama biz 3 yıldır beraberız.. vede biliyoruz ki ailelerimiz eninde sonunda bizim birlikteligimize izin verecek aşkın kazanacagından eminiz..

  • Bakan Karısı

    Bakanlardan birinin ölmesiyle baska bir milletvekili onun suresini doldurmak uzere seçilmisti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :
    ^Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.
    Karısı biraz dusundu sonra:
    ^Hangisinin?

  • Bir zamanlar, buyuk ve guçlu bir ulkeyi yöneten kralın dört esi varmıs.
    Kral en çok dörduncu esini sever, bir dediğini iki etmez, her seyin en guzelini, en iyisini ona verirmis.
    Kral uçuncu esini de çok severmis. Bu guzelliğin bir gun kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır,uzerine titrermis.
    Kral ikinci esini de severmis. Kendisine karsı her zaman iyi ve sabırlı davranan esi, ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur, sorunun çözumunde ona destek verirmis.
    Kraliçe olan birinci esiymis kralın. Onu en çok seven, karsılık beklemeden seven,sağlığına ve hukumranlığına en buyuk katkıyı sağlayan bu esi olmasına rağmen, kral bu esini hiç sevmez ve onunla hiç ilgilenmezmis.
    Bir gun kral ölumcul bir hastalığa yakalanmıs.
    Yakında öleceğini anladığı ve öldukten sonra yalnız kalmaktan çok korktuğu için, eslerinden hangisinin ölum yalnızlığını kendisi ile paylasmak isteyebileceğini öğrenmek istemis.
    En çok sevdiği dörduncu esine, ^Ölum yolculuğunda bana eslik etmek ister misin?” diye sorduğunda, aldığı yanıt kalbine bir bıçak gibi saplanan, kısa ve net, ^Mumkun değil!” olmus.
    ^Hayatim boyunca seni sevdim, sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?” sorusunu uçuncu esi, ^Hayır, hayat çok guzel. Sen ölunce ben yeniden evleneceğim.” diye yanıtlamıs ve kral bir kez daha yıkılmıs.
    ^Her sorunumda, her zaman yanımda olan, bana yardim eden sendin. Bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?” sorusuna karsı, ikinci esinden, ^Bu sorunun için bir sey yapamam. Olsa olsa sana mezarına kadar eslik eder, guzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım.” karsılığını almıs.
    Buyuk bir hayal kırıklığı yasamakta olan kral birinci esinin sesiyle irkilmis:
    ^Nereye gidersen git, seninle olurum, seni takip ederim.”
    ^Ah!” diye inlemis kral; ^Keske bir sansım daha olsaydı…”
    – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –
    Aslında gerçek Yasamda hepimiz dört esliyiz…
    Dörduncu esimiz ^vucudumuz”! Onun guzel görunmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım, ölduğumuzde bizi terk edecektir.
    uçuncu esimiz ^sahip olduğumuz servet ve statumuz”! Ölur ölmez baskalarına yar olacaktır.
    İkinci esimiz ^ailemiz ve dostlarımız”! Tum sorunlarımızı paylastığımız bu kisilerin en son yapabilecekleri sey, bu dunyadan gözleri yaslı bizi uğurlamak olacaktır.
    Ve birinci es… ^ruhumuz”!

  • İki genç kız korku ve heyecan karışık duyguyla ağızları açık kaldı. Ne diyeceklerini bilemediler. Sadece acı bir haykırış yükseldi göklere. Fren sesi ve yere yıkılan küçük bir beden. İki genç kız korku ve heyecan karışık duyguyla ağızları açık kaldı. Ne diyeceklerini bilemediler. Sadece acı bir haykırış yükseldi göklere. Fren sesi ve yere yıkılan küçük bir beden.

    Etrafı birden kalabalık doldu. Genç kızlar bir koşuda oraya varmışlardı. Başı örtülü olanı Ömer’in küçük bedenini tuttu. Ağzının kenarından kan akıyordu. Şoför etrafın kuru gürültüsüne aldırış etmeden küçük bedeni yanındaki kızla birlikte arabaya koydu. İki kardeşte Ömer’in yanındaki yerini aldılar.

    Bir ambulans sorumluluğuyla acil servise vardılar. Sedye getirildi ve doktorların nezaretinde muayene edildi. Dışarıda şoför ve iki genç kız bekliyorlardı.

    “Nereden çıktı birden öyle?” diyerek şaşkınlığını ve dalgınlığını sesli bir şekilde düşünüyordu. Kumral saçlı olan kız :“Dikkatsizliğiniz çocuğun hayatına mal olacaktı. Niçin öyle süratliydiniz?”

    Şoför ne diyeceğini bilmiyordu. Suçluydu. Cadde o şekilde hızlı araba kullanılacak bir mekan değildi. Ama nasıl izah edebilirdi ki moralinin bozuk olduğunu ve bir an kendinden geçtiğini. “Haklısınız” diyebildi.

    “Siz çocuğun ne durumda olduğunu tahmin bile edemezsiniz. İmtihana girecek parası olmadığı için SBS’ye bile kaydını yaptıramamıştı. Bir parça umutla bugün dekontu alacak ve sınava girebilecekti. Ama şimdi…” Sözleri boğazında düğümlendi başörtülü kızın.

    Şoför bu sözlerle biraz kendine geldi. “Nasıl yani imtihan için mi oradaydı? Şimdi imtihana giremeyecek mi?”

    “Evet, imtihan şimdi onun için hayal oldu.” Dedi kumral saçlı kız. Şoför: “Peki ocuğun tam ismini ve soyadını biliyor musunuz? Veya bakın hele yanında kimliği var mı?” Genç kızlar hemşire hanımlardan birisine rica ederek çocuğun kimliğinin yanında olup olmadığını sordular.

    Genç bir hemşire az sonra elinde Ömer’in kimlik belgesiyle birlikte göründü. Şoför kimliği alarak bir şey demeden oradan ayrıldı. İki kardeş şaşkın gözlerle birbirine baktılar. Bu kadar hızlı gelişen olayların sonunda doktor yüzünde tebessümle odadan çıktı. Daha gençler bir şey demeden o çocuğun durumunu anlattı.

    —Merak etmeyin bir şeyi yok. Hafif bir sıyrıkla atlatmış. Şimdi müşahede altında bir serum verildikten sonra taburcu edebiliriz.

    —Sağolun doktor bey. Allah razı olsun, dedi kumral saçlı.

    Sağlık memurlarından birisi Ömer’i sedyede 1. müşahede odasına götürdü. Ömer yavaş yavaş kendine geliyordu. Halay meyal görüntüler arasında iki ablasını görmesi ona biraz daha güç verdi. Kendine güven geldi.

    Gençler sedyenin yanına oturdular. Başörtülü olanı:

    –         Nasılsın Ömer?

    –         Sağol abla birazca iyi gibiyim.

    –         İyisin iyi bak maşallah gözlerini de açtın. Nasıl da güçlü bir çocukmuşsun be maşallah!

    –         Eh Allah’ıma hamdolsun, O’nun her şeye gücü yeter.

    Bu konuşmalar yapılırken müşahede odasının kapısında elleri dolu olarak şoför göründü. Ömer ilk önce tanıyamadı. Çünkü kendisine kimin çarptığını görmemişti. Ancak ablaların konuşmasından kendisine çarpan adam olduğunu anladı.

    —İşte Ömer bak bu senin imtihana giriş belgen. Sınav ücretini yatırdım. Bundan sonra da ne sorunun olursa ben senin yanındayım. İmtihandan sonra yanıma gel. Hem sana güzel bir iş vereyim hem de bundan sonraki okul masraflarını ben karşılayayım.

    Ömer içten içe bir mutluluk duyarken, umutlarının karşılıksız çıkması durumunda yıkılacak hayalleri kurmaktan da korkuyordu.

    —Teşekkür ederim amca. Size yük olmak istemiyorum. Çünkü vicdan azabından dolayı bana bakmak zorunda değilsiniz.

    —Oğlum vicdanı kaybettiğimizde neler yaşayacağımızı dünya bize gösteriyor. Ben de sadece bu yükün altında ezilmemek için değil ama Allah’ın bize verdiği nimetleri siz güzel insanlarla paylaşmak ve bunun iyiliğini yaşamak için istiyorum.

    Gençler de ilk önce kızdıkları ama olayın sürecinde dikkatle izledikleri şoförün hiçte sıradan bir insan olmadığını anladılar. İnançlı, duyarlı ve sorumluluk bilinciyle doluydu. Böyle bir insanla karşılaştırdıkları için de Allah’a dua ettiler.

    Adam Ömer’in adresini aldıktan sonra müsaade istedi. Bir güvercin sadeliğinde acilin kapısından çıktı. Gençler de Ömer’e tebessümle baktılar. Serum bittikten sonra üç kardeş gibi kol kola hastaneden çıkarak umut dolu gözlerle geleceğe yürüdüler. 
     

  • rüyalarımda görmeyi arzuladığım, efemdim, önderim dediğim ve âlemlerin sultanı sevgililer sevgilisini görecektim.
    Bundan daha büyük bir mutluluk olur muydu?
    Hasretin sona ermesine yaklaştıkça kalp yerinden fırlayacakmış gibi çarpmaya başladı.
    Cennetin muhteşem güzellikleri hep geride kaldı.
    Yalnızca onun özlemiyle yanan yüreğimin ateşi sardı tüm ruhumu.
    Ümmetim ümmetim diye yalvaran ve onlar için gözyaşı döküp dua eden, günahlarına üzülen şefkat ve merhamet peygamberinin cenneti kocaman bir ışık kütlesi olarak uzaktan göründü.
    Cennetin en üstüne gelmiştik. Sidretül münteha kapısındaydık.
    Ancak aşkın yol bulacağı bir mertebedeydik.
    Şartsız sevgilerin, yalnızca Allah diye yürekten teslim olanların ziyaret edebileceği bir mertebeydi.
    Gezegenden içeriye süzülürken İsrafil’in o eşsiz sesiyle yankılanan seda gönlümü mest etti;
    “İman edip yararlı işler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed’e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.” Muhammed/2
    İman, teslimiyet ve iyi davranışlar sahiplerini Allah katında değerli kılmıştı.
    Hz Muhammed’e (as) iman ne büyük bir nimet!
    Bir lütfu ilahidir cennet kapılarını ardına kadar açtıran ve kalplerde kötülüklere perde çektiren.
    Bu şekilde tüm menfi duygulardan arınmış bir şekilde Rabbimizin efendimiz Hazreti Muhammed’e (as) ihsan ettiği kevser havuzunun yanına varmıştık. Gözlerimi kapadım. Ruhum sanki yerinden fırlayacakmış gibi küçük bir kuşun kanat çırpışları gibi titriyordu.
    Onu görmek ve onun gül yüzüyle şereflenmek ne büyük bir nimet ya Rabbi!
    Gözlerimi yavaşça açtım. Yeşil bir elbisenin içinde kevser havuzunun başında duran eşsiz yakışıklılıkta ve dinçlikte efendimiz tebessüm ederken gördüm.
    Kendimden geçmiştim.
    Rıdvan beni kaldırdı. Aşk yürek yakıyordu. Gül yüzüne hasret olduğum adına naatlar yazdığım “Bir Gül Doğdu Yüreğimde” kitabımla onu yad ettiğim güzeller güzeli insan tam karşımdaydı.
    Bütün aşklarda vuslat sevdayı köreltirken bu aşkta yürek pınarı coştukça coşuyordu.
    Efendimize bütün özlemimi giderecek şekilde sarıldım kokusunu o misk kokan tenini ta ruhumun en ücra köşelerinde hissettim.
    Tebessümü bana en büyük hediyeydi. O gül yüzlü, misk kokulu âlemlere rahmet sultanlar sultanıydı.
    Alnımdan, yüzümden, ellerimden, kollarımdan, ayaklarımdan, başımdan yansıyan nurları kevser havuzunun suyuna yansımasından gördüm. Bu nurlu halim efendimizi güldürdü.
    Çünkü onun istediği bir Müslüman olmanın ön koşulu olan namazı eda eden bir alametle gelmiştim.
    Kevser havuzu o kadar genişti ki göz büyüklüğünü kavrayamıyordu. Uzunluğu da hemen hemen genişliğine denkti. Öyle ihtişamlı bir simetrik yapıya sahipti ki gözler güzelliğinden kendisini alamıyordu.
    Ama efendimizin yüzünden yayılan nurani parıltılara diyecek yoktu. İnsan ona baktıkça ruhunda tatlı bir meltem eserek yüreği ferahlatıyordu.
    Bu havuzun üstünde martılar gökyüzünün maviliğinde süzülen gelinler gibi naif bir şekilde uçuşuyorlardı. Kuğular, ördekler havuzun üstünde yüzüyorlardı.
    Hele havuzun üstünde uçan hiç görmediğim bir kuş vardı. Boynu deve boynuna benziyordu. Bu kuşun eti yenir mi diye aklımdan geçiriyordum ki o kuşun etinden hazırlanmış bir tepsi et sunuldu. Bir parça aldığımda müthiş bir ferahlık hissetim.
    Efendimizin izniyle kevser havuzundan bir kase su aldım. Su sütten daha beyazdı. Bir yudum içtiğimde tadının baldan daha tatlı olduğunu hissettim.
    Bir müddet sonra etraftan milyonlarca insanın kevser havuzuna doğru geldiğini gördüm. Mahşeri bir kalabalıktı. Gözün alabildiği her yer insan kaynıyordu. Gördüğüm en kalabalık topluluktu.
    Her insanın alacağı kaseler önceden hazırlanmış kevser havuzunun suyundan içiyorlardı. Hepsinin yüzlerinde, alınlarında nur parıldıyordu.
    Havuzun altı misk kokuluydu. Altın. Yakut ve incilerle süslüydü.
    Yine havuzun etrafında içi boşaltılmış inciden yapılmış köşkler vardı. Dalları birbirine geçmiş ağaçlar ise ayrı bir güzellikteydi.
    Bu esnada en çok dikkat çeken ağaç ise kökü göklerde dalları aşağılara doğru sarkmış Tuba ağacıydı. Şehitler, İslam’a hizmette öncülük edenler, sıddıklar, dürüst tacirler, alimler, abidler, günahlardan kaçınanlar, peygamberimize bol bol salavat getirerek onu yaşamlarının rehberi kılanlar hepsi oradaydı.
    Efendimiz ümmetinin çokluğunu gördükçe daha da mütebessim oluyordu. Gül yüzündeki gül kokuları etrafını ferahlatıyordu. Ümmetinin hayran bakışları arasında kevser havuzunun başında duruyordu. Saçları hafiften dalgalanıyordu.
    Bu esnada gökyüzünde beyaz bir bulut kümesi göründü. Herkes şaşkın bakışlarla onu seyrediyordu. Bir müddet sonra bu bulut kümesinin melekler topluluğu olduğu anlaşıldı. İsa efendimizin cennetinde gördüğüm Meryem annemiz bembeyaz ipek bir elbise içinde meleklerin arsındaydı.
    Ama melekler onun aydınlığı yanında soluk bir gül gibi kalıyordu.
    Bir düğün merasimine şahit oluyorduk.
    Dünya kadınları arasında seçilen ve dünya ahiret kadınlarının en üstünü olan Meryem annemiz ile iki cihan serverı efendimizin nikâhı kıyılıyordu.
    Şarıl şarıl akan nehirlerin, yemyeşil ağaçların arasında kevser havuzunun yanında bu güzel olayı tanık olmak büyük bir nimetti.
    Ümmeti Muhammed tekbir ve tesbihlerle bu düğüne eşlik ettiler.
    Bir müddet sonra yavaş yavaş her kes kendi cennetine doğru çekildi. Yeni evliler baş başa bırakıldı.
    Bu güzel anın hoşnutluğuyla oradan ayrıldık.
    Yolculuğumuz sona ermişti.
    Tüm güzellikleri Allah’ın lütfuyla görmüş ve imanda mutmain olmuştum. Yüreğim bir kuşun hafifliğinde kanat çırpıyordu. Cennet bahçelerinde oradan oraya uçuyordu.
    Kin, nefret, dedikodu, kıskançlık, ihanet, öfke, cinayet, hırs ve bencilliğin olmadığı bir dünyanın ne denli yaşanmaya değer olacağını yakinen müşahede ettim.
    Bu güzelliğin içinde dudaklarımda bir dua döküldü;
    Allah’ım yüreğimdeki menfi duygularımı yenecek bir güç ver!
    Biz insanlara Senin sevginle nefretimizi yenecek nefes lütfeyle!
    Hırsın ve bencilliğin sürgün edildiği bir ruhla iyiliklere yelken açacak bir inanç rüzgarı estir üzerimizde.
    Efendimizin gül yüzünün misk kokusunda bizleri mahrum etme!
    Efendimizle konuşmak isterdim ama ona bakacak gücü bile kendimde zor bulmuştum. Konuşmayı ve sohbetiyle hasret gidermeyi başka sefere bırakarak oradan ayrıldık.
    Rıdvan’a baktım o da tebessüm ediyordu. Cennetin en güzel yanlarından birisi de, insanların birbirine hep gülümseyerek bakıp, sürekli pozitif bir enerji sunmasıydı.
    Serüvenin bittiğini sanıyordum. Nereye gideceğimi doğrusu tam bilmiyordum. Ama mütebessim Rıdvan kardeşim bu güzel duyguların arasında;
    -Ahmet kardeş yolculuk bitti mi?
    -Bilmiyorum. Sanki bitti gibi geliyor. Cennetin en güzel nimetlerini gördüm ve tüm insanlığın bu nimetlerden istifade etmesi için bir fırsat verilmesini isterdim. Tekrar insanlara bu güzellikleri tek tek anlatayım isterdim.
    -Belki de bu fırsat verilir. Ancak daha cennetin en değerli nimetiyle tanışmadan ayrılmayı istemezsin sanırım?
    -Nasıl yani bu yaşadığım güzelliklerden daha büyüğü de mi var?
    -Evet tüm cennet ehline bu nimet büyük bir ikram olarak sunulacaktır. Herkesin cennetin tüm nimetlerini feda edebileceği derecede bir güzellik sunulacaktır.
    -Bu nedir hadi söyle yoksa meraktan çatlayacağım.
    -Acele etme sabırlı ol. En yüksek cennette tüm cennetliklerin toplanacağı bir alan var. Hadi bizde oraya giderek o eşsiz anın güzelliğini beraber yaşayalım.
    Yavaşça Cennetül alaya doğru yükseliyorduk. Bu sırada tüm cennetliklerin hepsinin göğünün açık olduğunu fark ettim. Herkes yavaş yavaş oraya doğru akın ediyordu.
    Bakalım finalimiz nasıl sonuçlanacaktı. Cennetin finali de Rabbimizin büyüklüğüne denktir diye düşünerek heyecanımı bastırmaya çalışıp oraya doğru ilerledik.
    Bakalım bizi ne bekliyordu.

  • işte size en güzel 1 aşk hikayesi arkadaslar

     Ben 18 yasindayim, Almanya da dogdum burada yasiyorum*** 16 yasindayken internet uuzerinden tesaduufen biriyle tanistim*** O zamanlar interneti daha yeni yeni kullanmaya baslamistim ve baskalariyla konusmak cok degisik bir sey di*** Her guun konusuyorduk birbirimizle, anlatacak seylerimiz coktu*** Kendisi kendi capinda muuzik ile ugrasiyordu*** Ve guunler gectikce biraz daha guuvenmeye basladik birbirimize*** Numaralarimizi degistik, kamera araciligi ile de konusuyorduk*** Telefonda konusuyorduk saatlerce geceleri*** Bu konusmalar gittikce bir aska dönuustuu sonunda*** Ama her ask gibi degildi bizimkisi*** Biz beraber gezemiyorduk el ele, ya da bir yerlerde oturup kahve icemiyorduk*** O Tuurkiyede ben ise Almanyada yasiyordum*** Mayis ayinda tam 3 yil olacak*** Internet sanal alem derler hep, her sey yalan derler ama ben hic o gözle bakmamistim ki******Tabiki bizim de tartistigimiz zamanlar oldu*** Bir kac kere de ayrilidik bir suureligine ama dayanamayip yine konusmaya basliyorduk her zaman*** Tartismalarimizin sebebi genellikle ikimizin ayri yerlerde yasadigiydi ve bundan kaynaklanan kiskanclik belki de hep bir suupheyle yasamak ti*** O su an ne yapiyor, gercekten seviyor mu deger veriyor mu*** Baskalari da ona bakar mi gibi duusuuncelerele yasamak ti bizimki*** Bizim askimiz birbirimize olan hasretten ibaretti de denilebilir*** Benim ise en buuyuuk korkum bir guun benden baska birinin onu gece vakti aramasi, ve ya birbirimizde bulamadigimiz seyleri bir guun baskalarinda aramasiydi*** Tam plarak bilmiyordum belki de asik olmak ne demek, yaptiklarim dogru mu diye******o yuuzden de kimselere anlatmadim******Benim ilk “sevgilim” di o***

    Bir baska guun okulumda bir gezi duuzenlenmisti londraya ve ben gitmekte bir sakinca görmuuyordum ama onun istemeyecegini tahmin ediyordum*** Kendisiyle konustum ve ikna ettim*** Bana beni kaybetmekten korktugunu söyledi*** Bunlarin hep kaynak sorunu birbirimizi göremememiz di bence, birbirimizden uzak olmamiz illa ki bir sorun cikarabiliyordu hep***

    Geziye gittim geldim ve yokken de onu cok özledigimi farkettim*** Gelince hemen yine konustuk filan******Ve yine kuucuuk bir tartisma basladi aramizda******bana o an ki kizginliktan bu sekilde devam edemeyecegini söylemistim ve bende buna diyecek bir sey bulamamistim*** Belki de hakliydi bir yerde*** Ayrildik*** Saatleri dakikalari saydim hep******Guunler gecmek bilmiyordu sanki*** Ve ilk kez 3 ay ayri kaldik*** Kendimi aramamak icin zor tuttum, oyalamaya calistim******ve sonra bir gece telefonuma bir mesaj gelmisti******ondan di******beni özledigini söyluuyordu******Bu 3 ay icerisinde cok duusuunduum bende, bizim askimiz belki de imkansiz di, bir guun kavusup kavusamayacagimiz bile belli degildi, kurdugmuz hayaller gerceklesir mi gerceklesmez mi belli degildi*** Bende ha deyince burda ki herseyi birakip nasil onun yanina gidebilirdim ki******Onu cok seviyorum ve 3 yili bir anda silip atmam gerekiyordu******onu cok sevsemde, numarasini ezbere bilip parmaklarimi gözuum kapali numarasini cevirmemek icin zor tutabilsem de birakmak zorundaydim****** cuunkuu haksizlikti******o orada ben burada******nasil olabilirdi ki******onun hayatina daha fazla muudahale etmek istemiyordum, onu daha fazla uuzmek istemiyordum******

    Bana yazdigi o mesajdan sonra yine konusmaya basladik ama bu sefer farkliydi****** ona aciklamaya calisiyordum duusuunduuklerimi******kabul etmek istemedi******beni birakmayacagini söyledi******ve 2 hafta boyunca her guun konsutuk ve anlatmaya calisiyordum, onun gitme deyislerine, beni sevdigini söylemesine zayif duusmemek icin kendimle savas veriyordum*** Bir yanim gitmelisin derken diger yanim birakmak istemiyordu onu***

    Sonra bir gece aradim******ve telefonu mesgul caliyordu******korkutugum an gelmisti iste******benden baska biriyle gece vakti konusuyordu******sadece ben arardim onu o saatlerde******hemen kendisine mesaj attim****** bana yazdiginda baska bir kiz arkadasinin onu aradigni ve onunla dertlestigini söyledi, kardesi gibiymis onun da sevdigi biri varmis*** Ben ama o an ki sok ile kabul edemedim hic bir sekilde******inanamadim****** ve daha fazla bir sey söylemedim*** Ertesi guun bana yine mesajlar atmisti******konusutuk yine, ben biraz sakinlesmistim******ama artik suurekli gidiyorum deyip yine geriye dönmem yanlisti******artik verdigim kararlarin arkasinda durmam gerekiyordu biliyordum******yeni yilini kutladim ve ondan sonra bir daha konusamadim*** Buguun tam 23 guun oldu*********

    Ben yaptiklarimin ne kadar dogru nekadar yanlis oldugunu bilmiyorum ve birileriyle paylasmak istedim****** Belki guuvenmemem gerekiyordu, cuunki bilemezdim ki ne yapiyor benden 3000km uzaklikta******

    Simdiden degerli yorumlariniz, duusuunceleriniz icin tesekkuur ederim******

    *********geceyolcusu*********

  • biz yazları teyzemlerle beraber geçiririz 2 ay beraber bi yer tutar harika bir yaz geçiririz.teyzemin bi kızı bi öğlu war kızıyla yasıtım.herneyse biz qene bi yaz beraber bi yer tuttuk qenellikle 12***3 arası uyuyöruz sönra deniz öyun kum gunes sahil..bi gece erkek kuzenimin midesini bözmasından dölayı disköya qidemedik annemler balkönda öturdu biz ödada tabu fln öynuyörduk.kız ölan kuzenim dedi gel sakasına birazda eğlencesine cin çağıralım.ben ilk önce biraz körktum ama sönradan ölabilir bisi ölmaz falan diye dusunerekten kabl ettim hiç bisi yapmadık sadece gözlerimizi kapayıp cin gel falan dedik kuzenimde dediki way inek way ökadar çağırdık gelmedi dedi sööra gulduk faln canımız sıkıldı deniz kenarında turlayalım döndrma alalm fln dedik söledik anemlere we çıktık bi ara kendimizi kaybedip köy böyunca ters tarafa dööru yurumusuz sönra birden kafama bisey çarptı gibi öldu ve kendime qeldm kuznmde kndinde deildi.önu durttum birden yaaapppmaa die baırdı bnde ööle baırınca ö bir çığlık köparrttım örtalıkta kmse yöktu biz 40 dakika böyunca öle yurumusuz sanki aklım yerinde deildi gibi unutmusum kendimi kuzende ööle tabi dedik en iyisi gene köy böyu geri dönelm yöksa hepten kaybölucaz qeri dönduk yuruöz yuruöz aynı yerden yuruöz sanki bi deisme yök sönunda karsıda ufak bi bufe gördukk.kuzenim gel suraya ssööleyelm annemleri arayalm yada yardm isteyelm yöksa biz mafföluruz dedi.herneyse gittik bufe bös kimse yök ısık yanıö kapısı açık içerde telefön fln yök dedik girelm sığınalım sahibi gelr yardım isteriz.öturduk bekledik bekledik qelen giden fln yök.busefer bnm içimi bi körku kapladı bu cin çağırma ölayından dölayı.aksam aksam biz nasl yaptık biz bunu dedim içimden ama kuzime bisi sölemiöm öda körkmasın rahat ölalım die sööra bufenin ısığı kesildi bnm ellerim ayaklarım tittriö ağzım semsert könusamıyörm körkudan aklm yernde deil.kuzi kuzi iimiisin fln dedim bi an bana ses wermedi.sööra tmm iiyim bekle sus dedi sööra biraz dusundum örtalıkta ne ev waaaaaaaar nede insan 3 saattir sökaklardayz saat qecenin 2 si fln ölmalı tahminen diörum içimden annemler merak edip aramaya baslamıslardır bulurlar bizi sööra sanki sesler duydum ördamısınızz die dedim tamm buldular bzi kalktm ztn zifiri karanlık bisi gözukmuö ki.yesil ince bi ısık bize dööru vuruyö.kuzime dööru baktm kapkaranlık sanki gözlerim kör ölduda sadece ysl ısıığı göruöm gibi sööra kuzimin gözleri kıpkırmızı lazer gibi bana döru yaklastı gibi öldu hemn gözlerimi kapatıp baslam nasla felağı ökumaya ökuyöm ökuyöm ökuyöm gözlerimi körkudan açamıyöm yarm saat fln kapalı gözlerim ökudum söra gözlerimi açtım.açtıım gibi kuzim tualllllllll die bağırarak köluma tutundu ö an körkudan kalbimin yerinden çıktığını hisseettim ökadar gözleri bi açtım ödadaym bi baktm kuzide yernde yatıö anemler yanımızda faln hemn uyandırdım nöldu die sördm dediler sizi merak edip çıkıp aradık sizin insaatlarda ne isiniz vardı ama öralarda insaat fln yöktu!!!sönra yasadıklarımı anlattım kuzide dedi aynısını sen bana yaptın ben seni hep ötururken öle gördum yani öda bende aynı seleri yasamısız aynı yerde gözlerimiz bağlanmıs bidaa töbe cin fln caırmam ben!!!!!!!!

  • fethiyede stajerdim ve mert adlı bir sevgilim vardı hersey çok güzeldi ve ben onun beni sevdiğinden emindim aradan bir ay geçti mertle ayrıldık mertin yakın arkadaşı aynı zamanda benim kankimdi ismi murat, muratla çok yakın arkadaştık dertlerimizi,sıkıntılarımızı birbirimize anlatır dertleşirdik zaman hızla geçiyor ve biz muratla boş zamanlarımızı hep birlikte geçiriyorduk stajın bitmesine iki gün kala murat beni çok sevdiğini açıkladı bende ondan hoslanıyordum ama bu imkansızdı çünkü mert duyarsa hem muratla arkadaşlığını bitirir hemde bana kötü gözle bakardı bu yüzden ben kabul etmedim kendi memleketime gitmem için bir gün kalmıstı mert gideceğim gün çalısıyordu ve zaten onunla vedalasma gereği bile duymadım murat ise o gün izinliydi beni bırakmak için vedalasmak için hep yanımdaydı yanıbasımda oturuyor ve onun elinden tutamıyordum bile bu çok acıydı ve ona onu sevdiğimi bile söyleyememistim saat 9.30 da arabam kalkıyordu ve saat tam 9 du yarım saatimiz vardı mertle fethiyede dolasmaya basladık buarada Yiğit dakikaları sayıyor beni sinir ediyordu çünkü bende gitmek istemiyordum arabanın kalkmasına iki dakika kala bu bana sarıldı ve o anda ben de ona sarılıp onu sevdiğimi syledim ama artık bir işe yaramıyordu ona sıkıca sarıldım ve onun gözleri dolmustu sonra arabaya bindim ve ayrıldık fethiyeden uzaklasıncaya kadar kosarak beni takip etti gözlerimden yaslar akmaya başladı ama artık o benim yanımda değildi suan bir aydır haberini alamıyorum çok kötüyüm ve onu hala çok SEVİYORUM

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat