• ahh ceylanım yaralı ceylanım daglarda gezen bahsız ceylanım

    Terkedeli cetlan bu bizim bağı
    Ne laleler açtı ne sümbül bitti
    Bozuk viran oldu gönülün bağı
    Ne güller açıldı ne bülbül öttü
    Yaralı ceylan kimler incitti, kimler incitti Continue reading “yaralı ceylan” »

  • gelin olmuş gidiyorsun bana veda ediyorsun gitme dur diyemiyorum aglamamak elde degil bu sözlerim sana be insafsız nasıl olduda unuttun beni simdi ben seni ellerin olasin diyemi sevdim bu kadarmıydı aşkımız.. ben sensin ne yapacam ha beni düşündünmü .. Allah kimseye aşk acısı vermesin hele ki çok sevipde sevdigi başkasının oluyorsa..

  • aşkı gerçek anlamı ile bilenler bilir bunu sevipde çok sevip de ayrılanlar bilir aşk insanı çok yakar.. aşk acısı çekmek zordur arkadaşlar..

  • Kadının biri, bir gun Halife Ömer r.a.`a gelerek dedi ki:

    *** Ey muminlerin emiri sana insanların en iyisini sikayete geldim. Öyle birisi ki, amelde onu geçen veya onun kadar amel eden kimse pek azdır. Geceleri sabaha kadar namaz kılar, gunduzleri de hep oruçla geçirir…

    Bu sözlerden sonra utancından asıl demek istediğini diyemedi ve:

    *** Ey muminlerin emiri , beni bağısla, diyerek çekildi. Continue reading “şikayet hikayesi” »

  • Bir otobüs seyehati sırasında tanısmıstım Aslıyla.17++18 yaslarında güzel taze bir fidan gibiydi .Ankaraya doktora gitmistim .Bir cuma aksamı binip sabah orda oldum aksamada islerimi halledip tekrar otobüs firmasından bileti alıp apar topar bindim otobüse cünkü son dakikasında yetismistim bir an önce eve gelip dinlenmek istiyordum.Bindim ve cam kenarından aldığım yerime oturdum.Birönceki günün yorgunluğu ve o günün yorgunluğuyla beraber doktordan aldığım olumsuz haberlerin de etkisiyle gözyaslarımı tutamaz hale gelmistim.Aslında direncli biriyim ama bilmiyorum sinirlerim cok bozuktu ve hayattan nefret ediyordum.Bir bayanın sesiyle irkildim yumusak tatlı bir sesti . Continue reading “yüregim acıyor” »

  • İkindi vakti yaklasiyordu. ev arkadasi olan yalnizlikla sohbet etmeye baslamisti. yalnizlikla olan sohbetine ara verip çay demlemek için mutfağa gitti. severdi çayi ve sigarayi. porselen çaydanliği seçti çay demlemek için. daha bir baska oluyordu porselen demlikte çay ve nazlihan bunu çok iyi biliyordu. disarida inanilmaz derecede soğuk vardi ve zayif insanlari uçuracak kadar kuvvetli bir ruzgâr esiyordu. bir an pencerenin önunde öylece kalakaldi. bacalarin etrafini çeviren siğircik kuslarini izledi. isinmak için çektikleri sikintiyi dusundu. ardindan da mendil satan çocuklari ve camsiz evlerde uyuyanlari Continue reading “yeşil anı hikayesi” »

  • O benim dostumdu. Evet o benim dostumdu, öyle sanıyordum. Dostum değilmis.
    Belki de hic dostum bile olmadı. Onun dostluk anlayısıyla benimki cok farklı birbirinden cok. Benim gercek dostum diyebileceğim tek bir insan vardır. Ebedi dostum o benim. Bana dostuymusum gibi davranmıyor ama benden öle bekliyo. O acık sözlu olduğunda gurur duyuyor, ama ben acık sözlu olunca kusuyor. Belkide bu yuzden ona bu kadar yalan söyluyorum. Continue reading “sahte dost budur” »

  • _bir cocugun manevi deyeri

    -birgun mustafa babasını gormek ıcın antalydan istanbula gelır ama bu hıcte ıyı bı karsılasma olmaz mustafa babasını evde ararken babası bır meyhane kosesınde sızıp kalmıstır ogun mustafa babasını beklemektedır ama bu bekleyisi fazla surmektedır
    -ancak mustafanın annesı cok ıyı bırıdır mustafa ogun babasını goremeden uyumstur sabah kalktında ıse babası halen gelmıstır annesı mustafaya şşöyle Continue reading “işte hayatın anlamı” »

  • İste o gun dersaneye gittim ve onunla karsılastım o anda hersey durmustu sanki sadece ben ve o vardık sanki acaba o da aynı seyleri hissetti mi arkadasımın sevgilisinin arkadasıydı. Ertesi gun okula gittiğim de ne göreyim o benim okuluma gelmisti arkadasıyla beraber cok mutlu olmustum onu görunce ama utancımdan yanlarına bile gidemedim. İste bana cıkma teklif etti bende kabul ettim. cok mutluyduk yada ben öyle sanıyorum. Aradan tam 1 sene gecti onu hala ilk gun ki gibi seviyordum ve onunla 1. Continue reading “çok sevmiştim seni orta okul aşkım” »

  • Halil Bey arabasına atlamışş evine doğru yol alıyordu. Bir yandan ramazan ayı son orucunun ağırlığı, bir yandan bayram telâşşı, bir yandan da arife gunu olmasına rağmen tatil edilmeyen işşin bitmez cilesi kendisini bir hayli yormuşştu. şşimdi tek duşşuncesi vardı; Bayram dolayısıyla aldığı hediyeleri evine ulaşştırmak, dört gözle yolunu bekleyen cocuklarını sevindirmek…

    İftar yaklaşştığı icin yollar kalabalık, trafik sıkışşıktı. Halil Bey gunun yoğun gecmesinden dolayı diğer gunlere kıyasla daha fazla acıkmışştı. Bu aclık kendisinde halsizlik oluşşmasına, başşının dönmesine sebep oluyordu: “Bir kaza olmadan, sağ salim eve ulaşşırım inşşallah!” diye dua ediyordu.

    İşşte bu anda anîden yanan kırmızı ışşığı görunce gecip gecmemekte kararsız kaldı. Önundeki araba durunca oda firene bastı, ama biraz gec kalmışştı. Tekerlekleri kayan araba öndeki araca hafifce carptı. Halil Bey önemli bir kaza olmadığı icin şşukur ediyordu ki gözlerine inanamadı; carptığı aracın iri yarı şşoföru hızla kapıyı acmışş, elinde koca bir bezbol sopasıyla öfkeli öfkeli kendisine doğru geliyordu. “Gelişşinden belli, kesin dövecek” diye duşşundu. Karşşılık mı verseydi acaba? “Hayır! Bu hicbir işşe yaramaz” dedi kendi kendine, “Adam dev gibi, elimi kaldırmaya fırsat vermeden beni mahveder” diyordu. Ne yapmalıydı Allah’ım! İşşte adam iyice yaklaşşmışştı. Bekli de az sonra kendini kaybedecek, gözlerini hastanede acacaktı. Adam varmışştı işşte kapıya. Sağ eliyle sopayı sıkıyor sol eliyle de kapıyı acıyordu. Hemen adamı yatışştıracak bir şşeyler söylemeliydi. Halil Bey, daha adam kapıyı acar acmaz, ağzını acmasına bile fırsat vermeden, zoraki tebessumle sağ elini ona doğru uzatıp; “bayramınız mubarek olsun” dedi, “size bir şşey olmadı inşşallah?” dedi.

    Adam kendisine uzanan bu dost eli karşşısında kısa bir şşok gecirdi. Az önce avına saldırmak icin bekleyen aslanın hırcın bakışşlarını andıran bu gözlerde şşimdi mahcubiyet okunuyordu. Halil Bey adamın sopayı saklamaya calışştığını fark etti. Hala korkudan titreyen ellerini onun omzuna koyup; “size bir şşey olmadıysa endişşelenmeye gerek yok. Cana gelecek olan mala gelsin. Öyle değil mi?” dedi. Adam söyleyecek söz bulamıyordu. Ağzından dökulen iki uc cumleyle ancak şşunları diyebildi: “Sizinde bayramınız mubarek olsun efendim. Bizde de, arabalarımızda da önemli bir hasar yok. Hadi! İftara gec kalmayalım. Size uğurlar olsun…

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat