• İtiraflar 12.01.2009 No Comments

    Hâsılat rekorları kıran Recep İvedik’in ikinci filminin vizyona girmesine az bir süre kaldı. Kaba bulunduğu ve çok eleştirildiği halde gişe rekorları kıracak derecede seyirci bulmasının sebepleri ne olabilir acaba? Muro’ya gittim; fena değildi. Arog’u da pek merak etmiyorum. Zira basında çıkan eleştiriler hevesimi kaçırdı. “Başka bir filmin kopyası” gibi söylentileri duymuşsunuzdur.

    Tags: , , , , ,

  • Ebu Müslim Havlani bir toplulukta konuşulanları dinler.Hemen hepsi de hanımından şikayette bulunmaktadırlar. Ancak Ebu Müslim’de şikayet filan yoktur. Derler ki:– Veli gibi bir hanıma düştün de sesin sedan çıkmıyor değil mi? Omuzlarını silkerek cevap verir: – Bizimki veli filan değil kelimenin tam manasıyla delidir deli!… – Öyle ise derler nasıl geçiniyorsun böyle deli biriyle? Cevap verir: – Ben usulünü biliyorum da öyle geçiniyorum, kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!… Büsbütün meraka düşerler. – Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usulü nedir ki? diye sormaktan kendilerini alamazlar. Şöyle izah eder Ebu Müslim, geçinmenin sırrını. Der ki: – Allahü Azimüşşan, Âdem Aleyhisselam’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Akıllı bir adam oldu. Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti. Öfke: – Ben dedi. Âdem’in bedenine giremem. Çünkü orada akıl vardır! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız!… Rabbimiz buyurdu: – Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye çalış, oraya yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’in bedeninde hükmünü icra eder, onu deli yaparsın. Ebu Müslim burada der ki : – İşte biz hanımla bu konuda anlaştık. Dedik ki; mademki insana öfke gelince akıl gidiyor, insan delinin teki haline geliyor. Öyle ise evde kim öfkelenirse o an sanki o delidir. Deliye karşı ise bir veli lazımdır. Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyeceksin. Çünkü ben o an deli sayıldığımdan deli adamdan her şey beklenir diyerek veli rolüne gireceksin, aklım gelinceye kadar bir deliye bir veli rolü oynayacaksın. Ebu Müslim burada şunu da ilave eder: – Tabii der, bu sabır benim için de geçerli bir görevdir. Bazen hanım öfkelenir, bu defa o deli durumuna girer bana veli rolü düşer, ben bir veli gibi sabır gösterir, karşılık vermemeye çalışırım. Aklı gelip de akıllı insana muhatap olduğumu anlayıncaya kadar, bu sabır devam eder. Ebu Müslim bundan sonrasını şöyle tamamlar: – İşte der ey dostlar, benim hanımdan şikayetçi olmayışımın sebebi budur. Gül gibi geçinip gitmemizin sırrı da buradadır. Tavsiye ederim, siz de bir deliye bir veli rolü oynayın, öfkelenince karşı taraf veli rolüne girsin, sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz ki tartışma kısa zamanda son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak. Çünkü öfkeli taraf kendisine karşılık verilmeyişinin takdirini, minnettarlığını duyacak. Bu da mutluluk vesilesi olacak. Sakın “bir deliye bir veli rolü basit bir şey” deyip de geçmeyin. Sadece bir deneyin yeter. İşte size güzel geçinmenin sırrı

    Tags: , , ,

  • İmâm-ı Hasen ve imâm-ı Hüseyn ve Abdüllah bin Ca’fer r.a. Medîne-i münevvereye giderken, yolda erzâkları kalmadı. Sahrâda oldukları için, yiyecek birşey alacak yer de olmayıp, açlık ve susuzlukdan gâyet muzdarib oldular. Allahü teâlâya tevekkül etdik deyip, yoldan sapdılar. Birâz gitdikleri gibi, ovanın orta yerinde bir karaltı gördüler. Ona doğru sürüp, gitdiler. Bakdılar ki, bir kara çadır içinde, bir kadıncıkdan başka kimse yok. Kadıncağıza selâm verdiler. O kadıncağız da, letâfet ile selâmlarını alıp ve bunlara dikkat ile bakdı. Hâtırına bu geldi ki, bu üç sultânın dünyâda benzerleri az bulunur. Kadına dediler ki, -Bir yiyeceğin var mıdır. -Bir keçim vardır. Kendiniz sağınız, sütünü içiniz. İmâmlardan birisi sağdı, bir çanak südü bir imâma verdi. Bir çanak da Abdüllaha verdi. Bir çanak da kendi içdi. Ondan sonra kadına dediler ki, -Başka yiyeceğin yok mudur. -Bu keçimi boğazlayıp, yiyin. O kadın, bunu böyle söyleyince, Abdüllah hazretleri o keçiyi kesip, pişirip, yidiler. Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretlerine hamd edip, atlarına bindiler. Sonra kadıncağıza dediler ki, -Medîne-i münevvereye vardığın zemân, mutlaka bize uğrayasın ki, biz Seyyidlerdeniz ve Hâşimîlerdeniz. Se’âdetle dönüp, gitdiler. Bir zemân sonra o kadıncağızın kocası geldi. Gördü ki, ortada keçi yok. -Keçi ne oldu diye sordu. Hanımı da meydâna gelen hâdiseyi anlatdı. Kocası da huzûrsuz olup, -Ey akılsız hanım! Niçin böyle yapdın. Bizim ondan gayri nesnemiz yok idi, dedi. -Allahü teâlâ rahîmdir. Kullarını aç koymaz. Bunun gibi güzel yiğitler, asîlzâdeler evimize geldi. Onları müsâfir etmeden göndermek insâf değildir. Bir keçi nedir ki, öyle sultânlardan esirgerim. Ammâ kadıncağız, imâmları bilmez idi. Güzel yiğitleri gördüğünde, mubârek yüzlerinin nûrânîliğinden ve sözlerinin tatlılığından, firâsetle bildi ki, asîlzâdeler ve çelebî insanlardır. Onun için kendilerinden bir nesne esirgemedi. Bu dünyâda bütün malı bir keçi olup, onu da müsâfirlerine ikrâm etmek o kadıncağızın kemâl derecede cömerdliğini gösterir. Artık, kadıncağız, kocası ile birşeyler alıp-satmak için, Medîne-i münevvereye gitdiler. Şehir içinde gezerken, hikmet-i ilâhî, imâm-ı Hüseyn ‘radıyallahü teâlâ anh’ hazretlerine Bâb-ı selâm önünden geçerken rast geldiler. İmâm hazretleri, kadıncağızı gördü ve tanıdı. Acele adam gönderip, huzûr-ı şerîflerine getirdiler. Kadıncağıza hitâb edip, buyurdular ki, -Benim kim olduğumu bilir misin? -Bilmem, deyip, cevâb verdi. İmâm hazretleri buyurdu ki, -O üç yiğit, bir zemân senin çadırına uğradılar. Sen onlara süt içirdin. Keçiyi kesdiler. Onların biri, benim. Emr etdi, bunlara ziyâde ikrâmda bulundular. Hikmet-i Rabbânî imâm hazretlerinin yanında fazla bir şey bulunmadığından, beyt-ül mâl emînine adam gönderdiler. -Bize bin dirhem gümüş ve yüz koyun versin. İnşâallah biz yine veririz, dediler. Beyt-ül mâl emîni verdi. Huzûr-ı şerîflerine getirdiler. Temâmını kadıncağıza verip, bizi ma’zûr tut, dedi. Yanlarına adam verip, imâm-ı Hasen r.a. hazretlerine gönderdi. İmâm-ı Hasen de bunları iyi karşılayıp, yanında bulunduğu kadar ikrâm etdi. Ve onların yanında fazla nesne bulunmadığı için, beyt-ül mâl emînine adam gönderip, bin dirhem ile ikiyüz koyun ödünç aldılar. Hepsini o kadıncağıza verip, özr dilediler. Sonra yanlarına bir adam verip, Abdüllah bin Ca’fer hazretlerine gönderdiler. Abdüllah hazretleri, -İmâmlar ile buluşdunuz mu diye süâl etdi. -Evet, onlardan geliriz, dediler. Abdüllah hazretleri buyurdu: -Ne olaydı, önce bizim yanımıza gelseydiniz! Zîrâ onların ellerinde, dünyâ malı karâr etmez. Hâzır nesneleri bulunmadığı için, belki ızdırâb çekmişlerdir. Bunlar dediler ki, her biri biner dirhem ve yüz ve ikiyüzer koyun ihsân etdiler. Abdüllah hazretleri çok ni’metler verip, ikibin dirhem ve dörtyüz koyun ihsân etdi. Hazret-i Abdüllah bin Ca’fer varlıklı idi. Ondan sonra, kadıncağız kocası ile dörtbin dirhem gümüş ve yediyüz koyunu alıp, sevinerek evlerine döndüler. Resûlullahın ’sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem’ hazretlerinin evlâdının cömerdliği, ikrâmları bu mertebede olunca, lâyık olan odur ki, ümmeti olan kişi dünyâya rağbet etmeyip, eline geçeni infâk edip, onların izinden gidip, tâ ki, dünyâda müslimânlıkları ma’mûr, âhıretde de günâhları afv edilmiş olur.

    Tags: , , , , , , , , ,

  • Bir kâfilede bulunan insanlar, Ebü’l-Hasan Harkânî hazretlerinin huzûruna gelip; – Yollar korkuludur. Bize bir duâ öğretiniz.” diye istirhâm edince; – O zaman, Ebü’l-Hasan’ı hatırınıza getiriniz, buyurdu., Bu söz, gelenlerin hoşlarına gitmedi. Yolda eşkıyâ, önlerine çıktı. Hepsinin mal ve metâlarını aldı. Yalnız, Ebü’l-Hasan-ı Harkânî hazretlerini hatırlayan bir kimsenin malına zarar gelmedi. Bu hâle arkadaşları şaşıp, sebebini sorduklarında; – Ebü’l-Hasan-ı Harkânî’yi hatırladım ve kurtuldum, cevâbını verdi. Gelip durumu Ebü’l-Hasan hazretlerine anlattılar. Ve; – Biz Allah’tan yardım istedik, eşkıyâlar bizi soydu. Fakat seni hatırlayıp, senden yardım isteyen şu arkadaş kurtuldu. Bunun hikmeti nedir?” diye sordular. – O arkadaşınızı kurtaran, Allahü teâlâdır. Günahkâr ağızdan çıkan duâyı cenâb-ı Hak kabûl etmez. Bunun için siz Allah’a yalvardığınız zaman duânız kabûl olmadı. Bu arkadaşınız beni hatırlayıp imdât isteyince, ben de Rabbime duâ ettim; “Yâ Rabbî! Şu kulunu içinde bulunduğu belâdan kurtar.” dedim. Rabbim benim duâmı kabûl ettiği için, o arkadaşınız kurtuldu. Mesele bundan ibârettir.” buyurdu.

    Tags: , , , , ,

  • Hazret-i Ömer .a. anlatıyor: – Bir gün Resûl-i ekrem sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem bize, askeri donatmak için, sadaka getirin diye, emr etdiler. Benim malımın çok olduğu bir zemân idi. Gönlümden geçdi ki, her zemânda, kardeşim Ebû Bekr adıyallahü teâlâ anh sadaka husûsunda hepimizden fazla sadaka verirdi. Ammâ bu defa ben ondan fazla vereyim diye, malımın yarısını götürdüm. Resûlullah sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem buyurdular ki, – Yâ Ömer! Ev halkına ne alıkoydun. Dedim ki, – Yâ Resûlallah! Yarısını alıkoydum. Bu sırada Ebû Bekr adıyallahü anh cümle malını getirip, koydu. Hazret-i Fahr-i Enbiyâ buyurdu ki, – Yâ Ebâ Bekr!Ev halkına ne alıkoydun? Ebû Bekr, – Yâ Resûlallah! Ehlime Allahü teâlâyı ve Resûlünü alıkoydum, deyince, – İkinizin arasındaki fark, cevâbınız arasında olan fark gibidir, buyurdular. Ondan sonra, Ebû Bekr-i Sıddîkın her bir işde, önüne geçme ümmidimi kesdim

    Tags: , , , ,

  • İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a.in arkadaşlarından, o dönemin hadis ve kıraat âlimlerinden Süleyman Ameş, bir gece evinde eşiyle tartışmış ve hanımını biraz incitmişti. Buna rağmen tartışmadan hemen sonra hanımıyla tekrar konuşmak istemiş, ama hanımı kocasına kırgın olduğu için, adamın sözlerini cevapsız bırakmıştı. Adam öfkeyle: -Niçin bana cevap vermi yorsun? diye hanımını bağırıp, azarladı. Fakat bir cevap alamadı. Ameşin kızı babasına: -Bu gece olmasa da, yarın sabah konuşur seninle, dediyse de adamın öfkesi dinmedi: -Eğer bu gece benimle konuşmazsa, benden kesin boş olsun, dedi. Kızcağız da annesini konuşması için ikna etmeye çalıştı. Ama annesi inat etti, konuşmamakta direndi.Karısının konuşmamakta kararlı olduğunu gören Ameşin ise az önce öfkeyle ettiği yeminin ciddiyeti aklına geldi, söylediğine pişman oldu. Eşiyle boş olmaktan kurtulmak için care düşünmeye başladı. Gecenin bir yarısında giyinip evden cıktı. Doğru Ebu Hanife Hazretlerinin evine gitti. Ebu Hanife onu içeri alıp derdini sordu. Ameş karısıyla olan hadiseyi anlattı, dert yandı: -Bu kadın bu tavrıyla benden kurtulup kaçmak istiyor. Beni sıkıntıya sokmasından korkuyorum. Kendisi çocukların annesidir. Onu boş olmaktan kurtarıp beni rahatlatacak bir care var mı? diye sordu. Ebu Hanife: -Üzme kendini. Allahın izniyle bir care bulunur, dedi. Ebu Hanife, Ameşin oturduğu yerdeki mescidin müezzinine haber gönderip yanına çağırdı. Bu gece sabah ezanını henüz vakti girmeden okumasını tenbihledi. Ameş de evine dönüp, ezanı beklemeye başladı. Daha sabah olmadan okunan ezanı duyan Ameşin hanımı, sabah oldu da boşanması gerçekleşti zannederek konuştu: -Oh be! dedi. Senden kurtuldum, kötü huylu herif! Ameş ise kıs kıs gülerek cevap verdi: -Henüz sabah olmadı. Sen de konuşup yeminimi bozdun. Bize çare gösterenden Allah razı olsun.

    Tags: , , , , , , , ,

  • Firavunun kahinleri, saltanatı yıkacak çocuğun dünyaya geldiğini kendisine haber verdiler. Firavun ölmemek için öldürmek sevdasına kapıldı. O sene dünyaya gelen erkek çocuklarını, kılıçtan geçirtmeye başladı. Cellatlar; sokak sokak, ev ev dehşet ve ölüm saçıyorlardı. Kadının biri, doğum sancıları başlayınca, mağaraya vardı ve çocuğunu orada dünyaya getirdi. Çocuğunun , gözünün önünde öldürülmesinden korktuğu için orada bırakarak evine döndü. Mukadderatı ile başbaşa kalan çocuğu, Cenab-ı Hakkın emriyle, Hz.Cebrail besleyip büyüttü. İlk fırsatta mağaraya koşan kadın, çocuğunu hayatta bulunca sevindi, onu emzirip doyurdu ve tekrar evine döndü. Günler böylece geçerek küçük büyüdü ve sonunda Hz.Musa ın kavmini, altından buzağıya taptıran kimse bu çocuk oldu. Adı Musa. Samira kabilesine mensup bulunduğu için, kendisine Samiri lakabı verilmiştir. Asalet olmayınca, Cebrail aleyhiselamın verdiği gıdaya ihanet etti. Diğer bir Musa da Allahın Kelimi, Peygamberi ve Firavunun helakinin zahir planda sebebi oldu. Cenab-ı Hakk, onu Firavunun sarayında ve kucağında büyüttürdü. Hz.Musa ın annesi, kalbine gelen bir ilhamla oğlunu bir sandık içine koyarak Nilin akıntısına bıraktı. Nilin kıyısında yapılmış sarayının balkonunda, karısı Asiye ile birlikte oturmakta bulunan :Firavun, nehirden gelmekte olan sandığı yakalatıp açtırdı. Derhal, içinden çıkan küçük Hz. Musayı öldürtmek için emir verdiyse de Asiye buna mani olarak: – Benim için de, senin içöin de bir göz bebeği! Onu öldürmeyin. Olur ki, bize faidesi dokunur, yahut onu evlat ediniriz, dedi. Netice itibariyle Firavunun büyüttüğü Musa; Peygamber oldu ve Firavunun saltanatını yıktı. Bir Arab şairi, aslet olmayınca terbiyenin fayda vermeyeceğini dile getiriken: Fe Musallezi rabbahü Cibrilü kafirün Ve Musallezi rabbahü Firavnü mürselü demiştir. Yani”: Asalet olmadığı için Cebrailin büyüttüğü Musa kafir oldu ve asil bir soya sahip olduğu için Firavunun beslediği Musa ise Peygamberdir”

    Tags: , , , , , , , , , ,

  • universiteyi kazandigimi oyrenince cok sevinmistim.okulda bir erkek var. o erkek bana arkadasindan haber gonderdi. benden hoslaniyormus. ve ben kabul etmedim.o cocukta tamam artik o benim kardesim.dedi. ama nereye gitsem pesimdeydi. sonra 5- 6 ay sonra goremedim onu. derslerdede yoktu. bende fazla ilgilenmedim. sonra arkadaslardan oyrendimki babasi olmus. cok uzuldum. once inanamadim. daha sonra yine okula geldi. hic bir sey eskisi gibi degildi . benimle eskisi gibi ilgilenmiyordu. cok deyismisti.. eskisi gibi ilgilenmiyordu. bende fazla umursamadim. 5-6 ay sonra benim bir arkadasim bana bir erkekden hoslandiginin soledi. universitededn. bende ismini sordugumda. onun ismini soledi. sok olmusdum. sonra kiza her seyi anlattim. niye anlattim bimiyorum. kizda benden ozur diledi. bende neden diye sordu ben onu sevmiyorumki oda artik beni sevmiyor dedim. kiz hep bana onu anlatirdi. bende dinlerdim . icimdede cok uzulurdum .bende sonralar neden bilmiyorum ondan hoslanmaya basladim. aslinda hoslanmiyordum onun benimle eskisi gibi igilenmesini istiyordum.kizda ondan hoslandigini soliyince ….. ama artik beni sevmek ne sanki benden nefret ediyordu. nedenini bilmiyordum. eskiden ben neredeysem oraya giden adam. simdi ben neredeysem oradan kaciyordu. sinifa öğretmen girmezse girmiyordu.arkdasima anlatinca bu durumu sana ole geliyor dedi. ama sonra oda gordu. bir keresinde disari ciktik biz arkadasla oda disaridaydi sinifa gitti ve oturdu . sonra biz iceri girdigimizde oda yerinde kalkip disari cikti.ben soru soruyordum ona cvp vermiyord arkadasi cvp veriyordu. ben ona ne yapdim hic bilmiyorum. neyse sonra annesininde hasta oldugunu duydum. ve cok uzuldum. ve sonra evlenenceyini duydum yasi daha19. ve evleniyor. arkadaslardan duydumki annesine bakmak icin bir kzila evlendi. cok uzulmustum. artik onu unutacaktim. evlendikten sonra universiteye geldiginde artik ona bakmamaya calisiyordum. bakamazdimda evli. bir iliski baslamadn bitti. bazen evet deseydim diye dusunuyrum. ama artik cok gec.

    Tags: , , , , , , ,

  • hani ilk görüşte derler ya.ilk gördüğümde hayallerime kavuşmuş gibi olmuştum.aynı dersanedeydik ben onu ilk günden itibaren geleceğim olarak hayal ederken çok yakın arkadaş olmuştuk.aynı ark.ortamındaydık.ama sanki daha yakındık birbirimize.ben onu gittikçe daha,daha çok sevmeye başlamıştım…ardından klasik gözyaşları.hergün ağlıodum ama ona gidip seni seviorum cesaretini hiç bulamadım.sölersem arkadaşlınıda kaybedip bidaha yanında olamamaktan korktum hep.herkes bizi yakıştırıodu oysaki.bigün arkadaşım gidip ona herseyi anlatmış.çok şaşırmış tabiki.ama snra bi şekilde başladık ve başladığımız günden itibaren çok şey atlattık.bi kaç kere ayrıldık ve yeniden barıştık.ve asla unutamıcam ogün yüzük takmıştık.hersey okadar güzeldiki hayallerimi süsleyen emir şimdi herşeyi gercekleştriodu.ailesiyle tanıştırmaya karar verdi beni.gittik…hersey okadar güzel ve yolunda görünüoduki.daha mutlulumun üzerinden sadece bir gece geçmişken telefona gelen bi msj herseyi mahvetti.ailesi beni istememiş ve oda biraz bile olsa mücadele etmemiş bnm için.kabullenmiş.içimdeki acı tarifsizdi oan.sdce gözyaşları konuşuo dilim tutulmuş gibiydi.bitirmeye karar verildi ve bitti..o şimdi ailesinin istediği biriyle evlenmeyi beklerken ben hala onun yasını tutuorum.en zoruda için kan ağlarken mutlu gibi görünmek.sevgi bu kdr kolay harcanmamalı.kolay harcanabiliosa sevmemeli gönül.aşk tek kişilik yaşanmaz çnkü…herkes sevgisine sahip çıksın çnkü kolay bulunmuo….idam sehpasında tek aşk can verilmio….

    Tags: , , , , , , , , ,

  • okula yenı başladığım yıllarda eski okulumdan burağı sewiyodum öle işte herkez biliyodu tabı bunu sınıfta sonra 1sene bitti yeni döneme geçtik bizim sınıfta benım k.k var yakup bunla msnde görüşürken yanında biri varmış caner die sonra işte cam aça aça bu caner benı görmüş sewmiş sonra biyerde benı örmüş yakuptan msnmı almış ama aynı okuldayız ve ben hiç görmedim.Neyse işte benı ekledi selam sen kımsın yazdım caner dedi bızım okuldan gitti o sene.Sonra nerden aldın msnmı dedim ark.dedi nie aldın dedim senı sewiyorum dedi nasıl sewiyosun hiç gördünmü dedim ewt hemde çok dedi cam aç bakım dedim çocuk yakışıklı.ama benım gözüm buraktaydı tabı bu çıkma teklifi etti kbl etmedim bidaha etti etmedim burağın başka biriyle çıktını öğrendim bz canerle ark.olduk ona dedim bu burk başkasıyla çıkıo buda fırsattan itibaren çıkma teklifi etti düşünmek için süre istedim düşündüm bi kaç gün sonra burağı unutmak için çıkacam dedim kendi kendime..Sonra kabul ettim ama onu sevmiyodum sonra vakit geçti sewmeye başladım derken deli gibi aşık oldum vede vazgeçemedim..Sonra biz bunla ayrılıo barıştık işte ama deli gibi sewiyom caner hergün benım ewimn önüne geliyo bnde dışarı çıkıoyom msndede konuşuyoz neyse bz bunla ayrıldık bu bizim okula geldi ama bn hala sewiyom onu bunla karşılaşıom bigün gözgöze geldiko an yıkıldım zaten neyse 2.haftasının ilk gününde okulda gösteri wardı müzik felan bn oynuyom ayıptır sölemesı oryanteli iyi oynarım bide okl forması war etekte kısa brs biz ipekle oynuyoz etrafımız erkek dolu kızda var tabı hoclr toplandı bakıyolar sonra sercan benı oynarken görmüş canere sölemiş sercanla ikisi gelmiş bakıyo caner tabı gülüyo şimdi arada sırada gözü kayıyo ……neyse işte bu bana haber yolluyo çok güzel oynuyon dhada kıvırt die sonra ben floru sercana verdim buda canre verdi bnde mrdvnn bşndym onlar yukrda caner floru aldı inceledi sonra pynayanların arasına attı orda oyna ordan daha güzel görünüyon demiş sonra bana bakarak sırıtıyo bn oynarken geliyo benı izliyo etrf erkek dolu herneyse canern benı sewdiğini öğrendim duyduğu yalan yüzünden benden ayrılmış ona demişlerki senin sevgilin yanı sewgi senın hakkında ynlş şyler sölüyo bn sölemem onu sewiyomçünkü hrneyse inş barışırız

    Tags: , , , , , , , , ,

Rss Feed Tweeter button Facebook button Technorati button Reddit button Myspace button Linkedin button Webonews button Delicious button Digg button Flickr button Stumbleupon button Newsvine button Youtube button
Edebiyat Edebiyat