Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde deve tellal pire berberken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken, birbirine bir elmanın iki yarısı kadar benzeyen iki kardeş varmış. İkizlermiş; boyları bosları, kaşları gözleri aynıymış ama huyları birbirinden çok farklıymış. İkiz Bir bağırarak konuşur, İkiz İki’nin sesi yumuşacıkmış. İkiz Bir vurup kırmayı severmiş, [...]
“Benim hediyem Güzellik,” demiş ikinci peki. “Benim hediyem Akıl,” demiş üçüncüsü. Böylece on bir peri hediyelerini tek tek vermişler.
On ikinci peri tam hediyesini vermek üzereymiş ki, bir gökgürültüsüyle sarsılmış bütün saray. Kapılar ardına kadar açılmış, içeriye yaşlı bir kadın girmiş ayaklarını sürüye sürüye. Onu gören herkes korkudan gözlerini kapatmış.
“On üçüncü peri!” diye bağırmışlar hep bir ağızdan.
Karlı bir kış günüymüş…
Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç,
yalnız bir adamın penceresinin dışına gelip
gagasıyla camı tıkırdatmış, adeta adamın onun
içeri girmesine müsade etmesini
Eniştem; kızkardeşimin tuvaletinin en alt gözünü açtı ve
ince kağıda sarılmış bir paket çıkardı. “Bu” dedi, “sıradan
bir çamaşır değil.” Kağıdı açtı ve çamaşırı bana uzattı.
Zarif ve ipekliydi. Kenarları elişi dantelle süslenmişti .
Astronomik bir fiyat taşıyan etiketi hala üstündeydi.
Yoksul bir oduncu, ıssız bir ormanın kıyısındaki küçük bir kulübede karısı ve üç kızıyla birlikte oturuyormuş. Bir sabah yine işine giderken karısına demiş ki “Bugün öğle yemeğimi büyük kızla ormana gönder. Çünkü öğleye kadar işimi bitiremeyeceğim. Kız yolunu şaşırmasın diye yanıma bir torba darı alıp yollara serpeceğim.” Güneş ormanın tepesine kadar yükselince, kız bir tas çorbayla yola çıkmış. Fakat ormanlarda, kırlarda uçuşan serçeler, çayır kuşları, ispinozlar, kara tavuklar,
İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı. Hükümdarlardan biri günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği; birer karış yüksekliğinde altından birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi [...]
KONU;”öğrendim ki… Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, Pişmanlığın uzun yıllar sürüyor…” ———————SEVĞİ NEYDİ? ,,,,,,,,,,,,,,,,,Hatırlayanınızın varmı,sevgi neydi?İlk sevgi sözcüğünü, ilk kıpırdanışını yüreğinin ; hatırlayanınız var mı? İlk hüznümüzün adını sevgi koyabiliyor musunuz , şimdi geriye dönüp baktığımızda? Hayatınızda ne zaman sevgi, paralarınızdan önce tartıldı? En son ne zaman sevgimizi söylemiştik bir sevgiliye? Her gün bir parçamızı daha tüketen [...]
Küçük kız gözlerinde yaşlarla yoldan geçen yaşlı bir bayana sordu : “Elbisemi beğendiniz mi…” Yaşlı bayan kendisine seslenen küçük kıza gülümseyerek baktı. “Evet çok güzel bir elbisen var yavrum” dedi. Kız hemen arkasından heyecanla ekledi..”Annem bunu benim için dikti” Yaşlı bayan sormak istedi “Ama söylermisin neden ağlıyorsun?” Küçük kız sesi titreyerek yanıtladı: “Çünkü … Bu [...]
Balkondaki karanfillerimiz tomurcuk verdi. Anlaşılan şehre bahar geldi ve aklıma da sen…Özlemim… Güzel günler sığdırdık günlüğümüze, ardından da yalnızlıkları. Hiçbir zaman anlayamadım, neden böyle tükettik yılları..Özledim… Bugün, bugün öyle faklı doldun ki içime. Bambaşkaydı, her şey başka! Duygularım başka, hayallerim başka, sen başka…İliklerime kadar sen doluydum bugün. Bütün gün yüreğimin ucunda bir özlemdin ve dilimde [...]
Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı. Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu; -Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!”muş. Bu gün [...]